Başında güz olan 26 kelime var. Güz ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde güz olan kelimeler listesine ya da sonu güz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında güz bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

GÜZELLEŞEBİLMEK, GÜZELLEŞTİRİLME

14 Harfli Kelimeler

GÜZELLEŞEBİLME, GÜZELLEŞTİRMEK

13 Harfli Kelimeler

GÜZELLEŞTİRME

11 Harfli Kelimeler

GÜZELLEŞMEK

10 Harfli Kelimeler

GÜZELBAHÇE, GÜZELLEŞME, GÜZELLİKLE

9 Harfli Kelimeler

GÜZELLEME, GÜZELYURT, GÜZİDELİK

8 Harfli Kelimeler

GÜZELLİK, GÜZERGAH, GÜZLEMEK

7 Harfli Kelimeler

GÜZELCE, GÜZELİM, GÜZEŞTE, GÜZLEME

6 Harfli Kelimeler

GÜZİDE, GÜZLEK, GÜZLÜK

5 Harfli Kelimeler

GÜZEL, GÜZEY, GÜZÜN

3 Harfli Kelimeler

GÜZ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜZELLEŞTİRİLME

  1. [isim] Güzelleştirilmek işi
    • "Demokrasinin özü tek kelime ile özgürlüktür ve disiplin de sadece özgürlüğün güzelleştirilmesi anlamına gelebilir." (Yavuz Gökmen)
GÜZELLEŞEBİLMEK

  1. [nesnesiz] Güzelleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Bir nesil istifası geçirmemiş olan yeni zenginler güzelleşebilmek için daha uzun zaman, aynı refah içinde soy değiştirmek zorundadırlar." (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. Güzelleşme becerisi bulunmak
GÜZELLEŞTİRMEK

  1. [-i] Güzellik vermek, güzellik kazandırmak
    • "Mehtap görülen her şeyi yumuşatıyor, hülyalaştırıyor, güzelleştiriyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
GÜZELLEŞEBİLME

  1. [isim] Güzelleşebilmek işi
GÜZELLEŞTİRME

  1. [isim] Güzelleştirmek işi
    • "Anadolu turnelerinden biliyorum, o yıllarda yurdun her tarafında güzelleştirme dernekleri salgını vardı." (Ahmet Say)
GÜZELLEŞMEK

  1. [nesnesiz] Güzel bir durum almak
    • "Genç, orta yaşlı gösterişli hanımların buraya daha da güzelleşmek için geldiklerini gördü." (Tamer Çağdaş)
GÜZELBAHÇE

  1. [isim] İzmir iline bağlı ilçelerden biri
GÜZELLEŞME

  1. [isim] Güzelleşmek işi
    • "Boğaz bahçelerinin güzelleşmesi için büyük çabalar göstermiştir." (Salâh Birsel)
GÜZELLİKLE

  1. [zarf] Güzel bir biçimde
    • "Olay beklenmedik bir güzellikle başladı." (Ayla Kutlu)
GÜZELLEME

  1. [isim, edebiyat] Halk edebiyatında sevgiliyi, güzel şeyleri, doğa güzellikleri vb.ni övmek için yazılan, lirik bir şiir türü
  2. [müzik] Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi
GÜZELYURT

  1. [isim] Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
GÜZİDELİK

  1. [isim] Güzide olma durumu
    • "Güzidelik yarılması veya parçalanmış seçkinlik Türkiye Cumhuriyeti’nin günümüzdeki darboğazlarından başlıcası." (İlyas Kara)
GÜZERGAH

Kelime Kökeni: Farsça guzergāh

  1. [isim] Yolüstü uğranılacak, geçilecek yer
    • "Dönüş yolumuz, Ayazağa, Kâğıthane güzergâhı idi." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Yol boyu
    • "Görüyorsun ki hat güzergâhına verdiğimiz şifrelerin hepsine menfi cevap geldi." (Aka Gündüz)
  3. Çok geçilen yer, geçek
GÜZELLİK

  1. [isim] Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik; hüsün
  2. Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık
    • "Onu sertlik değil güzellik yola getirir."
  3. Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey
  4. Güzel olan bir kimsenin niteliği
    • "Güzelliğin on para etmez / Bu bendeki aşk olmasa" (Âşık Veysel)
GÜZLEMEK

  1. [nesnesiz] Sonbaharı bir yerde geçirmek
    • "Bu yıl güneyde güzledik."
  2. Mevsim yazdan güze geçmek, güz gelmek
    • "Oğulcuğum, burada havalar adamakıllı güzledi. Dağların üstünde ilk karlar gözüktü." (Memduh Şevket Esendal)
GÜZEŞTE

Kelime Kökeni: Farsça guẕeşte

  1. [sıfat, eskimiş] Geçmiş, geçen
    • "Bahse girer misiniz? Beş dakika içinde en heyecanlı bir vaka icat etmeye muktedir olursam bu iki güzeşte aylıktan birini kasaya bırakır mısınız?" (Reşat Nuri Güntekin)
GÜZELİM

  1. [ünlem] çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz
    • "Daha ne olsun be güzelim, ne olsun? Ne istersen aldım, her şeyi yaptım!" (Tuğşah Bilge)
  2. değer verilen, sevilen
    • "Son yıllarda rant uğruna kurban edilen güzelim yerler arasına hem o çarşı hem balıkhane girdi." (Ayla Kutlu)
GÜZLEME

  1. [isim] Güzlemek işi
GÜZELCE

  1. [sıfat] Güzele yakın, güzel gibi
    • "Kızı belki anasından biraz güzelce." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [zarf] İyice, adamakıllı
    • "Kadın keçiyi sağmış, çardağın suyunu çekmiş, etrafını güzelce süpürmüştü." (Necati Cumalı)
GÜZİDE

Kelime Kökeni: Farsça guzīde

  1. [sıfat] Bakınız seçkin
    • "Selânik'in en varlıklı, en muteber, en güzide ailelerinden sayılıyor." (Attilâ İlhan)
  2. [isim, eskimiş] Aydın, okumuş, seçkin kimse
    • "Bir milletin güzidesiyle halkı arasında bu derece tezat doğru mudur?" (Orhan Seyfi Orhon)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü