Başında haber olan 19 kelime var. Haber ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde haber olan kelimeler listesine ya da sonu haber ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında haber bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

HABERLEŞEBİLMEK

14 Harfli Kelimeler

HABERLEŞEBİLME, HABERLEŞTİRMEK

13 Harfli Kelimeler

HABERLEŞİLMEK, HABERLEŞTİRME

12 Harfli Kelimeler

HABERLEŞİLME

11 Harfli Kelimeler

HABERDARLIK, HABERLEŞMEK, HABERSİZLİK

10 Harfli Kelimeler

HABERCİLİK, HABERLEŞME, HABERLİLİK, HABERSİZCE

8 Harfli Kelimeler

HABERDAR, HABERLİK, HABERSİZ

7 Harfli Kelimeler

HABERCİ, HABERLİ

5 Harfli Kelimeler

HABER

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Haber Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B E H R

5 Harfli Kelimeler

HABER, HARBE

4 Harfli Kelimeler

HARE, HEBA, REHA

3 Harfli Kelimeler

ABE, BAR, BRE, HAB, HAR, HER, RAB

2 Harfli Kelimeler

AB, AH, AR, BE, EH, ER, HA, HE, RA, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HABERLEŞEBİLMEK

  1. [nesnesiz, -le] Haberleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Seninle haberleşebilmek için o patikayı kullanarak ben veya görevlendireceğim adamlarımdan biri kimselere görünmeden konağa girip çıkabilir." (Hasan Erdem)
HABERLEŞTİRMEK

  1. [-i] Haberleşme işini yaptırmak
    • "Ali Ersan, sporcularımızın uçakta yiyip içtiklerinden okuyup yazdıklarına kadar her şeyi hem haberleştirdi hem de fotoğrafladı." (Altan Öymen)
HABERLEŞEBİLME

  1. [isim] Haberleşebilmek işi
    • "Böylece insanlar haberleşebilme ortamına kavuşurlar; oysa modernleşmeden önce ülkenin bu şekilde bütünleşmesi söz konusu değildir." (Şerif Mardin)
HABERLEŞTİRME

  1. [isim] Haberleştirmek işi
    • "Söz konusu olayların analizin merkezine alınması, hem uzun soluklu bir haberleştirme sürecine konu olmaları hem de politik bir mücadeleye evrilmeleri nedeniyledir." (Turgay Yerlikaya)
HABERLEŞİLMEK

  1. [-le] Haberleşme işi yapılmak
    • "Mesele vilayetin bağlı kazalarıyla haberleşilmek suretiyle vilayet idare meclisinde görüşülerek beş altı seneden beri gerek İslam ve gerek Hristiyan ahaliden birçoğunun Amerika’ya gitmeleri…" (Âdem Kara)
HABERLEŞİLME

  1. [isim] Haberleşilmek işi
    • "Hakemler, Fransa Elçiliği ile Haiti Hariciye Nezareti arasında haberleşilme suretiyle belirlenecektir." (Mehmet Temel)
HABERSİZLİK

  1. [isim] Habersiz olma durumu; bihaberlik
    • "Hem devrim hem memleketten, milletten habersizlik... Evet, habersizlik..." (Kemal Tahir)
HABERDARLIK

  1. [isim] Haberdar olma durumu
    • "Zikrin özünden ibaret olan bu haberdarlık ve agâhlık, halkla sohbette meydana gelir." (Necip Fazıl Kısakürek)
HABERLEŞMEK

  1. [nesnesiz, -le] Bir durumu karşılıklı olarak iletmek, karşılıklı olarak haber alıp vermek; iletişmek, muhabere etmek
HABERCİLİK

  1. [isim] Habercinin yaptığı iş
    • "Batı medyasında Türkiye’ye yönelik geliştirilen habercilik dili ve söylemi, bir yandan tarafsız habercilik anlayışından oldukça uzak bir tutum sergilemekte…" (Turgay Yerlikaya)
HABERLİLİK

  1. [isim] Haberli olma durumu
HABERLEŞME

  1. [isim] Haberleşmek işi; iletişme, muhabere, enformasyon
  2. [teknik] Bakınız iletişim
  3. Bakınız yazışma
    • "Sivas telgraf merkeziyle İstanbul telgraf merkezi arasında işte şu haberleşme oldu…" (Atatürk)
HABERSİZCE

  1. [zarf] Haber vermeden, haberi olmadan; habersiz, gizlice
    • "Patronun deliye döndüğünden habersizce geldi, elindeki şemsiyeye yapıştı." (Rıfat Ilgaz)
HABERLİK

  1. [sıfat] Haber durumunda olan
    • "Böyle kendi kendine yorum yaparken aklına birden, ya haberlik bir şeyler yakalarsam nerede yayınlatacağım sorusu takılmıştı." (Mustafa Yoker)
HABERDAR

Kelime Kökeni: Arapça ḫaber + Farsça -dār

  1. [sıfat] Bakınız haberli
    • "Olup bitenden haberdardır."
HABERSİZ

  1. [sıfat] Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan; bihaber
  2. Haber vermeden; bihaber
  3. [zarf] Haberi olmayarak, haberi olmadan
    • "Romancının uyarılarından habersiz kaldınız." (Adalet Ağaoğlu)
HABERLİ

  1. [sıfat] Bir olay veya durum üzerine bilgisi olan, haberi olan; agâh, haberdar
    • "… iddianın ve savunmanın birbirlerinin yapacaklarından haberli olmaları, iddia ve savunmanın sağlıklı yürütülebilmesi, tarafların dinlenecek tanıklar ve bilirkişiler hakkında araştırma yapabilmeleri…" (Erdal Noyan)
  2. [zarf] Haber vermiş veya almış olarak
    • "İçi, doğmadan önce haberli olmuş olarak, hayata yeni gelmiş biri olarak dünyadaki her tür güzelliğe dokunmak üzere işe başlayacakmış gibi bir hisle doluyordu." (Mehmet Ali Eser)
HABERCİ

  1. [isim] Haber getiren kimse; ulak
    • "Haberciler payitahta ulaştıklarında saray tuhaf bir karışıklık içindeydi." (Bahaeddin Özkişi)
  2. Bir haberi usulünce hazırlayan ve yayın organlarında yayımlayan kimse
    • "Haberciler, düzeltmeciler, sekreterler, yazarlar... Bu kadar insan arasında ona da bir yer bulunamaz mıydı?.." (Cevdet Kudret)
  3. Muhbir, ihbar eden kimse
    • "Kaçakçı kamyonları bazen, o da bir habercinin yardımı ile içeride yakalanmakta." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [mecaz] Bir durumun, bir olayın belirtisi
    • "Bu bulutlar yağmurun habercisi olsa gerek."
  5. [tarih] Bakınız karakulak (II)
HABER

Kelime Kökeni: Arapça ḫaber

  1. [isim] Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi; çav (I), selen
    • "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi
    • "Herkes sofraya oturmuş, bir yandan çorbalarını kaşıklayıp bir yandan da haberleri seyrediyordu." (Elif Şafak)
  3. Bakınız bilgi
    • "... bir şeyden haberi yok? Bu işleri kendi gönlüyle yapmıyor. Boş sözlere de kandığı yok." (Yaşar Kemal)
  4. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız yüklem
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü