İçinde ak olan 5 harfli 334 kelime var. İçerisinde AK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ak olan kelimeler listesine ya da Sonu ak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAKIR

  1. [isim] Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış
    • "Ertesi gün çadırların önünde Haldun Nedret'in Kadıköy'den getirdiği bakır lamba yanıyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)

BAKAÇ

  1. [isim] Dürbün
  2. Vizör

HAKİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Aşağı görülen, değersiz, hor

KOYAK

  1. [isim] Vadi
    • "Bir koyağa girip küçük bir çalılığa saklandılar." (Yahya Kemal)
  2. Karalarda akarsu aşındırmasıyla oluşmuş, bir yöne doğru eğimli, uzunluğuna çukurluk
  3. Dağlar ve kayalıklarda oluşmuş doğal çukur
    • "Yaylasını koyak koyak gezerim." (Halk türküsü)

AKREP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Saatin iki ibresinden küçüğü
    • "Rengi kararmış bir saat; ne yelkovanı var ne akrebi." (Sermet Muhtar Alus)

NAKİP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili
  2. Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede

YAKIM

  1. [isim] Yakma işi
    • "Anız yakımı."
  2. Önemli bir olay üzerine yakılmış türkü

FAKAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [bağlaç] Yalnız, ancak, ama, lakin
    • "Ellilik, kır saçlı fakat dinç, okkalı bir adam bağırdı." (Sait Faik Abasıyanık)

BANAK

  1. [isim] Ekmek parçası, lokma

IHMAK

  1. [nsz] Deve çöküp oturmak

KAKMA

  1. [isim] Kakmak işi
  2. [sıfat] Ağaç üzerinde veya diğer ahşap malzemede, mobilyada, belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri kakılıp oturtularak yapılan (iş)
    • "Sedef kakma nalın."

SAKİL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Ağır
  2. Sıkıntı veren, sıkıntılı
  3. Çirkin, kaba, uyumsuz
  4. [isim] Türk müziğinde bir usul

HAKAS
...
KONAK

  1. [isim] Büyük ve gösterişli ev
    • "İstirahat için İstanbul'a gelmiş, bu konağı alıp yerleşmişti." (Ömer Seyfettin)
  2. Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu
  3. Konakçı
  4. Araba veya hayvanla bir günde alınan yol
    • "Buradan orası beş konaktır."
  5. Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer

TAKAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet
    • "Hareket edebilecek ne vasıtamız ne takatimiz vardı." (Aka Gündüz)
    • "Sonra, artık takati kesilmiş gibi kendini bıraktı." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Günahlarımızın icmaline gelince ben tutamam, takatim yetmez." (Atilla İlhan)

ÇALAK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Eline ayağına çabuk, atik, çevik
    • "Norveçli bir seyyah gibi çalak, köprüye indim ve vapura bindim." (Yahya Kemal Beyatlı)

DOLAK

  1. [isim] Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası
  2. Baş örtüsü, yazma
  3. Boyun atkısı

TRAKE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Soluk borusu
  2. Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları

BURAK
...
SALAK

  1. [isim] Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan kimse

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü