Başında ge olan 8 harfli 84 kelime var. Ge ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ge olan kelimeler listesine ya da sonu ge ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ge bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GEOMETRİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca géométrie
-
[isim]
Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı; hendese
-
Bu konu ile ilgili olan kitap veya ders
-
[isim]
Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı; hendese
- GERGEDAN
-
Kelime Kökeni: Farsça kergeden
-
[isim, hayvan bilimi]
Gergedangillerden, Afrika, Hindistan ve Güneydoğu Asya’nın bazı bölgelerinde yaşayan, burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan, kalın derili, saldırgan bir hayvan (Rhinoceros inducus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Gergedangillerden, Afrika, Hindistan ve Güneydoğu Asya’nın bazı bölgelerinde yaşayan, burnunun üstünde bir veya iki boynuzu bulunan, kalın derili, saldırgan bir hayvan (Rhinoceros inducus)
- GEÇERLİK
-
-
[isim]
Bakınız geçerlilik
- "Bu para geçerlikten kaldırıldı."
-
Sürümü olma durumu
- "Bu malın geçerliği kalmadı."
-
[isim]
Bakınız geçerlilik
- GELİŞKİN
-
-
[sıfat]
Gelişmiş olan; mütekâmil
-
[sıfat]
Gelişmiş olan; mütekâmil
- GEÇİRGEN
-
-
[sıfat, fizik]
Gaz, sıvı vb.ni içinden kolaylıkla geçiren
-
[jeoloji]
Sıvıların geçmesine elverişli (kayaç); geçirimli
-
[sıfat, fizik]
Gaz, sıvı vb.ni içinden kolaylıkla geçiren
- GEÇKİNCE
-
-
[sıfat]
Yaşı biraz ilerlemiş olan
-
[sıfat]
Yaşı biraz ilerlemiş olan
- GEVŞEMEK
-
-
[nesnesiz]
Sertlik ve gerginliği bozulmak
- "Kar kalkmış, hava açmış, ayaz gevşemişti."
-
Bakınız çözülmek
- "Boynuna dolanan kolları gevşedi."
-
[mecaz]
Yumuşamak, yatışmak, sakinleşmek
- "Poker lafını işitmesin, eli ayağı gevşiyor."
-
[argo]
Sevmek, hoşlanmak
-
[ekonomi]
Para piyasasında değer yitirmek
-
[nesnesiz]
Sertlik ve gerginliği bozulmak
- GEREKLİK
-
-
[isim]
Gerek olma durumu; iktiza
-
[isim]
Gerek olma durumu; iktiza
- GERÇEKLİ
-
-
[sıfat]
Gerçeklenmiş, gerçek olduğu anlaşılmış
-
Gerçeği olan, gerçeği bulunan
- "Evet, sanatta biz iki gerçekli toplum hâline getirilmişizdir."
-
[sıfat]
Gerçeklenmiş, gerçek olduğu anlaşılmış
- GEZİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek; dolaşmak
- "Başı bir düşünceyle ağırlaşmış gibi öne düşük, elleri cebinde, geziniyordu."
-
Belirli bir çevre içinde gezip durmak; gezelemek
- "Bir akşam rıhtım boyunda geziniyordum."
-
[müzik]
Özellikle doğaçlama yapılan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak; dolaşmak
-
[nesnesiz]
Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek; dolaşmak
- GERGİNCE
-
-
[sıfat]
Biraz gergin
-
[sıfat]
Biraz gergin
- GEÇİŞKEN
-
-
[sıfat]
Bir durumdan başka bir duruma geçme özelliği olan
-
[mecaz]
Birbirine etki edebilen
-
[sıfat]
Bir durumdan başka bir duruma geçme özelliği olan
- GELGEÇÇİ
-
-
[sıfat]
Gelip geçici, sebatkâr olmayan (kimse)
- "Edipler yerlerini arabacılara, gelgeççi müşterilere bırakırlar."
-
[sıfat]
Gelip geçici, sebatkâr olmayan (kimse)
- GENELLİK
-
-
[isim]
Genel olma durumu; umumiyet, umumilik
-
[mantık]
Genel düşüncenin veya kavramın özelliği
-
[isim]
Genel olma durumu; umumiyet, umumilik
- GEÇDOĞAN
-
-
[sıfat, tıp]
Normal zamanından sonra doğan (bebek); postmatüre
-
[sıfat, tıp]
Normal zamanından sonra doğan (bebek); postmatüre
- GEPEGENÇ
-
-
[sıfat]
Bakınız gencecik
- "Rahat bir döşekte göremedi gepegenç hayatının sonunu."
-
[sıfat]
Bakınız gencecik
- GETİRMEK
-
-
[-e]
Gelmesini sağlamak
- "Dün bir deri bir kemik hâlinde eve getirip bırakmışlar."
-
[-de]
Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak
-
[-i]
Erişmek veya eriştiğini sanmak
- "Baharı getirdik."
-
[nesnesiz]
İleri sürmek
- "Örnek getirmek."
-
[nesnesiz]
Sebep olmak, ortaya çıkarmak
- "Bu rüzgâr kar getirir."
-
[-i]
İletmek, bildirmek
- "Bir zabit nefes nefese şu haberi getirdi."
-
[nesnesiz]
Bir şey sağlamak
- "Haftada bir cuma günleri işleyen küçük bir kahve ayda ne kadar gelir getirirse..."
-
Bir makama atamak veya seçmek
-
[yardımcı fiil]
Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar
- "Gayrete getirmek. Nedamet getirmek."
-
[-i, -den]
Bir şeyi aktarmak
- "Atalarından getirdiği gelenekler."
-
[-e]
Gelmesini sağlamak
- GERGİSİZ
-
-
[sıfat]
Gergisi olmayan
-
[sıfat]
Gergisi olmayan
- GETİRTME
-
-
[isim]
Getirtmek işi
-
[isim]
Getirtmek işi
- GEĞİRMEK
-
-
[nesnesiz]
Midede toplanan gazı ağızdan sesli bir biçimde çıkarmak
-
[nesnesiz]
Midede toplanan gazı ağızdan sesli bir biçimde çıkarmak