Başında dal olan 8 harfli 21 kelime var. Dal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dal olan kelimeler listesine ya da sonu dal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında dal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A D L

3 Harfli Kelimeler

DAL

2 Harfli Kelimeler

AD, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DALAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Köpekler boğuşup birbirini ısırmak
  2. [mecaz] Ağız kavgası etmek
    • "Günün birinde hain bir kedi bir kuyruk parçasını kapıp kaçmış, o da bunun için günlerce karısıyla dalaşmış." (Reşat Nuri Güntekin)
DALKILIÇ

  1. [zarf] Kılıcını çekmiş olarak; yalın kılıç
    • "Ben şimdi dalkılıç bunlara dalsam ya gücüm yeter ya da yetmez." (Kemal Tahir)
DALAVERE

  1. [isim, teklifsiz konuşmada] Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun; kolpo
    • "Gümrük dalaveresini bilmediğim için tüccar yanına giremedim." (Peyami Safa)
DALANMAK

  1. [nesnesiz] Dalama işine konu olmak
DALGASIZ

  1. [sıfat] Dalgası olmayan
    • "Girne’nin, etrafı iki dalgakıran setle çevrilmiş, kuytu, dalgasız fakat gayet küçük ve derin olmayan bir limanı vardır." (Ahmet C. Gazioğlu)
DALYANCI

  1. [isim] Dalyan sahibi olan kimse
  2. Dalyanla balık avlayan kimse
DALAŞKAN

  1. [sıfat] Bakınız kavgacı
    • "Tilki gibi kurnaz yerine göre, icabında da kurt gibi dalaşkan." (Kerim Korcan)
DALLANIŞ

  1. [isim] Dallanmak işi
DALYASAN

Kelime Kökeni: Arapça taylesān

  1. [isim, eskimiş] Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu
    • "Kazaskerlerin sarık ve dalyasan tellerinin eni sekiz buçuk santim olurdu." (Nureddin Sevin)
DALGACIK

  1. [isim] Küçük dalga
    • "Kıyılardan gelen rüzgârlar, denizin küçücük dalgacıklarıyla oynaşıyorlar." (Esat Mahmut Karakurt)
DALBASTI

  1. [isim, ağızlardan, bitki bilimi] Bir tür iri, aşılı kiraz
DALLANMA

  1. [isim] Dallanmak işi
    • "Bilimsel alandaki dallanma, bizi toplu bir evren görüşü edinme mutluluğundan da yoksun bırakıyor." (Melih Cevdet Anday)
DALFİDAN

  1. [isim] Taze ve yeni fidan
DALLAMAK

  1. [-i, ağızlardan] Bakınız budamak
  2. [mecaz] Bir işten alıkoymak, el çektirmek, pasifleştirmek
DALTABAN

  1. [sıfat] Yalın ayak olan (kimse)
  2. [mecaz] Bakınız serseri
DALGINCA

  1. [zarf] Dalgın bir biçimde, dalgın olarak
    • "Çeşmenin taş yalağına sicim gibi ince ince dökülen suyun değişimsiz şırıltısını dinliyoruz dalgınca." (Erhan Bener)
DALDIRMA

  1. [isim] Daldırmak işi
  2. Bir dalı gövdeden ayırmadan toprağa gömerek köklenmesini sağlama yolu
  3. Bu yolla daldırılan dal
DALKAVUK

  1. [isim] Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; kaytak, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı, kılbaz, huluskâr, mütebasbıs
    • "Bunları yaparken hiçbir zaman kendini dalkavuk vaziyetine düşürmez." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [tarih] Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse
DALKIRAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Kabuk böcekleri familyasından, fındık ağaçlarında yaşayan kın kanatlı böcek (Anisandrus dispar)
  2. [ağızlardan] Şiddetli esen rüzgâr
DALÖĞLEN

  1. [zarf] Bakınız dalöğle
    • "Dalöğlen köy içinde hükûmetin ormancısına yakalanacak kadar enayi değilim." (Fakir Baykurt)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü