İçinde aş olan 7 harfli 209 kelime var. İçerisinde AŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aş olan kelimeler listesine ya da Sonu aş ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞAŞIRIŞ
-
-
[isim]
Şaşırma işi veya biçimi
-
[isim]
Şaşırma işi veya biçimi
- KAFADAŞ
-
-
[isim]
Kafadar
- "Biraz da kendi kendinize, kendi kafadaşlarınızla baş başa kalarak enine boyuna her şeyi ölçünüz." (Etem İzzet Benice)
-
[isim]
Kafadar
- KOÇBAŞI
-
-
[isim]
XV. yüzyılın sonuna kadar kullanılan, kuşatılan bir şehrin veya kalenin sur ve kapılarını yıkmaya yarayan, ön tarafı koç başına benzeyen ağır direk
-
[isim]
XV. yüzyılın sonuna kadar kullanılan, kuşatılan bir şehrin veya kalenin sur ve kapılarını yıkmaya yarayan, ön tarafı koç başına benzeyen ağır direk
- ŞAŞILIK
-
-
[isim]
Birbirine paralel görme ekseni bulunmama durumu
-
[isim]
Birbirine paralel görme ekseni bulunmama durumu
- ÇAMAŞIR
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
İç giysisi
- "Çamaşırı ile yarı açık duran bacakları kan içindeydi." (Memduh Şevket Esendal)
- "Kaynanam da yıkar ama iki gün de çamaşır ertesi olur yatar." (Memduh Şevket Esendal)
-
Kirli eşyaları yıkama işi
- "Artık benim gündelikle çamaşıra, ortalık temizlemeye gitmemden başka çare kalmadı." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
İç giysisi
- GÖZYAŞI
-
-
[isim]
Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri, yaş (II)
- "Her kadının gözyaşını dindireceğine kaniydi." (Peyami Safa)
-
[isim]
Gözyaşı bezlerinin salgıladığı, bazı etkilerle akan duru sıvı damlacıklarından her biri, yaş (II)
- KAŞANMA
-
-
[isim]
Kaşanmak işi
-
[isim]
Kaşanmak işi
- KAŞEKSİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık
-
[isim]
Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık
- BAŞESKİ
-
-
[isim]
En kıdemli kimse
-
Yeniçeri bölüklerinin en kıdemsiz subayı ve erlerinin en kıdemlisi
-
[isim]
En kıdemli kimse
- KAMAŞMA
-
-
[isim]
Kamaşmak işi
-
[isim]
Kamaşmak işi
- KOCABAŞ
-
-
[isim]
İspinozgillerden, 18 cm uzunluğunda, sırtı kahverengi, karnı pembe bir kuş türü, flurcun (Cocothraustes coccothraustes)
-
Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı, büyükbaş
- "Kocabaş sürüleri ne kışlaklarda ne yaylaklarda beslenebiliyordu." (Nezihe Araz)
-
Doğu Anadolu'da, yol ve tarla kenarlarında yetişen, 30-150 cm yükseklikte, iki yıllık otsu bir bitki (Onopordon acanthium)
-
Pancar, şeker pancarı
-
[isim]
İspinozgillerden, 18 cm uzunluğunda, sırtı kahverengi, karnı pembe bir kuş türü, flurcun (Cocothraustes coccothraustes)
- AKLAŞMA
-
-
[isim]
Aklaşmak işi
-
[isim]
Aklaşmak işi
- MAŞRAPA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Metal, toprak, plastik vb.nden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap
- "Su testisinin ağzına ters kapatılmış maşrapaya su doldurdu." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Metal, toprak, plastik vb.nden yapılmış, ağzı açık, kulplu, bardağa benzeyen, küçük kap
- UYLAŞMA
-
-
[isim]
Uylaşmak işi veya durumu
-
[isim]
Uylaşmak işi veya durumu
- BAŞINDA
-
-
[isim]
Bir şeyin sırada önde olanı, önde geleni
- "Öldürücü illetlerin başında kalp hastalıklarının geldiği malum." (Peyami Safa)
-
[isim]
Bir şeyin sırada önde olanı, önde geleni
- BULAŞLI
- ...
- DAĞBAŞI
-
-
[isim]
Issız yer
- "Dağ başında gece yarısı beni kim görmek isteyebilir?" (Memduh Şevket Esendal)
-
Devletin koyduğu yasaların işletilmediği yer
-
[isim]
Issız yer
- ARKADAŞ
-
-
[isim]
Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, yaren
-
Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik
- "Nedret'in arkadaşları bizi nezaketen davet ettiler." (Mahmut Yesari)
-
[isim]
Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, yaren
- TIRAŞLI
-
-
[sıfat]
Tıraş olmuş, sakalını tıraş etmiş
- "Matbaa makinisti bıyıkları tıraşlı da çenesinin ucunda sanki alay olsun diye bırakılmış bir sakalı var." (Memduh Şevket Esendal)
-
Tıraşı uzamış
-
Yontulmuş
-
[sıfat]
Tıraş olmuş, sakalını tıraş etmiş
- ULUSTAŞ
- ...