Başında güzel olan 15 kelime var. Güzel ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde güzel olan kelimeler listesine ya da sonu güzel ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında güzel bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
GÜZELLEŞEBİLMEK, GÜZELLEŞTİRİLME
GÜZELLEŞEBİLME, GÜZELLEŞTİRMEK
GÜZELLEŞTİRME
GÜZELLEŞMEK
GÜZELBAHÇE, GÜZELLEŞME, GÜZELLİKLE
GÜZELLEME, GÜZELYURT
GÜZELLİK
GÜZELCE, GÜZELİM
GÜZEL
Güzel Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
GÜZEL
3 Harfli Kelimeler
GEZ, GÜL, GÜZ, ZÜL
2 Harfli Kelimeler
EL, GE, LE, ZE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÜZELLEŞTİRİLME
-
-
[isim]
Güzelleştirilmek işi
- "Demokrasinin özü tek kelime ile özgürlüktür ve disiplin de sadece özgürlüğün güzelleştirilmesi anlamına gelebilir."
-
[isim]
Güzelleştirilmek işi
- GÜZELLEŞEBİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Güzelleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Bir nesil istifası geçirmemiş olan yeni zenginler güzelleşebilmek için daha uzun zaman, aynı refah içinde soy değiştirmek zorundadırlar."
-
Güzelleşme becerisi bulunmak
-
[nesnesiz]
Güzelleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
- GÜZELLEŞEBİLME
-
-
[isim]
Güzelleşebilmek işi
-
[isim]
Güzelleşebilmek işi
- GÜZELLEŞTİRMEK
-
-
[-i]
Güzellik vermek, güzellik kazandırmak
- "Mehtap görülen her şeyi yumuşatıyor, hülyalaştırıyor, güzelleştiriyordu."
-
[-i]
Güzellik vermek, güzellik kazandırmak
- GÜZELLEŞTİRME
-
-
[isim]
Güzelleştirmek işi
- "Anadolu turnelerinden biliyorum, o yıllarda yurdun her tarafında güzelleştirme dernekleri salgını vardı."
-
[isim]
Güzelleştirmek işi
- GÜZELLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Güzel bir durum almak
- "Genç, orta yaşlı gösterişli hanımların buraya daha da güzelleşmek için geldiklerini gördü."
-
[nesnesiz]
Güzel bir durum almak
- GÜZELLEŞME
-
-
[isim]
Güzelleşmek işi
- "Boğaz bahçelerinin güzelleşmesi için büyük çabalar göstermiştir."
-
[isim]
Güzelleşmek işi
- GÜZELBAHÇE
-
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
İzmir iline bağlı ilçelerden biri
- GÜZELLİKLE
-
-
[zarf]
Güzel bir biçimde
- "Olay beklenmedik bir güzellikle başladı."
-
[zarf]
Güzel bir biçimde
- GÜZELLEME
-
-
[isim, edebiyat]
Halk edebiyatında sevgiliyi, güzel şeyleri, doğa güzellikleri vb.ni övmek için yazılan, lirik bir şiir türü
-
[müzik]
Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi
-
[isim, edebiyat]
Halk edebiyatında sevgiliyi, güzel şeyleri, doğa güzellikleri vb.ni övmek için yazılan, lirik bir şiir türü
- GÜZELYURT
-
-
[isim]
Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Aksaray iline bağlı ilçelerden biri
- GÜZELLİK
-
-
[isim]
Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik; hüsün
-
Okşayıcı söz veya davranış, iyilik, yumuşaklık
- "Onu sertlik değil güzellik yola getirir."
-
Ahlak ve fikrî nitelikleriyle hayranlık uyandıran şey
-
Güzel olan bir kimsenin niteliği
- "Güzelliğin on para etmez / Bu bendeki aşk olmasa"
-
[isim]
Estetik bir zevk, coşku, hoşlanma duygusu uyandıran nitelik; hüsün
- GÜZELCE
-
-
[sıfat]
Güzele yakın, güzel gibi
- "Kızı belki anasından biraz güzelce."
-
[zarf]
İyice, adamakıllı
- "Kadın keçiyi sağmış, çardağın suyunu çekmiş, etrafını güzelce süpürmüştü."
-
[sıfat]
Güzele yakın, güzel gibi
- GÜZELİM
-
-
[ünlem]
çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz
- "Daha ne olsun be güzelim, ne olsun? Ne istersen aldım, her şeyi yaptım!"
-
değer verilen, sevilen
- "Son yıllarda rant uğruna kurban edilen güzelim yerler arasına hem o çarşı hem balıkhane girdi."
-
[ünlem]
çok sevilen kimseye sevecenlikle yaklaşıldığında kullanılan bir söz
- GÜZEL
-
-
[sıfat]
Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı
- "Güzel kız. Güzel çiçek."
- "Yalının en güzel odası bizimdi."
-
İyi, hoş; mis (I)
- "Güzel şey canım, milletvekili olmak!"
-
Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran
- "Buradan ayrılman için sana güzel bir fırsat sunuyorum."
-
Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran
- "Turgut rolünün etkisinden henüz kendini kurtaramamış, Selim’in kollarında yatıyor, bu sırada güzel bir hareket oldu…"
-
Görgü kurallarına uygun olan
-
Sakin, hoş (hava)
- "Evet sadece ikimiz... Üstelik ne güzel bir yaz akşamı..."
-
Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı
- "Sultan, bu misafirlere iltifat etti, hilatler giydirerek güzel vaatlerde bulundu."
-
Pek iyi, doğru
- "Dili önemsemen güzel ama dil öğrenme işini biraz hafife alman lazım."
-
[isim]
Hoş görünüşlü kız veya kadın
- "Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar."
-
[isim]
Bakınız güzellik kraliçesi
- "Türkiye güzeli Keriman Halis, Belçika’daki yarışmada dünya güzeli seçildi."
-
[zarf]
Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde
- "Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların."
-
[zarf]
Adamakıllı, şiddetli bir biçimde
- "Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler."
-
[sıfat]
Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı