İçinde bağır olan 22 kelime var. İçerisinde BAĞIR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bağır olan kelimeler listesine ya da sonu bağır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
BAĞIRTABİLMEK
BAĞIRABİLMEK, BAĞIRIVERMEK, BAĞIRTABİLME, BAĞIRTKANLIK, BAĞIRTTIRMAK
BAĞIRABİLME, BAĞIRGANLIK, BAĞIRIVERME, BAĞIRTTIRMA
BAĞIRTKAN, BAĞIRTLAK, BAĞIRTMAK
BAĞIRDAK, BAĞIRGAN, BAĞIRMAK, BAĞIRSAK, BAĞIRTMA
BAĞIRIŞ, BAĞIRMA, BAĞIRTI
BAĞIR
Bağır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
BAĞIR
4 Harfli Kelimeler
AĞIR, AĞRI, BAĞI, BARI
3 Harfli Kelimeler
AĞI, ARI, BAĞ, BAR, IRA, RAB
2 Harfli Kelimeler
AB, AĞ, AR, IR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞIRTABİLMEK
-
-
[-i]
Bağırtma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Minibüs şoförü, yolcularını zerrece kale almadan radyosunu avaz avaz bağırtabilir ve tek bir yolcu da sesini çıkaramaz."
-
Bağırtma becerisi bulunmak
-
[-i]
Bağırtma ihtimali veya imkânı bulunmak
- BAĞIRABİLMEK
-
-
[-e, nesnesiz]
Bağırma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Yetişin kardeşler, diye bağırabildi ve devam eden tekmelerle kendini kaybetti."
-
Bağırma becerisi bulunmak
-
[-e, nesnesiz]
Bağırma ihtimali veya imkânı bulunmak
- BAĞIRIVERMEK
-
-
[-e, nesnesiz]
Ansızın, birdenbire bağırmak
- "Aileyi ilgilendiren bir konu tartışılırken amcasına bütün ömründe ilk ve son defa bağırıvermişti."
-
[-e, nesnesiz]
Ansızın, birdenbire bağırmak
- BAĞIRTTIRMAK
-
-
[-i]
Bağırtma işini yaptırmak
- "Yakın uzak köylerden davet etmediği kalmamıştı. Hatta kasabada tellal bağırttırmış, güreş ve yarış yapılacağını duyurtmuş, ödüller vadetmişti."
-
[-i]
Bağırtma işini yaptırmak
- BAĞIRTABİLME
-
-
[isim]
Bağırtabilmek işi
-
[isim]
Bağırtabilmek işi
- BAĞIRTKANLIK
-
-
[isim]
Bağırtkan olma durumu
- "Kalbin yanında bir de şekeri çıktı. Siniri, bağırtkanlığı da bu yüzdenmiş."
-
[isim]
Bağırtkan olma durumu
- BAĞIRIVERME
-
-
[isim]
Bağırıvermek işi
-
[isim]
Bağırıvermek işi
- BAĞIRABİLME
-
-
[isim]
Bağırabilmek işi
-
[isim]
Bağırabilmek işi
- BAĞIRGANLIK
-
-
[isim]
Bağırgan olma durumu
- "Bir toplumda başarılıların çoğunluğunun ortak paydası bağırganlık, sabırsızlık ve hırçınlıktan oluşuyorsa bu bir rastlantı değildir."
-
[isim]
Bağırgan olma durumu
- BAĞIRTTIRMA
-
-
[isim]
Bağırttırmak işi
-
[isim]
Bağırttırmak işi
- BAĞIRTLAK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Orta büyüklükte, eti sevilen bir cins göçebe ördek; bozkır tavuğu (Querquedula)
- "Kahramanmaraş, Narlı, Elbistan, Afşin ve Göksun ovalarında oldukça bol miktarda toy ve bağırtlak bulunur."
-
[isim, hayvan bilimi]
Orta büyüklükte, eti sevilen bir cins göçebe ördek; bozkır tavuğu (Querquedula)
- BAĞIRTMAK
-
-
[-i]
Bağırmasına yol açmak
- "Yusuf kendi şerbet tasını onun çuvalına koydurtup giderlerken durun içinizde hırsız var diye bağırttı, arattı."
-
[-i]
Bağırmasına yol açmak
- BAĞIRTKAN
-
-
[sıfat]
Çok bağırıp çağıran (kimse)
- "Ak sakallı, uzun boylu, bağırtkan bir ihtiyardı."
-
[sıfat]
Çok bağırıp çağıran (kimse)
- BAĞIRGAN
-
-
[sıfat]
Bağırıp çağıran, tepkisini hemen ve sert bir biçimde dışa vuran
- "Şiirlerindeki mistik hava ile yaşamındaki bu bağırgan, çocuksu yaklaşım, çoğu kimseyi yadırgatırdı."
-
[sıfat]
Bağırıp çağıran, tepkisini hemen ve sert bir biçimde dışa vuran
- BAĞIRDAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız bağıldak
- "Bağırdak, yirmi beş otuz santim eninde, bir metre boyunda, astarlı ve kıymetli ipek ve sırma işlemeli bir kumaştır."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız bağıldak
- BAĞIRMAK
-
-
[nesnesiz]
İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
- "Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti."
-
[-e]
Yüksek sesle azarlamak
-
[mecaz]
Kendini belli etmek
- "Kitap buradayım diye bağırıyor, sen onu görmüyorsun."
-
[nesnesiz]
İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
- BAĞIRSAK
-
-
[isim, anatomi]
Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
- "Dayım o kadar cimridir ki bağırsakları da sarfiyatı önlemek için düğümlenmiş, hatta kördüğüm olmuş olabilir."
-
[isim, anatomi]
Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
- BAĞIRTMA
-
-
[isim]
Bağırtmak işi
-
[isim]
Bağırtmak işi
- BAĞIRTI
-
-
[isim]
Bağırırken çıkarılan sesin adı
- "Bu sırada avluda çocukların bağırtısı duyuldu."
-
[isim]
Bağırırken çıkarılan sesin adı
- BAĞIRMA
-
-
[isim]
Bağırmak işi
- "Gücünün yettiği kadar bağırmaya başladı."
-
[isim]
Bağırmak işi