Başında güz olan 26 kelime var. Güz ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde güz olan kelimeler listesine ya da sonu güz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında güz bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
GÜZELLEŞEBİLMEK, GÜZELLEŞTİRİLME
GÜZELLEŞEBİLME, GÜZELLEŞTİRMEK
GÜZELLEŞTİRME
GÜZELLEŞMEK
GÜZELBAHÇE, GÜZELLEŞME, GÜZELLİKLE
GÜZELLEME, GÜZELYURT, GÜZİDELİK
GÜZELLİK, GÜZERGAH, GÜZLEMEK
GÜZELCE, GÜZELİM, GÜZEŞTE, GÜZLEME
GÜZİDE, GÜZLEK, GÜZLÜK
GÜZEL, GÜZEY, GÜZÜN
GÜZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÜZELLEŞTİRİLME
-
-
[isim]
Güzelleştirilmek işi
- "Demokrasinin özü tek kelime ile özgürlüktür ve disiplin de sadece özgürlüğün güzelleştirilmesi anlamına gelebilir."
-
[isim]
Güzelleştirilmek işi
- GÜZELLEŞEBİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Güzelleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Bir nesil istifası geçirmemiş olan yeni zenginler güzelleşebilmek için daha uzun zaman, aynı refah içinde soy değiştirmek zorundadırlar."
-
Güzelleşme becerisi bulunmak
-
[nesnesiz]
Güzelleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
- GÜZELLEŞTİRMEK
-
-
[-i]
Güzellik vermek, güzellik kazandırmak
- "Mehtap görülen her şeyi yumuşatıyor, hülyalaştırıyor, güzelleştiriyordu."
-
[-i]
Güzellik vermek, güzellik kazandırmak
- GÜZELLEŞEBİLME
-
-
[isim]
Güzelleşebilmek işi
-
[isim]
Güzelleşebilmek işi
- GÜZELLEŞTİRME
-
-
[isim]
Güzelleştirmek işi
- "Anadolu turnelerinden biliyorum, o yıllarda yurdun her tarafında güzelleştirme dernekleri salgını vardı."
-
[isim]
Güzelleştirmek işi
- GÜZELLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Güzel bir durum almak
- "Genç, orta yaşlı gösterişli hanımların buraya daha da güzelleşmek için geldiklerini gördü."
-
[nesnesiz]
Güzel bir durum almak
- GÜZELBAHÇE
-
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
- GÜZELLEŞME
-
-
[isim]
Güzelleşmek işi
- "Boğaz bahçelerinin güzelleşmesi için büyük çabalar göstermiştir."
-
[isim]
Güzelleşmek işi
- GÜZELLİKLE
-
-
[zarf]
Güzel bir biçimde
- "Olay beklenmedik bir güzellikle başladı."
-
[zarf]
Güzel bir biçimde
- GÜZELLEME
-
-
[isim, edebiyat]
Halk edebiyatında sevgiliyi, güzel şeyleri, doğa güzellikleri vb.ni övmek için yazılan, lirik bir şiir türü
-
[müzik]
Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi
-
[isim, edebiyat]
Halk edebiyatında sevgiliyi, güzel şeyleri, doğa güzellikleri vb.ni övmek için yazılan, lirik bir şiir türü
- GÜZELYURT
-
-
[isim]
Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
- GÜZİDELİK
-
-
[isim]
Güzide olma durumu
- "Güzidelik yarılması veya parçalanmış seçkinlik Türkiye Cumhuriyeti’nin günümüzdeki darboğazlarından başlıcası."
-
[isim]
Güzide olma durumu
- GÜZERGAH
-
Kelime Kökeni: Farsça guzergāh
-
[isim]
Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer
- "Dönüş yolumuz, Ayazağa, Kâğıthane güzergâhı idi."
-
Yol boyu
- "Görüyorsun ki hat güzergâhına verdiğimiz şifrelerin hepsine menfi cevap geldi."
-
Çok geçilen yer, geçek
-
[isim]
Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer
- GÜZELLİK
-
-
[isim]
Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik; hüsün
-
Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık
- "Onu sertlik değil güzellik yola getirir."
-
Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey
-
Güzel olan bir kimsenin niteliği
- "Güzelliğin on para etmez / Bu bendeki aşk olmasa"
-
[isim]
Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik; hüsün
- GÜZLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Sonbaharı bir yerde geçirmek
- "Bu yıl güneyde güzledik."
-
Mevsim yazdan güze geçmek, güz gelmek
- "Oğulcuğum, burada havalar adamakıllı güzledi. Dağların üstünde ilk karlar gözüktü."
-
[nesnesiz]
Sonbaharı bir yerde geçirmek
- GÜZEŞTE
-
Kelime Kökeni: Farsça guẕeşte
-
[sıfat, eskimiş]
Geçmiş, geçen
- "Bahse girer misiniz? Beş dakika içinde en heyecanlı bir vaka icat etmeye muktedir olursam bu iki güzeşte aylıktan birini kasaya bırakır mısınız?"
-
[sıfat, eskimiş]
Geçmiş, geçen
- GÜZELİM
-
-
[ünlem]
çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz
- "Daha ne olsun be güzelim, ne olsun? Ne istersen aldım, her şeyi yaptım!"
-
değer verilen, sevilen
- "Son yıllarda rant uğruna kurban edilen güzelim yerler arasına hem o çarşı hem balıkhane girdi."
-
[ünlem]
çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz
- GÜZLEME
-
-
[isim]
Güzlemek işi
-
[isim]
Güzlemek işi
- GÜZELCE
-
-
[sıfat]
Güzele yakın, güzel gibi
- "Kızı belki anasından biraz güzelce."
-
[zarf]
İyice, adamakıllı
- "Kadın keçiyi sağmış, çardağın suyunu çekmiş, etrafını güzelce süpürmüştü."
-
[sıfat]
Güzele yakın, güzel gibi
- GÜZİDE
-
Kelime Kökeni: Farsça guzīde
-
[sıfat]
Bakınız seçkin
- "Selânik'in en varlıklı, en muteber, en güzide ailelerinden sayılıyor."
-
[isim, eskimiş]
Aydın, okumuş, seçkin kimse
- "Bir milletin güzidesiyle halkı arasında bu derece tezat doğru mudur?"
-
[sıfat]
Bakınız seçkin