İçinde atlama olan 42 kelime var. İçerisinde ATLAMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında atlama olan kelimeler listesine ya da sonu atlama ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KARBONATLAMAK
BAHARATLAMAK, BARİKATLAMAK, HACAMATLAMAK, KALAFATLAMAK, KARBONATLAMA, SİLİKATLAMAK
BAHARATLAMA, BARİKATLAMA, FORMATLAMAK, FOSFATLAMAK, HACAMATLAMA, KALAFATLAMA, SİLİKATLAMA
BAYATLAMAK, ÇÖPATLAMAZ, FORMATLAMA, FOSFATLAMA, İSPATLAMAK, MASATLAMAK, RAHATLAMAK, SAKATLAMAK, SAVATLAMAK, SÜLFATLAMA, TOKATLAMAK
BAYATLAMA, İSPATLAMA, MASATLAMA, PATLAMALI, RAHATLAMA, SAKATLAMA, SAVATLAMA, TOKATLAMA
ATLAMALI, ÇATLAMAK, KATLAMAK, PATLAMAK
ATLAMAK, ÇATLAMA, KATLAMA, PATLAMA
ATLAMA
Atlama Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
6 Harfli Kelimeler
ATLAMA
5 Harfli Kelimeler
ATAMA, MALTA, MATLA, TAALA
4 Harfli Kelimeler
ALAT, ALMA, AMAL, ATMA, LAMA, LATA, MALA, MALT, TAAM
3 Harfli Kelimeler
ALA, ALT, AMA, ATA, LAM, MAL, MAT, TAL, TAM
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, AT, LA, MA, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KARBONATLAMAK
-
-
[-i, kimya]
Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat durumuna dönüştürmek
-
[-i, kimya]
Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat durumuna dönüştürmek
- SİLİKATLAMAK
-
-
[-i]
Kireç, taş, tahta vb. maddeleri sertleştirmek üzere silikata batırmak
-
[-i]
Kireç, taş, tahta vb. maddeleri sertleştirmek üzere silikata batırmak
- BAHARATLAMAK
-
-
[-i]
İçine baharat koymak, üzerine baharat sürmek
- "Önceden buzdolabı olmadığından et ve balıkları baharatlayarak uzun süre bozulmadan saklarlardı."
-
Baharatla terbiye etmek
-
[mecaz]
Daha zevkli, sevimli hâle getirmek
-
[-i]
İçine baharat koymak, üzerine baharat sürmek
- KALAFATLAMAK
-
-
[-i, denizcilik]
Geminin kaplamasını kalafatla onarmak
-
[mecaz]
Onarmak, çekidüzen vermek
-
[-i, denizcilik]
Geminin kaplamasını kalafatla onarmak
- KARBONATLAMA
-
-
[isim]
Karbonatlamak işi
-
[isim]
Karbonatlamak işi
- BARİKATLAMAK
-
-
[-i]
Barikat ile çevirmek, barikat yapmak
-
[-i]
Barikat ile çevirmek, barikat yapmak
- HACAMATLAMAK
-
-
[-i, argo]
Hafifçe yaralamak
- "İstanbul çapkınları, kendilerine hıyanet eden dostlarını bermutat hacamatlamak suretiyle cezalandırırlar ve ekseriya göğüslerinden birini yahut burnunu keserlerdi."
-
[-i, argo]
Hafifçe yaralamak
- KALAFATLAMA
-
-
[isim]
Kalafatlamak işi
-
[isim]
Kalafatlamak işi
- FOSFATLAMAK
-
-
[-i]
Ekilen topraklara fosfatlı gübre vermek
-
Madensel bir parçanın yüzeyinde koruyucu bir fosfat tabakası oluşturmak
-
[-i]
Ekilen topraklara fosfatlı gübre vermek
- BAHARATLAMA
-
-
[isim]
Baharatlamak işi
-
[isim]
Baharatlamak işi
- BARİKATLAMA
-
-
[isim]
Barikatlamak işi
-
[isim]
Barikatlamak işi
- FORMATLAMAK
-
-
[-i]
Bakınız biçimlendirmek
-
[-i]
Bakınız biçimlendirmek
- HACAMATLAMA
-
-
[isim]
Hacamatlamak işi
-
[isim]
Hacamatlamak işi
- SİLİKATLAMA
-
-
[isim]
Silikatlamak işi
-
[isim]
Silikatlamak işi
- SÜLFATLAMA
-
-
[isim]
Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi
-
[isim]
Mantar hastalıklarına karşı bitkilere bakır sülfat, demir sülfat püskürtme veya bitkileri bu maddelere bulama işlemi
- RAHATLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak
- "O çirkin, kaba kunduralarla sıcak günde serin denize dalmışım gibi rahatladım."
-
[nesnesiz]
Üzüntü, sıkıntı, tedirginlik veren bir durum ortadan kalkmak veya azalmak, rahata kavuşmak
- MASATLAMAK
-
-
[-i]
Masat veya benzeri bir şeyle bıçak, orak, tırpan gibi aletleri bilemek
- "Süleyman belinden bıçağını çıkardı. Ocağın başındaki maşayla masatladı."
-
[-i]
Masat veya benzeri bir şeyle bıçak, orak, tırpan gibi aletleri bilemek
- İSPATLAMAK
-
-
[-i]
Bakınız kanıtlamak
-
[felsefe]
Bakınız tanıtlamak
-
[-i]
Bakınız kanıtlamak
- BAYATLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Bayat duruma gelmek, tazeliğini yitirmek
- "Bayatlayan ekmeğin birçok değerlendirilme şekli vardır."
-
[mecaz]
Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmek
- "Ferit Rüheyma’ya dönerek manalı bir şekilde, ‘Bu felsefeler bayatladı artık güzelim!’ dedi."
-
[mecaz]
Canlılığını yitirmek
- "Fakat Kevser çayları dağıtıp da kapıdan çıkar çıkmaz hemen bayatlıyor içerinin havası, sedirdeki ihtiyarların gözleri çarçabuk küçülürken yüzleri tekrar karanlığa gömülüyor."
-
[nesnesiz]
Bayat duruma gelmek, tazeliğini yitirmek
- SAVATLAMAK
-
-
[-i]
Gümüş üstüne açılan oyuklara kurşun doldurarak süsleme yapmak
-
[-i]
Gümüş üstüne açılan oyuklara kurşun doldurarak süsleme yapmak