İçinde ağlamak olan 9 kelime var. İçerisinde AĞLAMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağlamak olan kelimeler listesine ya da sonu ağlamak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
AĞLAMAKLIK
AĞLAMAKLI
BAĞLAMAK, ÇAĞLAMAK, DAĞLAMAK, SAĞLAMAK, YAĞLAMAK, ZAĞLAMAK
AĞLAMAK
Ağlamak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
7 Harfli Kelimeler
AĞLAMAK
6 Harfli Kelimeler
AĞLAMA, AKLAMA
5 Harfli Kelimeler
AĞLAK, AĞMAK, AKALA, ALAKA, ALMAK, KALMA, MALAK
4 Harfli Kelimeler
AĞMA, AKMA, ALMA, AMAL, KALA, KAMA, LAKA, LAMA, MALA
3 Harfli Kelimeler
AĞA, AKA, ALA, AMA, KAL, KAM, LAK, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AĞ, AK, AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AĞLAMAKLIK
-
-
[isim]
Ağlamaklı olma durumu
-
[isim]
Ağlamaklı olma durumu
- AĞLAMAKLI
-
-
[sıfat]
Ağlar gibi olan, neredeyse ağlayacak durumda olan; ağlamalı, ağlamsı
- "Çoğu ağlamaklı bu türlü şarkıları aslında sevmediklerini anlamışlar."
-
[sıfat]
Ağlar gibi olan, neredeyse ağlayacak durumda olan; ağlamalı, ağlamsı
- SAĞLAMAK
-
-
[-i]
Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak; temin etmek
- "Süngerciler altı aylık kumanyalarını sağlamak için boğazlarına dek borçlandılar."
-
Elde etmek, sahip olmak
- "O, sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti."
-
[matematik]
Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak
-
[-i]
Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak; temin etmek
- ZAĞLAMAK
-
-
[-i]
Bakınız kılağılamak
-
[-i]
Bakınız kılağılamak
- BAĞLAMAK
-
-
[-e, -i]
İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere veya birkaç şeyi birbirine tutturmak, birleştirmek
- "Gemiyi iskeleye bağlamak."
-
Kumaş, ip, tel gibi şeyleri uçlarını birbiri arasından geçirmek suretiyle düğümlemek
- "İpi ipe bağlamak."
-
[-i]
Yaraya ilaç koyup bezle sarmak
- "Yarayı bağlamak."
-
[-i]
Denk yapmak, paket yapmak
- "Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak."
-
Anlaşma yapmak
- "İşleri bugün sözleşmeye bağladı."
-
[-i]
Uyulması zorunlu olmak
- "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."
-
[-e, -i]
Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek
-
Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak
- "Bu iş beni bağladı."
-
[-i]
Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak
-
[-i]
Geçişi engellemek
- "Bütün yolları bağlamışlar."
-
[-i]
Birini söz veya yazı ile bağlamak; taahhüt etmek, angaje etmek
-
[-i]
Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek
-
Yoğurt, yara vb. yüzey üzerinde katman oluşmak; tutmak
- "Hem öylesine bir yağmur ki toprağın yüzü kaymak bağladı ve Mehmet'le babasını ‘kaymak kıran’ tırmıklar ile bir hayli uğraştırdı."
-
[mecaz]
Gönlünü kazanmak
- "Bu davranışınız beni size bağladı."
-
[mecaz]
Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak
-
[mecaz]
Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak
- "Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba?"
-
[-e, -i]
İp, bağ veya başka bir araçla bir şeyi bir yere veya birkaç şeyi birbirine tutturmak, birleştirmek
- ÇAĞLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Su köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak
- "Bir gün nehirler gibi çağlayarak derinden."
-
[mecaz]
Bakınız coşmak
- "Musiki, gönüllerin hüzünleriyle zevklerinin birleştiği sınırda çağlayan sesleridir."
-
[nesnesiz]
Su köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak
- YAĞLAMAK
-
-
[-i]
Yağ sürmek
-
[teknik]
Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek
-
[argo]
Dalkavukça övmek, yağ çekmek
-
[-i]
Yağ sürmek
- DAĞLAMAK
-
-
[-i]
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
-
Akan kanı dindirmek veya hasta bölümleri ortadan kaldırmak için vücudun bir yerini kızdırılmış bir metal araçla yakmak
- "Kızgın maşa demirini al da kollarını dağla dese dağlayacakmışım."
-
[mecaz]
Çok sıcak, soğuk veya acı bir şey yakmak
- "Soğuk yüzünü dağladı. Biber ağzını dağladı."
-
[mecaz]
Acısı yüreğine işlemek
-
[-i]
Kızgın bir demirle hayvan derisine damga vurmak
- AĞLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek
- "Annemi ölmüş gördüm rüyamda / Ağlayarak uyanmışım"
-
[mecaz]
Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak
-
[-den, mecaz]
Herhangi bir şeyden yakınmak
-
[-e, mecaz]
Bir duruma üzülmek
- "Şu kara bahtıma ağlıyorum."
-
[nesnesiz]
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek