İçinde aş olan 7 harfli 209 kelime var. İçerisinde AŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aş olan kelimeler listesine ya da Sonu aş ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DALAŞMA
-
-
[isim]
Dalaşmak işi veya durumu, dalaş
- "Hoşgörüden ve uzlaşma yeteneğinden yoksun bulunanlar ve dalaşmaya hazır olanlar da asıl bunlardır." (Haldun Taner)
-
[isim]
Dalaşmak işi veya durumu, dalaş
- AŞIKANE
- ...
- BAŞKİŞİ
-
-
[isim]
Başkahraman
-
[isim]
Başkahraman
- BAŞÖRTÜ
-
-
[isim]
Baş örtüsü
-
[isim]
Baş örtüsü
- AŞIKTAŞ
- ...
- ULUSTAŞ
- ...
- KUMAŞLI
-
-
[sıfat]
Kumaşı olan
- "Esvapları buruşuk kumaşlı, gülünç şeylerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
[sıfat]
Kumaşı olan
- ŞAŞIRTI
- ...
- BAŞÜSTÜ
- ...
- KARAŞIN
-
-
[sıfat]
Rengi karaya çalan, esmer (kimse)
- "Beş on adım ötede duran yuvarlak kafalı, karaşın çocuk söze karıştı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Rengi karaya çalan, esmer (kimse)
- KAŞINIŞ
-
-
[isim]
Kaşınma işi veya biçimi
-
[isim]
Kaşınma işi veya biçimi
- KOLBAŞI
-
-
[isim]
Herhangi bir ekibin, grubun, iş takımının başı
-
Orta oyununda kolun başında olan ve kola adını veren oyunları düzenleyen, yöneten kimse
-
[isim]
Herhangi bir ekibin, grubun, iş takımının başı
- MIHBAŞI
- ...
- TAŞINIM
- ...
- UĞRAŞMA
-
-
[isim]
Uğraşmak işi
- "Çetin bir uğraşma pahasına mesleğimde muvaffak oluyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Uğraşmak işi
- ANLAŞMA
-
-
[isim]
Anlaşmak işi
- "İki komutan arasında o gün gizli bir anlaşma yapıldığı söylentisi çıkmıştı." (Haldun Taner)
-
Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant
- "Kültür anlaşması."
-
Sözleşme
-
[isim]
Anlaşmak işi
- BAŞİMAM
-
Kelime Kökeni : Türkçe
-
[isim]
Birden çok imam bulunan camilerde en kıdemli imam
-
[isim]
Birden çok imam bulunan camilerde en kıdemli imam
- YAŞANAK
-
-
[isim]
Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç, kuvöz
-
[isim]
Özellikle erken veya yeni doğmuş bebeklerin, zarar verebilecek dış etkenlerden korunması amacıyla içine yerleştirildiği, belirli sıcaklığın ve nemin özel olarak oluşturulduğu araç, kuvöz
- TAŞIMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek
- "Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Üstünde bulundurmak
- "Boynunda asılmış gümüş bir köstek taşırdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
- "Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur." (Salâh Birsel)
-
Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
-
[nsz]
Giymek
- "Devlet üniforması taşıyordu." (Haldun Taner)
-
Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
-
Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
-
[nsz]
Duymak, hissetmek
- "İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar." (Tarık Dursun K)
-
[-i]
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek
- KARABAŞ
-
-
[isim]
Rahip, keşiş
-
Bir hücreli özel bir asalağın, hindinin karaciğerine yerleşerek yaptığı, büyük ölçüde ölümlere yol açan kümes hastalığı
-
Evlenmemiş, evlenmek istemeyen erkek
-
Ballıbabagillerden, çiçekleri mavi veya menekşe renginde başakçıklar durumunda olan güzel kokulu bir bitki (Lavandula stoechas)
-
Çoban köpeği
-
Kışa dayanıklı sert buğday
-
[isim]
Rahip, keşiş