İçinde ak olan 4 harfli 79 kelime var. İçerisinde AK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ak olan kelimeler listesine ya da Sonu ak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AKUR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Azgın, kızgın (hayvan)
    • "Ben, akur bir kuvvetin üstünde uçuyor gibi pek çabuk yakınlaşan uzaklara bakıyor, bu azgın ata bindikçe daima duyduğum şeyleri tekrar hissediyordum." (Ömer Seyfettin)
  2. Kudurmuş, kuduz, kuduruk

RAKI

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Üzüm, incir, erik vb. meyvelerin alkolle mayalanarak damıtılmasıyla elde edilen içki, aslan sütü
    • "Mollanın ağzından sert bir rakı kokusu çıkıyordu." (Ömer Seyfettin)

RAKS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir tür dans
    • "Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Bu küçücük yaramaz, koşar gibi, sıçrar gibi, herkes eğlenir gibi ayaklarını çarparak memnun, güle güle raks ediyordu." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. Salınım

AKIN

  1. [isim] Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması
    • "Ada'yı bir rençper akını doldurmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılan baskın
    • "Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!" (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Top seslerini duyan halk sahile akın etmeye başlamışlardı." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
  3. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum

ABAK
...
LAKA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Lak

OPAK
...
LAKE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Lak ile cilalanmış
    • "Yaldızlı beyaz lake karyolasının yanındaki koltukta dadısı uyukluyordu." (Cahit Uçuk)

AKLİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Akılla ilgili, akla dayanan, akılsal
    • "Akli muvazenesi pek sağlam bulunmadığı için serbest bırakıldı." (Sait Faik Abasıyanık)

AKİL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Akıllı
    • "Ne akilem ne divane / Gel gör beni aşk neyledi." (Yunus Emre)

AKIM

  1. [isim] Akma işi
  2. Hava, su vb. akışkan maddelerin veya elektrik yüklerinin belli bir yönde akışı, yer değiştirmesi, cereyan
    • "Hava akımı."
    • "Gecenin hummalı sessizliği kulaklarında yüksek voltajlı bir elektrik akımı gibi vınlıyordu." (Atilla İlhan)
  3. Sanatta, siyasette, düşünce hayatında ortaya çıkan yeni bir görüş, yöntem, hareket, cereyan tarz
    • "Gerçekçilik akımı."
  4. Debi

ÇAKI

  1. [isim] Açılıp kapanan bir veya birkaç ağızlı küçük cep bıçağı
    • "İki çocuk tahta saplı bir çakı ile kollarını çizdiler." (Ömer Seyfettin)
    • "Övünmek saymazsanız, çakı gibi topçu subayı oluyordum." (Refik Erduran)
  2. Denizçakısı

AKSE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Hastalık nöbeti, kriz
    • "Hafif bir kalp aksesi geçirdi."

ATAK

  1. [sıfat] Düşüncesizce her işe atılan, cüretkâr
    • "Bütün çocuklar gibi onlar da haşarı, atak ve güreşçi idiler." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Çevik, hareketli
  3. Geveze, yalancı

AKİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Kısır, verimsiz, döl veremeyen
  2. Sonuçsuz, başarısız

AKİS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Işık veya ses dalgalarının yansıtıcı bir yüzeye çarparak geri dönmesi, yansıma, yankı
    • "İkide birde barutla infilak akisleri geliyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bir cismin parlak bir yüzeyde görünmesi
    • "Mehtap, iri güller ve senin en güzel aksin / Velhasıl o rüya duruyor yerli yerinde." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Bir şeyin başka bir şey üzerinde yarattığı etki
  4. Evirtim
  5. Evirme

SAKO

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Paltoya benzer bir tür üstlük
    • "Hava sıcak, arkasındaki uzunca sako omuzlarından sarkıyor, fesi terden yapışıyor ancak aldırmıyor, yürüyordu." (Memduh Şevket Esendal)

BAKI

  1. [isim] Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu
    • "Bu dağın bakısı güneye doğrudur."
  2. Denetleme
  3. Fal

UYAK

  1. [isim] Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı sesi veren heceler veya aynı görevde olmayan, ses bakımından benzeşen ek, kafiye

TAKA

  1. [isim] Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi
    • "Taka ile deniz yolculuğunun nasıl geçtiğini anlatmayacağım." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kulanılan bir söz

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü