Başında dal olan 10 harfli 18 kelime var. Dal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde dal olan kelimeler listesine ya da sonu dal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında dal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A D L

3 Harfli Kelimeler

DAL

2 Harfli Kelimeler

AD, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DALKURUTAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Kabuk altındaki odun katında oyuklar açarak dişbudak sürgünlerini ve zeytin dallarını kurutan kın kanatlı böcek (Hylesinus oleiperda)
DALDIRILIŞ

  1. [isim] Daldırılmak işi
DALDIRILMA

  1. [isim] Daldırılmak işi
DALDIRTMAK

  1. [-i] Daldırmasını sağlamak
    • "Çocuğa altı ay kınalarını yaktığı vakit âdet üzere babasının kesesine el daldırtmak gerekti." (Safiye Erol)
DALGALANMA

  1. [isim] Dalgalanmak işi; temevvüç
    • "Lakin deniz görmemiş bu insanların ilk dalgalanmada güverteyi berbat edişlerini müşahede etmeniz kaçınılmaz." (İsmet Özel)
  2. [ekonomi] Mal fiyatlarının türlü sebeplerle inişi veya çıkışı
  3. Pek çok kimsede bir anda yaratılan güçlü heyecan; sansasyon
  4. [mecaz] Bir toplumda uyumsuzluktan doğan karışıklık
  5. [spor] Koşu duruşunda, dizlerin hafif bükülmesinden ve kolların gevşek olarak öne yukarı doğru kaldırılmasından sonra, dizlerin gerilerek gövdenin doğrulmasıyla vücudun diz, kalça, bel, sırt, baş ve kollarda geliştirdiği bir dalga hareketi
DALABİLMEK

  1. [-e] Dalma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Bu sahanın iki yanı da birden yükseliyor, yalnız ortada içeriye dalabilmek için uygun bir yer bulunuyordu." (Naşit Hakkı Uluğ)
  2. Dalmaya gücü yetmek
  3. Dalma becerisi bulunmak
DALAVERECİ

  1. [isim] Yalan dolanla iş gören, çıkarı için hileye başvuran kimse; taklacı, kolpocu, aferist
    • "Bu dalavereciler menfaat ve ikbal için her kalıba girerler." (Reha Oğuz Türkkan)
DALGALANIŞ

  1. [isim] Dalgalanmak işi
    • "Yemekte fazla şarap içmiş olduğunu hissettim, bir dalgalanış sesini parlatıp söndürüyordu." (Peyami Safa)
DALIVERMEK

  1. [-e] Çabucak veya ansızın dalmak
    • "Emine arkasına bakmadan içeriye dalıverdi." (Nâzım Hikmet)
DALAŞTIRMA

  1. [isim] Dalaştırmak işi
DALANCILIK

  1. [isim] Bakınız lobicilik
DALGASIZCA

  1. [zarf] Dalgasız bir biçimde
DALDALANMA

  1. [isim] Daldalanmak işi
DALLAMALIK

  1. [isim] Dallama olma durumu
DALGAKIRAN

  1. [isim, denizcilik] Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılan uzun set
    • "Limanın dalgakıranı ucundaki deniz fenerine doğru ilerledim." (Necati Cumalı)
DALGACILIK

  1. [isim] Dalgacı olma durumu
DALKAVUKÇA

  1. [sıfat] Dalkavuk gibi; yaltakça, huluskârane
    • "Zeki savcı yardımcısı, Selman'ın sözlerindeki bu alaycı tonda, daha çok başasistanı memnun etmek isteyen dalkavukça bir gayret sezinlemişti." (Haldun Taner)
  2. [zarf] Dalkavuğa yakışır bir biçimde; yaltakça
DALGAÖLÇER

  1. [isim] Oluşan dalgaların yüksekliğini ve derinliğini ölçen alet
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü