İçinde bel olan 6 harfli 19 kelime var. İçerisinde BEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bel olan kelimeler listesine ya da sonu bel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

B E L

3 Harfli Kelimeler

BEL, LEB

2 Harfli Kelimeler

BE, EL, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BELEDİ

Kelime Kökeni: Arapça beledī

  1. [sıfat, eskimiş] Şehirle ilgili
    • "Millî hükûmet arzu eder ki tamamıyla sınai bir şehir olsun; bu beledi bir fikir olamaz, millî bir fikirdir." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bakınız yerleşik
    • "Beledi hastalık."
  3. [isim] Pamuklu, kalın bir tür kumaş
BELEŞE

  1. [zarf] Bakınız bedava
BELLEM

  1. [isim] Bellemek yetisi
BELLEK

  1. [isim, ruh bilimi] Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü; an (III), dağar, dağarcık, akıl, hafıza, yâd, zihin
    • "Böylelerini dinlediğimizde belleğimizde sözleri hiç mi hiç kalmaz." (Salâh Birsel)
  2. [bilişim] Bilgisayar, telefon, otomatik kumanda vb. aletlerde programları ve verileri barındıran ortam
  3. Bakınız kafa
BELSEM

Kelime Kökeni: İngilizce balsam

  1. [isim] Bakınız balsam
    • "Hem de topu da belsem ağacından yapılmıştır." (Salâh Birsel)
BELGEÇ

  1. [isim] Bakınız belgegeçer
TABELA

Kelime Kökeni: İtalyanca tabella

  1. [isim] Üzerinde tanıtıcı, belirtici bir yazı, açıklama, işaret veya resim bulunan nesne; levha
    • "Birinci kata çıkıyorum, tabelalara bakıyorum, aradığımı bulamıyorum." (Refik Halit Karay)
  2. Hastane, yatılı okul, askerî birlik gibi toplu yemek verilen yerlerde, günlük yemek için çıkarılan erzakın türünü, miktarını gösteren çizelge
  3. Hastanelerde her hastanın gündelik yemek ve ilacının yazıldığı kâğıt
BELİZE

  1. [isim] Orta Amerika'da, Karayip Denizi kıyısında bir ülke; başkenti Belmopan
BELKİM

  1. [zarf] Bakınız belki
BELİYE

Kelime Kökeni: Arapça beliyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız bela
    • "Sebep hep sensin, o zaman muvafakat edeydin belki bu beliyeler başıma gelmezdi." (Sermet Muhtar Alus)
EBELİK

  1. [isim] Ebe olma durumu
  2. Ebenin yaptığı iş
  3. Çocuk oyunlarında ebe olma durumu
    • "Ebe sendin, yaklaş da gözlerini bağlayayım, ebelikten kolay kolay yakayı sıyıramazsın." (Peyami Safa)
BELEME

  1. [isim] Belemek işi
BELGİT

  1. [isim, ticaret] Bakınız senet
  2. [mantık] Bir önermeyi tanıtlamak için gösterilen ve daha önce doğru diye kabul edilen başka önerme; hüccet, burhan
TEMBEL

Kelime Kökeni: Farsça tenbel

  1. [sıfat] İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse); ağırcanlı, haymana
    • "Tembeller ve işsizler daha çok yorulurlar." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [tıp] Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ)
    • "Galiba karaciğeri de tembel." (Haldun Taner)
BELGİN

  1. [sıfat] Tam ve kesin olarak belirlenmiş olan; sarih
    • "Yalnızca beyaz elleri belgin, bir hülya kadını, dağılan bir evrenin perisi olup çıkar." (Selim İleri)
  2. Açık, kolay anlaşılır olan
BELASI

  1. -den dolayı, sebebiyle
    • "İlme karşı saygı belası olarak dinlemek zaruridir." (Yahya Kemal Beyatlı)
CEBELİ

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde, savaş sırasında tımar, zeamet sahiplerinin dirlikleri oranına göre yanlarında götürmekle yükümlü bulundukları atlı asker
    • "Tımarın geliri kendisinden başka iki cebelinin de savaşa hazır bulundurulmasını sağlayacak kadardı." (Hüseyin Nihal Atsız)
  2. Aynı dönemde illerdeki atlı inzibat kuvveti
BELLİK

  1. [isim] Bir şeyin belli olması için arasına veya üzerine konulan işaret
  2. Bakınız ayraç
BELALI

  1. [sıfat] Yoran, üzen, can sıkan
    • "Bu belalı işin iyi gitmeye başlamasının daha ucundayız." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Kavgacı, şirret olan
    • "Yeryüzünde balta olacak bundan daha belalı bir adam olacağını tasavvur edemiyorum." (Etem İzzet Benice)
  3. [isim] Kadının zorba dostu
    • "Belalıları başından taşkın kadınlarla uğraşacak yaşta değiliz." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü