İçinde çe olan 6 harfli 76 kelime var. İçerisinde ÇE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çe olan kelimeler listesine ya da sonu çe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇEVRİK

  1. [sıfat] Çevrilmiş olan
    • "Bu gücün içeriye ve dışarıya çevrik belirtileri insan için hep yararlıdır." (Azra Erhat)
  2. Etrafı çevrilmiş, çevresi kuşatılmış olan
  3. Geriye kıvrılmış olan (kol, yaka vb.)
GREKÇE

  1. [isim] Yunanistan’da, Anadolu’nun ve Doğu Akdeniz’in bazı bölgelerinde MÖ 9. yüzyıldan MS 6. yüzyıla kadar konuşulmuş olan ölü bir dil
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
PÜRÇEK

  1. [isim, ağızlardan] Şakaklardan sarkan saç; zülüf
  2. Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü; pürçük
    • "Bizim sende ne hakkımız olsun? Elimizden bir pürçek soğan bile yemedin." (Fakir Baykurt)
ÇERMİK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız ılıca
İÇERME

  1. [isim] İçermek işi; tazammun, ihtiva
ÇEKMEN

  1. [isim] Bakınız vantuz
ÇEKMEK

  1. [-e, -i] Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek
    • "Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak
  3. Bakınız germek
    • "İpi çekmek."
  4. İçine almak, emmek
  5. Bir yerden başka bir yere taşımak
    • "Ekini tarladan çekmek."
  6. Bir amaçla ortadan kaldırmak
    • "Piyasadaki parayı çekmek."
  7. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak
    • "Elindeki tabancayı tetiğine basmak için yeni çekivermiş gibiydi." (Tarık Buğra)
  8. Atmak, vurmak
    • "Dayak çekmek. Şut çekmek."
  9. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak
  10. Güç durumlara dayanmak, katlanmak
    • "Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum." (Peyami Safa)
  11. Tartıda ağırlığı olmak
    • "Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi." (Peyami Safa)
  12. Bakınız döşemek
    • "Kablo çekmek."
  13. Herhangi bir engel kurmak
    • "Derenin kış yaz kurumayan suları böğürtlen fidanlarını yükseltmiş, iki tarafa yemiş dolu bir koyu çit çekmiş." (Refik Halit Karay)
  14. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak
    • "Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim diye bekleşiyorlar." (Sait Faik Abasıyanık)
  15. İmbik yardımı ile elde etmek
    • "İspirto çekmek. Gül yağı çekmek."
  16. Çizgi durumunda uzatmak
  17. Aynısını yazmak veya çizmek
    • "Yazıyı temize çekmek. Kopya çekmek."
  18. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak
    • "Bardak çekmek."
  19. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak
  20. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek
    • "Fotoğraf çekmek. Film çekmek."
  21. Taşıma gücü olmak
    • "Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez."
  22. Bir şeyi öğütmek
    • "Kahve çekmek."
  23. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak
  24. Hoşa gitmek, sarmak
  25. Kaçan ilmeği örmek
    • "Çorap çekmek."
  26. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak
    • "Beni Konya Lezzet Lokantasına götürdü, âlâ bir öğle yemeği çekti." (Halide Edip Adıvar)
  27. Bir duyguyu içinde yaşatmak
    • "Ona yanıyorum, onun hasretini çekiyorum." (Refik Halit Karay)
  28. Yürütmek, sürmek
    • "Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın." (Yahya Kemal Beyatlı)
  29. [-e] Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek
    • "Yeğeninin ona çeken tek yanı yoktur." (Tarık Buğra)
  30. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak
    • "Sorguya çekmek."
  31. [-e, -i] Herhangi bir anlama almak
    • "Bak, sözümü nereye çekti!"
  32. [-e, -i] Örtmek, giymek
    • "Yorganınızı başınıza çeker ve uykunuza devam edersiniz." (Refik Halit Karay)
  33. [-e, -i] Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek
  34. Yol, ay sürmek
    • "Sevmediğim ayların çoğu otuz bir çeker, uzundur." (Burhan Felek)
  35. [nesnesiz] Daralıp kısalmak
    • "Kumaşı yıkayınca çekti."
  36. Bir şeyi asmak
    • "Açıkta durduk. Demir attık. Kayığa tehlike bayrakları çektik." (Halikarnas Balıkçısı)
  37. Boya, badana vb. sürmek
  38. Bir şey yollamak
    • "Çektikleri telgrafı babasıyla annesi, bakalım, alabilecekler mi?" (Attilâ İlhan)
  39. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak
    • "Tulumba, suyu iyi çekiyor. Baca iyi çekiyor."
  40. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek
  41. [fizik] Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı
  42. [teknik] Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak
  43. [argo] İçki içmek
    • "Çok kimse rakısını bağında çekiyordu." (Falih Rıfkı Atay)
POLİÇE

Kelime Kökeni: İtalyanca polizza

  1. [isim] Belirli bir sürenin sonunda belirli bir parayı kendi adına veya bir başkasının emrine ödemesi için alacaklının borçluya yazdığı bildiri
  2. Sigorta senedi
ÇERKEZ

  1. [isim] Kafkasya'da yaşayan bir boy veya bu boydan olan kimse
ÇEMÇÜK
...
ÇEVREN

  1. [isim] Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü
    • "Arada sırada da olsa böyle buluşup konuşmak çok güzel oluyor, insanın çevreni genişliyor." (Tahsin Yücel)
  2. Bakınız ufuk
ÇERKEŞ

  1. [isim] Çankırı iline bağlı ilçelerden biri
ÇEVİRİ

  1. [isim] Bir dilden başka bir dile aktarma, çevirme; tercüme
    • "Var olanla her çeşit işlemi bu çevirilerle yürütebiliriz." (Nermi Uygur)
  2. Bir dilden başka bir dile çevrilmiş yazı veya kitap; tercüme
    • "Düşüncelerimi sormak üzere bu çevirileri parça parça İstanbul'a yollamıştı." (Tarık Buğra)
REÇETE

Kelime Kökeni: İtalyanca ricetta

  1. [isim] Üzerinde doktorun hastası için gerekli gördüğü ilaçlarla, bunların kullanılış biçimleri yazılı olan kâğıt
    • "Faydasını gördüğümüz ve faydasını görürsek tekrar etmemizi doktor tavsiye ettiği için reçeteyi yine aldım ele." (Nâzım Hikmet)
  2. Yemek veya halk tedavisinde kullanılan ilaç tarifesi
    • "Hele bir portakal şurubu reçetesini tarif etti..." (Ömer Seyfettin)
HANÇER

Kelime Kökeni: Arapça ḫancer

  1. [isim] Ucu eğri ve sivri, kamaya benzer, silah olarak kullanılan bir bıçak türü
ÇELMEK

  1. [-i] Ayak uzatarak birisini düşürmek
  2. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek
    • "En tutulmaz penaltıları çeler ama bazen de bakarsın, bacak arasından en olmayacak golleri yerdi." (Haldun Taner)
  3. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak
  4. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek; çalmak
  5. [spor] Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak
  6. [mecaz] Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak
    • "Gönlümü çelen bir söz söyle."
  7. [mecaz] Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek
    • "Bu sözünüz deminkini çeliyor."
BOLİÇE

Kelime Kökeni: İbranice

  1. [isim, ağızlardan] Yahudi kadını
    • "Balat kapısından girdim içeri / Boliçeler oturmuş iki geçeli" (Halk türküsü)
GÖÇEBE

  1. [sıfat] Değişik şartlara bağlı olarak belli bir yöre içinde çadır, hayvan ve öteki araçlarla yer değiştiren, yerleşik olmayan (kimse veya topluluk); göçer, göçkün
    • "Karakaçanları, sürüleriyle dağ dağ dolaşan göçebe çobanlarıdır." (Ahmet Haşim)
  2. [hayvan bilimi] Mevsimlere göre ülke veya yer değiştiren (hayvan)
TUTÇEK

  1. [isim, tıp] Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan alet; lavta (II), forseps
İÇECEK

  1. [isim] Soğuk ve sıcak olarak içilebilen, su, çay, meşrubat vb. içeceklerin tümü
    • "Bunca gösteri arasında zengin kesimdekiler sanki aralarında sözleşmişçesine tüm yiyecek, giyecek ve içecek ambarlarının kapılarına kilitler vurmuşlar, dükkânlardaki yiyecekleri, giysileri satıştan kaldırmışlardı." (Nahit Eruz)
  2. [sıfat] İçilebilir, içmeye elverişli olan
    • "Şiddetli surette susayan bir insan için lazım olan şey, ne olursa olsun içecek bir şey bulmaktır." (Suut Kemal Yetkin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü