İçinde üs olan 7 harfli 60 kelime var. İçerisinde ÜS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üs olan kelimeler listesine ya da sonu üs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Üs Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

S Ü

2 Harfli Kelimeler

SÜ, ÜS

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OMNİBÜS

Kelime Kökeni: Fransızca omnibus

  1. [isim, eskimiş] Şehirlerde yolcu taşıyan atlı araba
  2. Yolcu taşıyan motorlu büyük taşıt
    • "St. Michel Meydanı’ndan bindikleri bir omnibüsle gelmişlerdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
PÜSÜRLÜ

  1. [sıfat] Püsürü olan; pürüzlü
KÜSURLU

  1. [sıfat] Küsuru olan
ÖRTÜSÜZ

  1. [sıfat] Örtüsü olmayan
  2. Örtülmemiş
    • "İşte yalının penceresinde yengemin örtüsüz başı renkli bir demet..." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. [mecaz] Açık seçik, gizlenmeyen
    • "En ciddileri bile cıvıtan meclis, örtüsüz telmihlere, taşkın hareketlere de müsamaha etmeye başlamıştı." (Peyami Safa)
SÜSLÜCE

  1. [sıfat] Süslüye yakın
    • "Bu oda hakikaten biraz süslüceydi." (Ömer Seyfettin)
BAŞÜSTÜ

  1. [isim, denizcilik] Geminin ön bölümünde çıpanın bulunduğu yer
    • "İçlerinden bir gönüllü istedim, baş üstüne gidip ırgatı çalıştıracak güçte bir adam." (Zeyyat Selimoğlu)
MİDİBÜS

Kelime Kökeni: Fransızca midibus

  1. [isim] Küçük otobüs
KOSİNÜS

Kelime Kökeni: Fransızca cosinus

  1. [isim, matematik] Tümler açının sinüsü
ÜSLENME

  1. [isim] Üslenmek işi
KÜMÜLÜS

Kelime Kökeni: Fransızca cumulus

  1. [isim] Bakınız küme bulut
MÜSTEAR

Kelime Kökeni: Arapça musteʿār

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız takma
    • "Müstear adların hakikilerini saymaya başladı." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde bir makam
PENCÜSE

Kelime Kökeni: Farsça penc + se

  1. [isim] Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin beş, öbürünün üç benekli olan yüzünün üste gelmesi
MÜSTAİT

Kelime Kökeni: Arapça mustaʿidd

  1. [sıfat, eskimiş] Doğuştan yetenekli, kabiliyetli olan
ÜRKÜSÜZ

  1. [sıfat] Ürkü vermeyen
HÜSEYNİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥuseynī

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam
  2. Klasik Türk müziğinde mi notası
FÜSUNLU

  1. [sıfat] Bakınız büyülü
    • "Başında ağır ve paha biçilmez emsalsiz ve füsunlu bir taç gibi duruyordu." (Ömer Seyfettin)
PAPİRÜS

Kelime Kökeni: Fransızca papyrus

  1. [isim, bitki bilimi] Papirüsgillerden, Nil kıyılarında yetişen, sürüngen, çıplak saplı, otsu bir bitki (Cyperus papirus)
  2. Eski Mısırlıların bu bitkinin saplarından yaptıkları kâğıt
MÜSABIK

Kelime Kökeni: Arapça musābiḳ

  1. [isim, eskimiş, spor] Bakınız yarışçı
  2. Bakınız yarışmacı
ÜSLENİŞ

  1. [isim] Üslenmek işi
YÜZÜSTÜ

  1. [zarf] Yüzü yere gelecek biçimde; yüzükoyun
    • "Dişçi, kendini yüzüstü bir kanepeye attı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [mecaz] Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda
    • "Elbette birçok önemli konulara el attı ama ulusumuzun temel sorunlarından bazıları yüzüstü duruyor." (Talât Sait Halman)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü