İçinde ağlama olan 20 kelime var. İçerisinde AĞLAMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağlama olan kelimeler listesine ya da sonu ağlama ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

BAĞLAMACILIK

10 Harfli Kelimeler

AĞLAMAKLIK, BAĞLAMALIK

9 Harfli Kelimeler

AĞLAMAKLI, BAĞLAMACI

8 Harfli Kelimeler

AĞLAMALI, BAĞLAMAK, ÇAĞLAMAK, DAĞLAMAK, SAĞLAMAK, YAĞLAMAK, ZAĞLAMAK

7 Harfli Kelimeler

AĞLAMAK, BAĞLAMA, ÇAĞLAMA, DAĞLAMA, SAĞLAMA, YAĞLAMA, ZAĞLAMA

6 Harfli Kelimeler

AĞLAMA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ağlama Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A A L M Ğ

6 Harfli Kelimeler

AĞLAMA

4 Harfli Kelimeler

AĞMA, ALMA, AMAL, LAMA, MALA

3 Harfli Kelimeler

AĞA, ALA, AMA, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AĞ, AL, AM, LA, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAĞLAMACILIK

  1. [isim] Bağlamacının yaptığı iş
BAĞLAMALIK

  1. [sıfat] Bağlamaya yarayan
    • "Bağlamalık ip."
AĞLAMAKLIK

  1. [isim] Ağlamaklı olma durumu
BAĞLAMACI

  1. [isim] Bağlama yapan veya satan kimse
    • "Erzurumlu Hafız Kemal adında bir bağlamacı, kendi yaptığı çalgıdan bilgi verirken asıl âşık sazı meydan sazı olup bugün Anadolu’da emsali kalmamıştır, diyor." (Salih Turhan)
  2. Bağlama çalan kimse
    • "Bağlamanın teknesini parçalayıp yeniden tutkallamakla sesinin açılacağına inanıldığından bağlamacılarca yamalı bağlama daha makbul sayılır." (Nail Tan)
AĞLAMAKLI

  1. [sıfat] Ağlar gibi olan, neredeyse ağlayacak durumda olan; ağlamalı, ağlamsı
    • "Çoğu ağlamaklı bu türlü şarkıları aslında sevmediklerini anlamışlar." (Necati Cumalı)
BAĞLAMAK

  1. [-e, -i] İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere veya birkaç şeyi birbirine tutturmak, birleştirmek
    • "Gemiyi iskeleye bağlamak."
  2. Kumaş, ip, tel gibi şeyleri uçlarını birbiri arasından geçirmek suretiyle düğümlemek
    • "İpi ipe bağlamak."
  3. [-i] Yaraya ilaç koyup bezle sarmak
    • "Yarayı bağlamak."
  4. [-i] Denk yapmak, paket yapmak
    • "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."
  5. Anlaşma yapmak
    • "İşleri bugün sözleşmeye bağladı."
  6. [-i] Uyulması zorunlu olmak
    • "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır." (Anayasa)
  7. [-e, -i] Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek
  8. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak
    • "Bu iş beni bağladı."
  9. [-i] Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak
  10. [-i] Geçişi engellemek
    • "Bütün yolları bağlamışlar."
  11. [-i] Birini söz veya yazı ile bağlamak; taahhüt etmek, angaje etmek
  12. [-i] Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek
  13. Yoğurt, yara vb. yüzey üzerinde katman oluşmak; tutmak
    • "Hem öylesine bir yağmur ki toprağın yüzü kaymak bağladı ve Mehmet'le babasını ‘kaymak kıran’ tırmıklar ile bir hayli uğraştırdı." (Reşat Enis Aygen)
  14. [mecaz] Gönlünü kazanmak
    • "Bu davranışınız beni size bağladı."
  15. [mecaz] Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak
  16. [mecaz] Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak
    • "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?" (Reşat Nuri Güntekin)
YAĞLAMAK

  1. [-i] Yağ sürmek
  2. [teknik] Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek
  3. [argo] Dalkavukça övmek, yağ çekmek
AĞLAMALI

  1. [sıfat] Bakınız ağlamaklı
SAĞLAMAK

  1. [-i] Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak; temin etmek
    • "Süngerciler altı aylık kumanyalarını sağlamak için boğazlarına dek borçlandılar." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Elde etmek, sahip olmak
    • "O, sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti." (Yaşar Nabi Nayır)
  3. [matematik] Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak
ZAĞLAMAK

  1. [-i] Bakınız kılağılamak
ÇAĞLAMAK

  1. [nesnesiz] Su köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak
    • "Bir gün nehirler gibi çağlayarak derinden." (Ömer Bedrettin Uşaklı)
  2. [mecaz] Bakınız coşmak
    • "Musiki, gönüllerin hüzünleriyle zevklerinin birleştiği sınırda çağlayan sesleridir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
DAĞLAMAK

  1. [-i] Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
  2. Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak
    • "Kızgın maşa demirini al da kollarını dağla dese dağlayacakmışım." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. [mecaz] Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak
    • "Soğuk yüzünü dağladı. Biber ağzını dağladı."
  4. [mecaz] Acısı yüreğine işlemek
YAĞLAMA

  1. [isim] Yağlamak işi
  2. [ağızlardan] Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek
  3. Deri işleme sanayisinde derilerin yumuşak, esnek ve su geçirmez hâle gelmesi için yapılan işlem
DAĞLAMA

  1. [isim] Dağlamak işi
ZAĞLAMA

  1. [isim] Bakınız kılağılama
BAĞLAMA

  1. [isim] Bağlamak işi
    • "Papyon bağlamayı öğrenmeye karar verdim." (Fatih Türkmenoğlu)
  2. Yapılarda duvarları birbirine bağlayan kiriş; putrel
  3. [müzik] Türk halk müziğinde kullanılan, gövdesi ağaçtan oyularak yapılmış, üç telli, uzun saplı çalgı; saz (II)
    • "Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise divan sazıdır." (Emre Sarı)
  4. [dil bilgisi] Bakınız ulama
AĞLAMAK

  1. [nesnesiz] Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
    • "Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım" (Orhan Veli Kanık)
  2. [mecaz] Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak
  3. [-den, mecaz] Herhangi bir şeyden yakınmak
  4. [-e, mecaz] Bir duruma üzülmek
    • "Şu kara bahtıma ağlıyorum."
SAĞLAMA

  1. [isim] Sağlamak işi
    • "Olmadık şaklabanlıklar yaparak onun çığlık çığlık gülmesini sağlamaya çalışmıştım." (Reha Mağden)
  2. [matematik] Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılan kontrol işlemi; mizan
ÇAĞLAMA

  1. [isim] Çağlamak işi
AĞLAMA

  1. [isim] Ağlamak işi
    • "Çocuk haykırarak ağlamaya başlamıştı." (Ayşe Kulin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü