İçinde aş olan 5 harfli 86 kelime var. İçerisinde AŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aş olan kelimeler listesine ya da sonu aş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UĞRAŞ

  1. [isim] Bir insanın yaptığı iş veya meslek; iş güç, meşguliyet
    • "Bu arada köy yaşamından çeşitli sahneleri, uğraşları canlandıran oyunlar vardır." (Metin And)
  2. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş; iş güç, meşguliyet
  3. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele
    • "Onlara biraz gayretle anımsatılabilir bu gerçekler ama bu hem zahmetli, hem de süreç içinde kendimizi de onları da kırmayı göze alan bir uğraş gerektirir." (Reha Mağden)
  4. [eskimiş] Savaş, mücadele
TAŞMA

  1. [isim] Taşmak işi
  2. Akarsu yatağından çıkarak çevresini kaplama
    • "Çayın taşması evler kadar çekekteki motorlar için de tehlikeliydi." (Rıfat Ilgaz)
FARAŞ

Kelime Kökeni: Arapça ferrāş

  1. [isim] Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış bir tür kürek
    • "Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı." (Ercüment Ekrem Talu)
HAŞIL

  1. [isim, ağızlardan] Dokumacılıkta kullanılan unlu veya çirişli sıvı
YAŞAM

  1. [isim] Doğumla ölüm arasında yaşanan süre; dirim, ömür, hayat (I)
BAŞAK

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız Başak Burcu
AKTAŞ

  1. [isim, mineraloji] Bakınız lüle taşı
BAŞAT

  1. [sıfat] Bakınız baskın
    • "Üstelik de Batıcı düşüncelerin, Batı etkisine en açık olan Harbiye’de odaklaştığı düşünülür ve Mustafa Kemal olayının, ordunun başat rol oynadığı bir Kurtuluş Savaşı biçiminde geliştiği hatırlanırsa bu desteğin anlamı ve önemi açıkça ortaya çıkar." (Emre Kongar)
HAŞIR

  1. "Haşır huşur", "haşır neşir" ikilemelerinde kullanılır
HAŞİŞ

Kelime Kökeni: Arapça ḥaşīş

  1. [isim, eskimiş] Hint kenevirinden çıkarılan esrar
  2. Kuru ot
HAŞİR

Kelime Kökeni: Arapça ḥaşr

  1. [isim, eskimiş] Toplanma, bir araya gelme
  2. [din bilimi] Hayatları boyunca yaptıklarının hesabının sorulması için ölülerin kıyamet günü diriltilip bir araya toplanması
    • "Haşre kadar beklesen bu iş olmaz."
HAŞİV

Kelime Kökeni: Arapça ḥaşv

  1. [isim, eskimiş] Bakınız doldurma
  2. [edebiyat] Yazıyı veya konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma
HAŞAT

  1. [sıfat, argo] Darmadağınık, işe yaramaz, bozuk, kötü
  2. Yorgun, bitkin
TALAŞ

  1. [isim] Testere ile biçilen veya rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar
KAŞİF

Kelime Kökeni: Arapça kāşif

  1. [isim] Var olan ancak bilinmeyen bir şeyi bulan, ortaya çıkaran kimse; bulucu
ÇUVAŞ

  1. [isim] Rusya Federasyonu’na bağlı Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
BAŞLI

  1. [sıfat] Başı olan
    • "O zaman kırmızı başlı kibritler vardı ya." (Peyami Safa)
  2. Bakınız yaralı
  3. Yarım kalmış, başlandığı hâlde bitmemiş olan
    • "Matematik ödevim başlı duruyor."
BAŞKA

  1. [sıfat] Diğer şeylere benzemeyen; özge
    • "Başka bir şeyi daha aklıma iyice sokuyordum." (Ayla Kutlu)
  2. [isim] Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olma
    • "Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan / Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan" (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Üzerinde durulanların dışında kalan; diğer, vesair
    • "Bana açık açık söyle, babacığım, ben bu mesleği yapmak istemiyorum, de, ben de sana başka bir iş ayarlayayım!" (Metin Kaçan)
  4. [edat] Belirtme yoluyla başkalık ilişkisi kuran ve -den başka biçiminde kullanılan bir söz; gayrı, gayri, maada
    • "Birinden yardım istemekten başka çıkar yol yoktu ve ben yardım isteyeceğime ölmeyi yeğlerdim." (Ayla Kutlu)
HAŞİN

Kelime Kökeni: Arapça ḫaşīn

  1. [sıfat] Sert, kırıcı, gönül kırıcı
    • "Bu ağlamayacak kadar keskin, sert, haşin çocuk yüzü birdenbire bir yağmur gibi ağlamaya başladı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [zarf] Sert, kırıcı, gönül kırıcı bir biçimde
    • "Öyle ani ve haşin çıkmıştı ki bu soru, karşıdaki boş bulunup ismini söyledi." (Elif Şafak)
AŞAMA

  1. [isim] Kendi içinde derecelendirilmiş bir bütünün basamaklarından her biri; derece, kademe, mertebe, rütbe, paye
  2. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli yerlerin her biri; adım, merhale, nokta
    • "Onlar biçkiyi, provayı öğrenme aşamasına gelmişlerdi." (Ayla Kutlu)
  3. [spor] Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri; etap
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü