Sonunda azı olan 18 kelime var. AZI ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde azı olan kelimeler listesine ya da başında azı olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
TARSUSBEYAZI
BASMAYAZI, KUŞPALAZI
KARAYAZI, MÜTEVAZI
BAŞYAZI, BOZYAZI, DÜZYAZI, TELYAZI
AKYAZI
BAZI, KAZI, MAZI, PAZI, RAZI, TAZI, YAZI
AZI
Azı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
AZI
2 Harfli Kelimeler
AZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TARSUSBEYAZI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Adana ve Mersin çevresinde üretilen, kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür yerli üzüm
-
[isim, bitki bilimi]
Adana ve Mersin çevresinde üretilen, kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür yerli üzüm
- BASMAYAZI
-
-
[isim]
Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekçeye veya öneriye dayanak olmak üzere kitapçık olarak önceden basılmış olan belgeler
-
[isim]
Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerekçeye veya öneriye dayanak olmak üzere kitapçık olarak önceden basılmış olan belgeler
- KUŞPALAZI
-
-
[isim, tıp]
Bakınız difteri
- "Bir gün birdenbire hastalandı. Kasabaya at gönderdik, doktor geldi, ‘kuşpalazı’ dedi."
-
[isim, tıp]
Bakınız difteri
- KARAYAZI
-
-
[isim]
Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
- MÜTEVAZI
-
Kelime Kökeni: Arapça mutevāżiʿ
-
[sıfat]
Bakınız alçak gönüllü
- "Sakin, mütevazı ve kalabalıktan kaçan ruhunu incitmemek için onu, birkaç kişi ile sırtımda ebedî makamına ben götürdüm."
-
Bakınız gösterişsiz
- "Düğün sahibinin bütçesi ne kadar dar ve mütevazı olursa olsun, hokkabaz şarttı."
-
[sıfat]
Bakınız alçak gönüllü
- DÜZYAZI
-
-
[isim, edebiyat]
Şiir olmayan söz ve yazı; nesir, mensur, inşa
- "O, düzyazıyı şiirden üstün tutar."
-
[isim, edebiyat]
Şiir olmayan söz ve yazı; nesir, mensur, inşa
- TELYAZI
-
-
[isim]
Bakınız telgraf
-
[isim]
Bakınız telgraf
- BOZYAZI
-
-
[isim]
Mersin iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Mersin iline bağlı ilçelerden biri
- BAŞYAZI
-
-
[isim]
Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı; başmakale
- "Demokrasi ve adalet konusunda, hem nalına hem mıhına, bir başyazı düşünmüştü."
-
[isim]
Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı; başmakale
- AKYAZI
-
-
[isim]
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
- RAZI
-
Kelime Kökeni: Arapça rāżī
-
[sıfat]
Uygun bulan, benimseyen, isteyen, kabul eden
- "Doğrusu ben ne güzelliğimin ne de ilmimin kimsenin ağzına düşmesine razı değilim."
-
[sıfat]
Uygun bulan, benimseyen, isteyen, kabul eden
- MAZI
-
Kelime Kökeni: Farsça māzū
-
[isim, bitki bilimi]
Servigillerden, yaprakları almaşık ve küçük pullar biçiminde, gövdesi düz olan, dipten dallanan bir süs bitkisi (Thuya)
-
Hayvansal ve bitkisel asalakların bitkilerde oluşturduğu ur
-
[isim, bitki bilimi]
Servigillerden, yaprakları almaşık ve küçük pullar biçiminde, gövdesi düz olan, dipten dallanan bir süs bitkisi (Thuya)
- YAZI
-
-
[isim]
Düşüncenin belli işaretlerle yazılması
- "Türklerde yazının kullanılması eskidir."
-
Bakınız alfabe
- "Türk yazısı. Arap yazısı. Nota yazısı"
-
Harfleri yazma biçimi; hat
- "İnci gibi bir yazı. Okunaklı yazı."
-
Herhangi bir konuda yazılmış bilim, düşünce ve sanat ürünü
- "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."
-
Bakınız makale
- "İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum."
-
Metal paraların üzerinde değeri yazılan yüzü
-
[din bilimi]
Bakınız yazgı
-
[isim]
Düşüncenin belli işaretlerle yazılması
- PAZI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Ispanakgillerden, sapı ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki; yaban pancarı (Beta vulgaris varcicla)
-
[isim, bitki bilimi]
Ispanakgillerden, sapı ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki; yaban pancarı (Beta vulgaris varcicla)
- BAZI
-
Kelime Kökeni: Arapça baʿż
-
[isim]
(nesne için) Bir kısım, bir miktar
- "Bazılarını bilmiyordunuz. Fakat bazılarını pek güzel biliyordunuz."
-
[sıfat]
Belirsiz bir çoklukta olan (nesne)
- "Biraz sonra yine bazı sesler işittim / Merak ile merdivenin başına gittim"
-
[zarf]
Bakınız ara sıra
- "Bazı da oynarsın tor atlar gibi / Kış günü aç kalmış boz kurtlar gibi"
-
[isim]
(nesne için) Bir kısım, bir miktar
- KAZI
-
-
[isim]
Bir yeri kazma işi; hafriyat
-
Yer altındaki tarihsel değeri olan şeyleri, yapıları ortaya çıkarmak amacıyla arkeologlarca toprağın belli kurallara ve yöntemlere göre kazılması, araştırılması
-
Bakınız hak (II)
-
[isim]
Bir yeri kazma işi; hafriyat
- TAZI
-
Kelime Kökeni: Farsça tāzī
-
[isim, hayvan bilimi]
Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir tür köpek (Canis familiaris grajus hibernicus)
- "Bir anda toparlanıp öyle bir kaçıştılar ki arkalarından tazı koşturulsa yetişemezdi."
-
[isim, hayvan bilimi]
Genellikle tavşan avında kullanılan, uzun bacaklı, çekik karınlı, çok çevik bir tür köpek (Canis familiaris grajus hibernicus)
- AZI
-
-
[isim, anatomi]
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı; azı dişi, öğütücü diş
- "Azılarım eskisi gibi keskin değil."
-
[ağızlardan]
Öküz arabalarında ön ve arka yastıkları dingile bağlayan ağaç çivi
-
[isim, anatomi]
Köpek dişlerinden sonra içeriye doğru, alt ve üst çenenin iki yanında beşer tane bulunan ve yiyecekleri öğütmeye yarayan dişlerin ortak adı; azı dişi, öğütücü diş