İçinde bel olan 6 harfli 19 kelime var. İçerisinde BEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bel olan kelimeler listesine ya da sonu bel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
B E L
3 Harfli Kelimeler
BEL, LEB
2 Harfli Kelimeler
BE, EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BELEDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça beledī
-
[sıfat, eskimiş]
Şehirle ilgili
- "Millî hükûmet arzu eder ki tamamıyla sınai bir şehir olsun; bu beledi bir fikir olamaz, millî bir fikirdir."
-
Bakınız yerleşik
- "Beledi hastalık."
-
[isim]
Pamuklu, kalın bir tür kumaş
-
[sıfat, eskimiş]
Şehirle ilgili
- BELEŞE
-
-
[zarf]
Bakınız bedava
-
[zarf]
Bakınız bedava
- BELLEM
-
-
[isim]
Bellemek yetisi
-
[isim]
Bellemek yetisi
- BELLEK
-
-
[isim, ruh bilimi]
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü; an (III), dağar, dağarcık, akıl, hafıza, yâd, zihin
- "Böylelerini dinlediğimizde belleğimizde sözleri hiç mi hiç kalmaz."
-
[bilişim]
Bilgisayar, telefon, otomatik kumanda vb. aletlerde programları ve verileri barındıran ortam
-
Bakınız kafa
-
[isim, ruh bilimi]
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü; an (III), dağar, dağarcık, akıl, hafıza, yâd, zihin
- BELSEM
-
Kelime Kökeni: İngilizce balsam
-
[isim]
Bakınız balsam
- "Hem de topu da belsem ağacından yapılmıştır."
-
[isim]
Bakınız balsam
- BELGEÇ
-
-
[isim]
Bakınız belgegeçer
-
[isim]
Bakınız belgegeçer
- TABELA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca tabella
-
[isim]
Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan nesne; levha
- "Birinci kata çıkıyorum, tabelalara bakıyorum, aradığımı bulamıyorum."
-
Hastane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge
-
Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt
-
[isim]
Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan nesne; levha
- BELİZE
-
-
[isim]
Orta Amerika'da, Karayip Denizi kıyısında bir ülke; başkenti Belmopan
-
[isim]
Orta Amerika'da, Karayip Denizi kıyısında bir ülke; başkenti Belmopan
- BELKİM
-
-
[zarf]
Bakınız belki
-
[zarf]
Bakınız belki
- BELİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça beliyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bela
- "Sebep hep sensin, o zaman muvafakat edeydin belki bu beliyeler başıma gelmezdi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bela
- EBELİK
-
-
[isim]
Ebe olma durumu
-
Ebenin yaptığı iş
-
Çocuk oyunlarında ebe olma durumu
- "Ebe sendin, yaklaş da gözlerini bağlayayım, ebelikten kolay kolay yakayı sıyıramazsın."
-
[isim]
Ebe olma durumu
- BELEME
-
-
[isim]
Belemek işi
-
[isim]
Belemek işi
- BELGİT
-
-
[isim, ticaret]
Bakınız senet
-
[mantık]
Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme; hüccet, burhan
-
[isim, ticaret]
Bakınız senet
- TEMBEL
-
Kelime Kökeni: Farsça tenbel
-
[sıfat]
İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse); ağırcanlı, haymana
- "Tembeller ve işsizler daha çok yorulurlar."
-
[tıp]
Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ)
- "Galiba karaciğeri de tembel."
-
[sıfat]
İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse); ağırcanlı, haymana
- BELGİN
-
-
[sıfat]
Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan; sarih
- "Yalnızca beyaz elleri belgin, bir hülya kadını, dağılan bir evrenin perisi olup çıkar."
-
Açık, kolay anlaşılır olan
-
[sıfat]
Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan; sarih
- BELASI
-
-
-den dolayı, sebebiyle
- "İlme karşı saygı belası olarak dinlemek zaruridir."
-
-den dolayı, sebebiyle
- CEBELİ
-
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker
- "Tımarın geliri kendisinden başka iki cebelinin de savaşa hazır bulundurulmasını sağlayacak kadardı."
-
Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker
- BELLİK
-
-
[isim]
Bir şeyin belli olması için arasına veya üzerine konulan işaret
-
Bakınız ayraç
-
[isim]
Bir şeyin belli olması için arasına veya üzerine konulan işaret
- BELALI
-
-
[sıfat]
Yoran, üzen, can sıkan
- "Bu belalı işin iyi gitmeye başlamasının daha ucundayız."
-
Kavgacı, şirret olan
- "Yeryüzünde balta olacak bundan daha belalı bir adam olacağını tasavvur edemiyorum."
-
[isim]
Kadının zorba dostu
- "Belalıları başından taşkın kadınlarla uğraşacak yaşta değiliz."
-
[sıfat]
Yoran, üzen, can sıkan