Başında güzel olan 15 kelime var. Güzel ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde güzel olan kelimeler listesine ya da sonu güzel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında güzel bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

GÜZELLEŞEBİLMEK, GÜZELLEŞTİRİLME

14 Harfli Kelimeler

GÜZELLEŞEBİLME, GÜZELLEŞTİRMEK

13 Harfli Kelimeler

GÜZELLEŞTİRME

11 Harfli Kelimeler

GÜZELLEŞMEK

10 Harfli Kelimeler

GÜZELBAHÇE, GÜZELLEŞME, GÜZELLİKLE

9 Harfli Kelimeler

GÜZELLEME, GÜZELYURT

8 Harfli Kelimeler

GÜZELLİK

7 Harfli Kelimeler

GÜZELCE, GÜZELİM

5 Harfli Kelimeler

GÜZEL

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Güzel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E G L Z Ü

5 Harfli Kelimeler

GÜZEL

3 Harfli Kelimeler

GEZ, GÜL, GÜZ, ZÜL

2 Harfli Kelimeler

EL, GE, LE, ZE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜZELLEŞTİRİLME

  1. [isim] Güzelleştirilmek işi
    • "Demokrasinin özü tek kelime ile özgürlüktür ve disiplin de sadece özgürlüğün güzelleştirilmesi anlamına gelebilir." (Yavuz Gökmen)
GÜZELLEŞEBİLMEK

  1. [nesnesiz] Güzelleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Bir nesil istifası geçirmemiş olan yeni zenginler güzelleşebilmek için daha uzun zaman, aynı refah içinde soy değiştirmek zorundadırlar." (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. Güzelleşme becerisi bulunmak
GÜZELLEŞEBİLME

  1. [isim] Güzelleşebilmek işi
GÜZELLEŞTİRMEK

  1. [-i] Güzellik vermek, güzellik kazandırmak
    • "Mehtap görülen her şeyi yumuşatıyor, hülyalaştırıyor, güzelleştiriyordu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
GÜZELLEŞTİRME

  1. [isim] Güzelleştirmek işi
    • "Anadolu turnelerinden biliyorum, o yıllarda yurdun her tarafında güzelleştirme dernekleri salgını vardı." (Ahmet Say)
GÜZELLEŞMEK

  1. [nesnesiz] Güzel bir durum almak
    • "Genç, orta yaşlı gösterişli hanımların buraya daha da güzelleşmek için geldiklerini gördü." (Tamer Çağdaş)
GÜZELLEŞME

  1. [isim] Güzelleşmek işi
    • "Boğaz bahçelerinin güzelleşmesi için büyük çabalar göstermiştir." (Salâh Birsel)
GÜZELBAHÇE

  1. [isim] İzmir iline bağlı ilçelerden biri
GÜZELLİKLE

  1. [zarf] Güzel bir biçimde
    • "Olay beklenmedik bir güzellikle başladı." (Ayla Kutlu)
GÜZELLEME

  1. [isim, edebiyat] Halk edebiyatında sevgiliyi, güzel şeyleri, doğa güzellikleri vb.ni övmek için yazılan, lirik bir şiir türü
  2. [müzik] Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi
GÜZELYURT

  1. [isim] Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
GÜZELLİK

  1. [isim] Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik; hüsün
  2. Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık
    • "Onu sertlik değil güzellik yola getirir."
  3. Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey
  4. Güzel olan bir kimsenin niteliği
    • "Güzelliğin on para etmez / Bu bendeki aşk olmasa" (Âşık Veysel)
GÜZELCE

  1. [sıfat] Güzele yakın, güzel gibi
    • "Kızı belki anasından biraz güzelce." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [zarf] İyice, adamakıllı
    • "Kadın keçiyi sağmış, çardağın suyunu çekmiş, etrafını güzelce süpürmüştü." (Necati Cumalı)
GÜZELİM

  1. [ünlem] çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz
    • "Daha ne olsun be güzelim, ne olsun? Ne istersen aldım, her şeyi yaptım!" (Tuğşah Bilge)
  2. değer verilen, sevilen
    • "Son yıllarda rant uğruna kurban edilen güzelim yerler arasına hem o çarşı hem balıkhane girdi." (Ayla Kutlu)
GÜZEL

  1. [sıfat] Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı
    • "Güzel kız. Güzel çiçek."
    • "Yalının en güzel odası bizimdi."
  2. İyi, hoş; mis (I)
    • "Güzel şey canım, milletvekili olmak!" (Çetin Altan)
  3. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran
    • "Buradan ayrılman için sana güzel bir fırsat sunuyorum." (Ezgi Özkul)
  4. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran
    • "Turgut rolünün etkisinden henüz kendini kurtaramamış, Selim’in kollarında yatıyor, bu sırada güzel bir hareket oldu…" (Oğuz Atay)
  5. Görgü kurallarına uygun olan
  6. Sakin, hoş (hava)
    • "Evet sadece ikimiz... Üstelik ne güzel bir yaz akşamı..." (Füruzan)
  7. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı
    • "Sultan, bu misafirlere iltifat etti, hilatler giydirerek güzel vaatlerde bulundu." (Nezihe Araz)
  8. Pek iyi, doğru
    • "Dili önemsemen güzel ama dil öğrenme işini biraz hafife alman lazım." (Salih Uyan)
  9. [isim] Hoş görünüşlü kız veya kadın
    • "Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar." (Asaf Halet Çelebi)
  10. [isim] Bakınız güzellik kraliçesi
    • "Türkiye güzeli Keriman Halis, Belçika’daki yarışmada dünya güzeli seçildi." (Özhan Uluatam)
  11. [zarf] Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde
    • "Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların." (Reşat Enis Aygen)
  12. [zarf] Adamakıllı, şiddetli bir biçimde
    • "Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler." (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü