Başında ge olan 5 harfli 46 kelime var. Ge ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ge olan kelimeler listesine ya da sonu ge ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ge bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GEYŞA
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Dansçı ve şarkıcı Japon kadını
-
Özel olarak konuk ağırlamak için yetiştirilmiş Japon kadını
-
[isim]
Dansçı ve şarkıcı Japon kadını
- GELEN
-
-
[sıfat]
Gelme işini yapan (kimse veya nesne)
-
Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın)
-
[sıfat]
Gelme işini yapan (kimse veya nesne)
- GERÇİ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[zarf]
Her ne kadar ... ise de, vakıa
- "Mahallen gerçi sakindir, sakindir ama civcivli de bir mahalledir." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[zarf]
Her ne kadar ... ise de, vakıa
- GEREÇ
-
-
[isim]
Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal
- "Bu sarayların bütün gereci Londra'dan taşınmıştır." (Salâh Birsel)
-
[isim]
Belirli bir işi yapmak için kullanılması gereken maddeler, malzeme, materyal
- GEBEŞ
-
-
[sıfat]
Aptal, sersem
-
Bodur ve şişman
-
Karnı şiş olan
-
[sıfat]
Aptal, sersem
- GEDME
-
-
[isim]
Gedmek işi
-
[isim]
Gedmek işi
- GERİM
-
-
[isim]
Dinlenme durumundaki kasın normal gerginliği
-
[isim]
Dinlenme durumundaki kasın normal gerginliği
- GENİZ
-
-
[isim]
Ağız ve burun boşluğunun arka bölümü
- "Genzi iyice yanmıştı, konuşamıyordu, başını iki yana sarsarak niçin diye sordu." (Tarık Buğra)
- "Genzinden çıkardığı seslerle ağlama taklidi yapıyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[isim]
Ağız ve burun boşluğunun arka bölümü
- GEVİŞ
-
-
[isim]
Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi
- "Bir kuzu yere çömelmiş, geviş getiriyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Bazı hayvanların yutmuş olduğu yiyeceği ağzına getirip yeniden çiğnemesi
- GEVME
-
-
[isim]
Gevmek işi
-
[isim]
Gevmek işi
- GEVAŞ
- ...
- GEREN
-
-
[isim]
Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
-
[isim]
Kuruyunca çatlayan toprak, verimsiz, tuzlu, killi toprak
- GERİŞ
-
-
[isim]
Germe işi
-
Dağların ve tepelerin üst kısmı, sırt
-
[isim]
Germe işi
- GERGİ
-
-
[isim]
Perde
-
İp, kayış, tel vb.ni gerginleştirme işinde kullanılan araç
-
[isim]
Perde
- GETTO
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi
-
Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü
-
[isim]
Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi
- GEÇER
-
-
[sıfat]
Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan
- "Geçer para."
-
Beğenilen, makbul, mergup
-
Geçme özelliği olan
-
[isim]
Geçer not
- "Türkçe dersinden geçer almışım."
-
[sıfat]
Yürürlükte bulunan, geçerliği olan, kullanılan
- GEÇME
-
-
[isim]
Geçmek işi, mürur
-
Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça
-
[sıfat]
Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan
- "Geçme çerçeve."
-
[isim]
Geçmek işi, mürur
- GERME
-
-
[isim]
Germek işi
-
Birbirine yaklaşık bükülü vücut bölümlerini, gerici kasların çalışmasıyla birbirinden iyice uzaklaştırma, bükme karşıtı
-
Bir yeri bölmek, sınırı belli etmek için yapılan tahta perde
-
[isim]
Germek işi
- GEBZE
- ...
- GELİR
-
-
[isim]
Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat
- "Saklanan bir gelir vardı ki aç, çıplak kalmıyorlardı." (Mahmut Yesari)
-
Bir ekonomik birimin belli bir süre içinde kazandırdığı aylık, kira vb. getiri, varidat, irat
-
[isim]
Bir kimseye veya topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para, varidat