İçinde ğı olan 8 harfli 61 kelime var. İçerisinde ĞI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğı olan kelimeler listesine ya da sonu ğı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DAĞILMAK

  1. [nesnesiz] Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak
    • "Zaten arkadaşlarımın her biri bir yana dağılmıştı," (Ahmet Ümit)
  2. Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek
  3. Parçalanarak yayılmak, ufalanmak
    • "Kentin eski merkezindeki evler kendiliğinden yıkılıyor, bahçe duvarları dökülüp dağılıyordu." (Ayla Kutlu)
  4. Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak
    • "Siyah saçları hare hare suyun yüzüne dağıldı." (Cahit Uçuk)
  5. [mecaz] Birliği, beraberliği bozulmak
    • "Golü yiyince takım dağıldı. Babanın ölümünden sonra aile dağıldı."
  6. [mecaz] Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak; fesholunmak, münfesih olmak
  7. [mecaz] Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak
BUNCAĞIZ

  1. [sıfat, ağızlardan] Bu kadar çok
    • "Anam buncağız işinin arasında babama yamalı da olsa her vakit temiz mintan giydirir, bizden çok ona bakar, bebekmiş gibi el üstünde tutardı." (Buket Uzuner)
  2. Bu zavallı, bu küçücük
    • "O zaman dedem anneme demiş ki buncağıza biz bakalım." (Elif Şafak)
YIĞILMAK

  1. [nesnesiz] Yığma işine konu olmak veya yığma işi yapılmak
    • "Yarım saate varmadan evdeki bütün çarşaflar, pikeler, yorganlar, yastıklar salonun ortasına yığılmış oluyordu." (Elif Şafak)
  2. Çok sayıda birikmek, toplanmak
    • "Bütün köşk, kapının önüne yığıldı." (Aka Gündüz)
  3. Düşmek, yıkılmak, kendini tutamayıp çökmek
    • "Adam, iskelenin üstüne yığılmış, son nefesini verirken biçarenin şapkasını aşırmışlar." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
BAĞIRTMA

  1. [isim] Bağırtmak işi
AĞIRAYAK

  1. [sıfat, mecaz] Doğurması yakın (kadın)
    • "Zemin katı koridorundan geçerken başka ağırayak kadınlara dikkat ettim." (Cengiz Dağcı)
YAĞIŞSIZ

  1. [sıfat] Yağışı olmayan; kurak
AĞIZLAMA

  1. [isim] Ağızlamak işi
AĞITLAMA

  1. [isim] Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü
    • "Cem törenlerinde ağıtlama türünde söylenen deyişin oldukça içli ve etkileyici bir ezgisi vardır." (Haydar A. Avcı)
BUZAĞILI

  1. [sıfat] Buzağısı olan
    • "Geceki baskında buzağılı bir ineği ile birlikte ahırı yanmıştı." (Necati Cumalı)
YIĞIMLIK

  1. [isim, ekonomi] Bir sanayi dalında yararlanılan ham, işlenmiş veya yarı işlenmiş maddelerin tümü; stok
  2. [ticaret] Satılmamış, istif edilmiş mal; stok
SAKAĞILI

  1. [sıfat] Sakağı hastalığı olan
    • "Karakolun hizası dönülürken sakağılı, soluğan, bir deri bir kemik beygirlerden biri küttedek çatlayıverirdi." (Sermet Muhtar Alus)
AŞAĞILIK

  1. [isim] Aşağı olma durumu; adilik
  2. [sıfat] Aşağı olan; adilik
    • "Bazen en aşağılık bir romanı tabii olarak okur." (Halide Edip Adıvar)
SACAYAĞI

  1. [isim] Üzerine tencere, tava vb. koymaya yarayan, ateş üzerine oturtulan, üç ayaklı çember veya üçgen biçiminde demir destek; ocak sehpası, sacayak, üçayak
  2. [mecaz] Her zaman dayanışma içinde olan kimseler; sacayak
DAĞITICI

  1. [isim] Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse; müvezzi
  2. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş; distribütör
  3. [teknik] Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt; distribütör
  4. [sıfat] Elektrik, sinyal, ses vb.ni birden fazla hedefe ayrı ayrı ileten
BAĞIRMAK

  1. [nesnesiz] İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
    • "Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti." (Ömer Seyfettin)
  2. [-e] Yüksek sesle azarlamak
  3. [mecaz] Kendini belli etmek
    • "Kitap buradayım diye bağırıyor, sen onu görmüyorsun."
BAĞIRDAK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız bağıldak
    • "Bağırdak, yirmi beş otuz santim eninde, bir metre boyunda, astarlı ve kıymetli ipek ve sırma işlemeli bir kumaştır." (Musahipzade Celal)
SIĞINMAK

  1. [-e] Tehlikelerden kaçarak güvenilir bir yere çekilmek
    • "Artık arkasına sığınacak bir camekânım da yok." (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Korunmak amacıyla bir yere veya birine başvurmak, başkalarının yardım ve korunmasına ihtiyaç duymak
    • "Karı koca o evlerden birinde bir odacığa sığınmıştık." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Genellikle siyasi sebeplerle kendi ülkesinden kaçıp başka ülkeye gitmek; iltica etmek
  4. [mecaz] Güvenmek, yardım istemek veya ummak
    • "Kendisini küçük gören bir millet, insaniyet şefkatine sığınarak yaşayamaz." (Orhan Seyfi Orhon)
AĞILAŞMA

  1. [isim] Ağılaşmak durumu
AĞILANMA

  1. [isim] Bakınız zehirlenme
ÇIĞIRTMA

  1. [isim] Bakınız çağırtma
  2. Basit, küçük, kamış veya ağaçtan yapılmış, düdük şeklinde nefesli bir çalgı
    • "Bu lakırtıların arasında çığırtma gibi ince çocuk sesi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü