İçinde afet olan 19 kelime var. İçerisinde AFET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında afet olan kelimeler listesine ya da sonu afet ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

KIYAFETSİZLİK

12 Harfli Kelimeler

HİLAFETÇİLİK

11 Harfli Kelimeler

KIYAFETNAME

10 Harfli Kelimeler

KIYAFETSİZ

9 Harfli Kelimeler

HİLAFETÇİ, KAFETERYA, KIYAFETLİ, ZARAFETLİ

8 Harfli Kelimeler

AFETZEDE, İZAFETEN

7 Harfli Kelimeler

HİLAFET, KESAFET, KIYAFET, LETAFET, NEZAFET, ZARAFET, ZİYAFET

6 Harfli Kelimeler

İZAFET

4 Harfli Kelimeler

AFET

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Afet Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A E F T

4 Harfli Kelimeler

AFET

3 Harfli Kelimeler

AFT, ATE, TEF

2 Harfli Kelimeler

AF, AT, ET, FA, FE, TA, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIYAFETSİZLİK

  1. [isim] Bakınız giysisizlik
  2. Bakınız kılıksızlık
HİLAFETÇİLİK

  1. [isim] Hilafetçi olma durumu
KIYAFETNAME

Kelime Kökeni: Arapça ḳiyāfet + Farsça nāme

  1. [isim, eskimiş] Bir ülkenin veya bir dönemin giysilerini anlatan kitap
  2. [edebiyat] Yüze veya dış görünüşe bakılarak ruhsal durumu anlama bilgisinden söz eden kitap
KIYAFETSİZ

  1. [sıfat] Bakınız giysisiz
  2. Bakınız kılıksız
KAFETERYA

Kelime Kökeni: Fransızca cafeteria

  1. [isim] Çay, kahve vb. içeceklerle bazı yiyeceklerin satıldığı yer
  2. Müşterilerin kendi kendilerine servis yaptıkları lokanta
    • "O yeni kafeterya önünden yürümek isterseniz omzunuz duvara sürünür." (Necati Cumalı)
ZARAFETLİ

  1. [sıfat] Bakınız zarif
    • "Öyle zarafetli ve güzeldi ki bu irkiliş, Naci, oku kendi yemiş gibi oldu." (Necip Fazıl Kısakürek)
KIYAFETLİ

  1. [sıfat] Bakınız giysili
    • "Asker kıyafetli."
  2. Bakınız kılıklı
HİLAFETÇİ

  1. [isim] Halifeliğin sürdürülmesinden yana olan kimse
İZAFETEN

Kelime Kökeni: Arapça iżāfeten

  1. [zarf] Bir şeye veya kimseye bağlanarak, dayanarak, ilişki kurarak, mal edilerek
  2. Bir kimse adına saygı duyularak
AFETZEDE

Kelime Kökeni: Arapça āfet + Farsça -zede

  1. [isim] Afete uğramış, afet görmüş kimse
    • "Bugün Ferhat Kayası’na giden yolun üst tarafına çadırlar kurmuş afetzedelerle görüşmüştüm." (Yaşar Kemal)
HİLAFET

Kelime Kökeni: Arapça ḫilāfet

  1. [isim, tarih] Bakınız halifelik
ZARAFET

Kelime Kökeni: Arapça ẓarāfet

  1. [isim] Bakınız zariflik
    • "Sadece zarafetinizin, güzelliğinizin karşıdan hayranı olmuştum." (Samim Kocagöz)
NEZAFET

Kelime Kökeni: Arapça neẓāfet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız temizlik
KIYAFET

Kelime Kökeni: Arapça ḳiyāfet

  1. [isim] Bakınız giysi
    • "Bu çelişki, kıyafetinin seçimi konusunda onu çıkmaza sokuyordu." (Nermin Bezmen)
KESAFET

Kelime Kökeni: Arapça kes̱āfet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çokluk
  2. Bakınız yoğunluk
    • "Dağ, bütün kesafeti ve bütün heybetiyle benim üstüme yürüyor gibiydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Saydam olmama durumu
LETAFET

Kelime Kökeni: Arapça leṭāfet

  1. [isim] Bakınız hoşluk
    • "Evet, bu kadının tebessümünde başka letafet var." (Ahmet Rasim)
  2. Bakınız incelik
    • "Bu ne letafet, bu ne güzellik ya Rabbi diye mırıldandı." (Ömer Seyfettin)
ZİYAFET

Kelime Kökeni: Arapça żiyāfet

  1. [isim] Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek; şölen, toy (II)
    • "Padişahın bu ziyafetlere bazen cesim saltanat kayıkları ile de geldiği olurdu." (Asaf Halet Çelebi)
İZAFET

Kelime Kökeni: Arapça iżāfet

  1. [isim, eskimiş, felsefe] Bakınız bağıntı
AFET

Kelime Kökeni: Arapça āfet

  1. [isim] Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım
    • "O yıl su baskınları bir afet gibiydi."
  2. [mecaz] Olumsuz sonuçlar doğuran durum
    • "Şöhret gibi servetin de afet olduğunu yeni anlıyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [mecaz] Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın
    • "Gül yüzlü bir afetti ki her busesi lale." (Yahya Kemal Beyatlı)
  4. [tıp] Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü