İçinde çe olan 5 harfli 79 kelime var. İçerisinde ÇE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çe olan kelimeler listesine ya da sonu çe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇECİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Madenî kulp, halka, çivi
-
[isim, ağızlardan]
Madenî kulp, halka, çivi
- LEÇEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız başörtüsü
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız başörtüsü
- ÇENGİ
-
Kelime Kökeni: Farsça çengī
-
[isim]
Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın
- "Eski Galata'dan artakalmış çengiler zilzurna dağılıyorlar."
-
[isim]
Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın
- ÇEBİÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bir yaşındaki keçi yavrusu
-
[isim, ağızlardan]
Bir yaşındaki keçi yavrusu
- ÇEPNİ
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- ÇETEN
-
-
[isim, ağızlardan]
Saman taşımak için kağnılara ve arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit; çiten
-
Buzağı veya kuzu için yapılmış özel ağıl; çiten
-
[isim, ağızlardan]
Saman taşımak için kağnılara ve arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit; çiten
- İÇERİ
-
-
[isim]
İç taraf, içteki bölüm, dışarı karşıtı
- "İçeriden sesler geliyor."
-
İç, iç yüzey
- "Odanın içerisi bu kadar adam almaz."
-
[sıfat]
İç yüzeyde, iç bölümde olan
- "İçeri odadan sesler geliyor."
-
[zarf]
İç yana, iç yana doğru
- "İçeri girmekten korkarak bahçedeki demir kanepeye oturmak istedi."
-
[mecaz]
Bakınız gönül
-
[mecaz]
Bakınız cezaevi
-
[isim]
İç taraf, içteki bölüm, dışarı karşıtı
- ÇEMÇE
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çömçe
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çömçe
- SERÇE
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Serçegillerden, insanlara yakın yerlerde yaşayan, kışın göçmeyen, koyu boz renkli, ötücü küçük bir kuş (Passer domesticus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Serçegillerden, insanlara yakın yerlerde yaşayan, kışın göçmeyen, koyu boz renkli, ötücü küçük bir kuş (Passer domesticus)
- ÇERÇİ
-
-
[isim]
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse; kırkambar
- "Çerçiler bağıra bağıra bilezik, kurdele, sakız, kına vesaire satıyorlardı."
-
Bazı bölgelerde tuhafiyeci
-
[isim]
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse; kırkambar
- ELÇEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Gelinin avuç içine kına yakıldıktan sonra kullanılan, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
-
[isim, ağızlardan]
Gelinin avuç içine kına yakıldıktan sonra kullanılan, kumaştan yapılmış bir eldiven türü
- ÇEPİN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bahçelerde kullanılan küçük çapa
-
[isim, ağızlardan]
Bahçelerde kullanılan küçük çapa
- ÇEYİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça cihāz
-
[isim]
Gelin olacak kız için hazırlanan her türlü eşya; dürü (I), çeyiz çemen, cihaz
- "Noksansız bir çeyiz ve düğünle iyi bir eve verilen Zeynep..."
-
[isim]
Gelin olacak kız için hazırlanan her türlü eşya; dürü (I), çeyiz çemen, cihaz
- ÇEVİK
-
Kelime Kökeni: Farsça çābuk
-
[sıfat]
Kolaylık ve çabuklukla davranan; tetik (II), atik (I), atik tetik, kırnak
- "Sofrada Atatürk'ün pek kuvvetli ve çevik birkaç arkadaşı vardı."
-
[sıfat]
Kolaylık ve çabuklukla davranan; tetik (II), atik (I), atik tetik, kırnak
- ÇEKÇE
-
-
[isim]
Çeklerin kullandığı dil
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Çeklerin kullandığı dil
- ÇEVRE
-
-
[isim]
Bir şeyin yakını, dolayı; etraf, periferi
- "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."
-
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam; dünya, muhit
- "Ayrıca ben, oldukça kapalı bir çevrede yetişmiştim."
-
Bakınız ortalık
-
Bakınız yağlık
- "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."
-
[mecaz]
Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü; muhit
- "Burada hükûmet çevrelerinin de övgüye değer davranışını belirtmek gerekir."
-
[mecaz]
Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar; muhit
- "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."
-
[matematik]
Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi
-
[toplum bilimi]
Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin tümü
-
[isim]
Bir şeyin yakını, dolayı; etraf, periferi
- ÇEKİK
-
-
[sıfat]
Yanlara doğru çekilerek gerilmiş gibi olan
- "Çekik göz. Çekik kaş."
-
İçeriye doğru kaçmış
- "Zayıf, ince uzun bir vücudu, kuru, çekik esmer bir yüzü var."
-
[sıfat]
Yanlara doğru çekilerek gerilmiş gibi olan
- ÇEKİM
-
-
[isim]
Çekmek işi
-
[dil bilgisi]
Fiillerin zaman, kişi ve kiplere; adların ad durumlarına göre aldıkları biçim; tasrif
-
[fizik]
Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü; cazibe, traksiyon
- "Yer çekimi. Mıknatıs çekimi."
-
[sinema, televizyon]
Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası; plan
-
[mecaz]
Güçlü bağlılık ve sevgi oluşturan nedensiz duygu
- "Bu da o gizli çekimi arttıran tek unsur. Fark ettirmeden beni kendine daha çok bağladığın bu olay, olağandışı bile sayılabilir."
-
[isim]
Çekmek işi
- ÇEDİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Mesh üzerine giyilen sarı pabuç
- "Kavuğu başından düşmüş, çedik pabuçlarından biri ayağından fırlamış."
-
Bakınız terlik
-
[isim, ağızlardan]
Mesh üzerine giyilen sarı pabuç
- ÇERAĞ
-
Kelime Kökeni: Farsça çerāġ
-
[isim, eskimiş]
Mum, kandil, lamba vb. ışık veren araç; çırağ
-
Bakınız ışık
-
[isim, eskimiş]
Mum, kandil, lamba vb. ışık veren araç; çırağ