İçinde bel olan 5 harfli 16 kelime var. İçerisinde BEL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bel olan kelimeler listesine ya da sonu bel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
B E L
3 Harfli Kelimeler
BEL, LEB
2 Harfli Kelimeler
BE, EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BELİĞ
-
Kelime Kökeni: Arapça belīġ
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız belagatli
-
Yeterli, tam ve açık
- "Çeşmeden sökülmüş o kitabenin yeri kendisinden daha beliğ bir şekilde hafızamda kaldı."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız belagatli
- EBELİ
-
-
[sıfat]
Ebesi olan
-
[sıfat]
Ebesi olan
- CEBEL
-
-
[isim, ağızlardan]
Sahipsiz, boş toprak
-
Ekilmemiş tarla, ekime elverişli olmayan yer
-
[isim, ağızlardan]
Sahipsiz, boş toprak
- BELKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça bel + Farsça ki
-
[zarf]
Muhtemel olarak; belkim, herhâlde
- "İşte en basit bir sebep. Belki sadeliğinden tuhaf geliyor insana."
-
[bağlaç]
Olabilir ki; belkim
- "Belki bir sabah vakti, belki bir gece yarısı / Artık nefes almayı bırakıp gideceğiz"
-
[zarf]
Muhtemel olarak; belkim, herhâlde
- DÜBEL
-
Kelime Kökeni: Almanca Dubel
-
[isim]
Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva
-
Çapları 4-20 milimetre olan, uçları yarık ve tırtıllı, baş tarafı uca doğru daralan delikli, orta sert veya sert plastikten yapılmış özel kavela
-
[isim]
Vidanın daha sağlam yerleşmesi için duvarlarda açılan deliğe önceden çakılan plastik yuva
- BELGİ
-
-
[isim]
Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik
-
Bakınız şiar
-
[isim]
Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik
- BELCE
-
-
[isim, ağızlardan]
İki kaş arası
-
[isim, ağızlardan]
İki kaş arası
- BELGE
-
-
[isim]
Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.; vesika, doküman
-
[isim]
Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb.; vesika, doküman
- GÖBEL
-
-
[isim, ağızlardan]
Kimsesiz, başıboş çocuk
-
Yaramaz çocuk
-
Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılan toprak tepecikler
-
[isim, ağızlardan]
Kimsesiz, başıboş çocuk
- BELDE
-
Kelime Kökeni: Arapça belde
-
[isim]
Bakınız kasaba
-
[mecaz]
Bir şeyin yaşandığı veya yaşatıldığı yer
- "Bugün toz hâlinde sallanan bu iklim, asırların uykusundan, bunca sanat beldeleri gibi bir gün sıyrılacak."
-
[isim]
Bakınız kasaba
- BELİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Saç örgüsünün omuzlardan aşağıya uzanan bölümü; bölük, örgü
- "Gülbahar hiç düşünmeden hemen bir beliğini tutup uzattı."
-
[isim, ağızlardan]
Saç örgüsünün omuzlardan aşağıya uzanan bölümü; bölük, örgü
- BELEŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça bilāşeyʾ
-
[sıfat, argo]
Bakınız bedava
-
[sıfat, argo]
Bakınız bedava
- BELİT
-
-
[isim, mantık]
Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme; mütearife, aksiyom
- "“Tüm, parçaların her birinden büyüktür” sözü bir belittir."
-
[isim, mantık]
Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağı sayılan temel önerme; mütearife, aksiyom
- BELEN
-
-
[isim, ağızlardan]
Dağ üzerindeki yüksek geçit, dik dağ yolu
-
Bakınız bayır
-
[coğrafya]
İki yükselti arasında nispeten alçak ve geçmeye elverişli yer
-
[isim, ağızlardan]
Dağ üzerindeki yüksek geçit, dik dağ yolu
- BELEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kundak
- "Çocuk olsam beleklere belensem."
-
Beşiğe konulan yatak
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kundak
- BELLİ
-
-
[sıfat]
Beli olan
- "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"
-
[sıfat]
Beli olan