Sonunda aş olan 3 harfli 6 kelime var. AŞ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aş olan kelimeler listesine ya da başında aş olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAŞ
-
-
[isim]
Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman; sin (II)
- "Yaş otuz beş, yolun yarısı eder."
-
Bakınız çağ
- "Kızımızı yetiştirdik bu yaşa getirdik."
-
Bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman
- "Yetmiş beş yaşına basan Türkiye Cumhuriyeti."
-
[jeoloji]
Bir gök cisminin oluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği süre
-
[isim]
Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman; sin (II)
- FAŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça fāş
-
[isim, eskimiş]
"Gizli olanı açığa vurmak, duyurmak, ortaya dökmek, dile vermek" anlamlarındaki faş etmek, "belli olmak, açıklanmak, ortaya çıkmak" anlamlarındaki faş olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- "Ona en büyük sırrını faş etmek, ona imdi yukarıda, kocasının yanı başında yemek yiyen Güzide'yi göstermek istemişti."
- "Sırrının faş olduğu gün ona ölümden başka çıkar yol kalmazdı."
-
[isim, eskimiş]
"Gizli olanı açığa vurmak, duyurmak, ortaya dökmek, dile vermek" anlamlarındaki faş etmek, "belli olmak, açıklanmak, ortaya çıkmak" anlamlarındaki faş olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
- KAŞ
-
-
[isim, anatomi]
Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar
- "Alnında boncuk boncuk terler birikmişti, kaşlarının üstüne doğru sızıyordu."
-
Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm
-
[ağızlardan]
Sarp kayalık, uçurum
-
[ağızlardan]
Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set
-
[ağızlardan]
Ocağın veya şöminenin üst tarafında bulunan, üzerine malzeme konulan çıkıntı
-
[isim, anatomi]
Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar
- BAŞ
-
-
[isim, anatomi]
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm; kafa, kelle, ser (I)
- "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."
-
Bir topluluğu yöneten kimse
- "Cumhurbaşkanı devletin başıdır."
-
Bir şeyin başladığı zaman veya yer
- "Hafta başı. Ay başı. Yılbaşı. Satır başı."
-
Bir şeyin özü, temeli, kaynağı
- "Gücün, erdemliğin, bilimin, her şeyin başı paradır, para."
-
Arazide en yüksek nokta
- "Dağın başı. Tepenin başı."
-
Bir şeyin genellikle toparlakça ucu
- "Birçok mühür baskılarındaki tasvirlerde, toplu iğne başı gibi tomurcuklarla oluşturulmuş rozetler, hayat ağaçları ve daha başka ögeler görülür."
-
Bir şeyin uçlarından biri
- "Merdiven başında beni çağırdı."
-
Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet
- "Yirmi baş koyun. Üç baş soğan."
-
Bakınız sarraflık hakkı
-
Bir şeyin yakını veya çevresi
- "Güzel bir sonbahar havasında şair, havuz başına uzanır gibi oturmuş, güneşleniyordu."
-
"Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz
- "Başbakan, başçavuş, başhekim, başkent, başöğretmen, başpehlivan, başrol, başsavcı."
-
[spor]
Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden birincisi
- "Başa güreşmek."
-
[denizcilik]
Deniz teknelerinde ön taraf
-
[isim, anatomi]
İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm; kafa, kelle, ser (I)
- TAŞ
-
-
[isim]
Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
- "Kireç taşı. Oltu taşı."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış, bu maddeden oluşmuş
-
Bazı yerlerde ve işlerde kullanılmak için bu maddeden özel olarak hazırlanmış malzeme
-
Yapı işlerinde kullanılmak için bu maddeden hazırlanmış malzeme
- "Tophane yukarılarında taştan bir binada oturuyordu."
-
Mücevherlerde kullanılan yüksek değerli cevher
- "Bu küpenin taşları o kadar temiz değil."
-
Dama, domino vb. oyunlarda kullanılan metal, kemik, plastik veya tahta parçalardan her biri
-
[tıp]
Bazı organların içinde, özellikle idrar kesesi vb.nde oluşan, türlü biçim ve hacimdeki katı madde
-
[jeoloji]
Bazı kütlelerden kopan veya koparılan parça
-
[mecaz]
Üstü kapalı bir biçimde söylenen iğneleyici söz
-
[isim]
Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
- MAŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça māş
-
[isim, bitki bilimi]
Ana vatanı Hindistan olan, çoğunlukla Doğu ve Güneydoğu Asya’da yetiştirilen, küçük yeşil taneleri ile yemek yapılan bir bitki (Phaseolus aureus)
-
[isim, bitki bilimi]
Ana vatanı Hindistan olan, çoğunlukla Doğu ve Güneydoğu Asya’da yetiştirilen, küçük yeşil taneleri ile yemek yapılan bir bitki (Phaseolus aureus)