İçinde asa olan 7 harfli 40 kelime var. İçerisinde ASA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında asa olan kelimeler listesine ya da Sonu asa ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A A S Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ASA
2 Harfli Kelimeler
AS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SUBASAR
-
-
[isim]
Basınç uygulayarak suyu binanın üst katlarına çıkaran düzenek, hidrofor
-
[isim]
Basınç uygulayarak suyu binanın üst katlarına çıkaran düzenek, hidrofor
- KARASAL
-
-
[sıfat]
Karayla, toprakla ilgili, berri
-
[sıfat]
Karayla, toprakla ilgili, berri
- HASATÇI
-
-
[isim]
Ürün kaldırma, toplama, ekin biçme işi ile uğraşan kimse
-
[isim]
Ürün kaldırma, toplama, ekin biçme işi ile uğraşan kimse
- ANAYASA
-
-
[isim]
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi
-
[isim]
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi
- ASAMBLE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kurul
-
[isim]
Kurul
- BASARNA
-
-
[isim]
Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi
-
Dalyanın kapak yeri
-
[isim]
Bir cismin bir yanını kaldıraçla yükseltme işi
- AKÇASAL
-
-
[sıfat]
Parasal
-
[sıfat]
Parasal
- PARASAL
-
-
[sıfat]
Para ile ilgili, para bakımından, mali, nakdî, akçasal
- "Parasal kuvvete sahip kimselerin kitaplarıma gösterdikleri ilgi bana güç veriyor." (Cahit Uçuk)
-
[sıfat]
Para ile ilgili, para bakımından, mali, nakdî, akçasal
- KASAVET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Üzüntü, tasa, kaygı, sıkıntı
- "Dövüşen yiğitler de boyanır kana / Kasavet mi çeker seni doğuran ana." (H. Türküsü)
-
[isim]
Üzüntü, tasa, kaygı, sıkıntı
- YASASIZ
-
-
[sıfat]
Yasaya bağlı olmayan, kanunsuz
-
[sıfat]
Yasaya bağlı olmayan, kanunsuz
- BASAMAK
-
-
[isim]
Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri
- "Koşarak basamaklara yürüdü, merdivenleri bir solukta çıktı." (Peyami Safa)
-
Derece, aşama, kerte, evre
-
Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer
- "Bunlar memleketin edebiyat tarihinde beni yavaş yavaş yükselten birer basamak." (Halide Edip Adıvar)
-
Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane
- "Onlar basamağı. Yüzler basamağı."
-
Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti
-
[isim]
Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri
- ASALLIK
- ...
- PASAVAN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sınırdaş olan ülkelerin sınır bölgeleri içinde oturan kendi vatandaşlarına komşu bölge sınırları içinde kısa süreli dolaşmalarını sağlamak üzere verdiği belge
-
[isim]
Sınırdaş olan ülkelerin sınır bölgeleri içinde oturan kendi vatandaşlarına komşu bölge sınırları içinde kısa süreli dolaşmalarını sağlamak üzere verdiği belge
- TASANNU
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme, yapmacık
-
[isim]
Bir şeyi olduğundan daha değerli gösterme, yapmacık
- ASARCIK
- ...
- BASAKLI
-
-
[sıfat]
Merdiveni olan
-
[sıfat]
Merdiveni olan
- MASALSI
-
-
[sıfat]
Masalı andıran, masala benzeyen, masal gibi, masalımsı
-
[sıfat]
Masalı andıran, masala benzeyen, masal gibi, masalımsı
- YASAMAK
-
-
[-i]
Düzen vermek
-
[nsz]
Yasa koymak
-
[-i]
Düzen vermek
- TASASIZ
-
-
[sıfat]
Tasası, derdi olmayan, kaygısız
- "En çok adamın tasasız, güleç yüzüne sinirlendi." (Emine Işınsu)
- "Hepsinin tasasız olduğu ... hepsinin birbirini az çok tanıdığı anlaşılıyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Hiçbir şeyi kendine dert edinmeyen
- "Sabah yürüyüşü yapan tasasız bir vatandaştı sanki." (Refik Erduran)
-
[zarf]
Hiçbir şeyi kendine dert edinmeden
-
[sıfat]
Tasası, derdi olmayan, kaygısız
- KASADAR
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Ticari kuruluşlarda kasada oturarak para alıp veren kimse
-
[isim]
Ticari kuruluşlarda kasada oturarak para alıp veren kimse