Başında aydın olan 32 kelime var. Aydın ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aydın olan kelimeler listesine ya da sonu aydın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında aydın bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
AYDINLANABİLMEK, AYDINLANIVERMEK, AYDINLANMACILIK, AYDINLATABİLMEK, AYDINLATIVERMEK
AYDINLANABİLME, AYDINLANIVERME, AYDINLATABİLME, AYDINLATIVERME
AYDINLATILMAK, AYDINLIKÖLÇER
AYDINLANMACI, AYDINLATILIŞ, AYDINLATILMA
AYDINLANMAK, AYDINLAŞMAK, AYDINLATICI, AYDINLATMAK
AYDINLANIŞ, AYDINLANMA, AYDINLAŞMA, AYDINLATIŞ, AYDINLATMA, AYDINLILIK
AYDINTEPE
AYDINCIK, AYDINGER, AYDINLAR, AYDINLIK
AYDINCA, AYDINLI
AYDIN
Aydın Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
AYDIN
4 Harfli Kelimeler
AYIN, AYNI, DAYI
3 Harfli Kelimeler
ANI, AYI, AYN, YAD, YAN
2 Harfli Kelimeler
AD, AN, AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AYDINLATIVERMEK
-
-
[-i]
Çabucak aydınlatmak
-
[-i]
Çabucak aydınlatmak
- AYDINLATABİLMEK
-
-
[-i]
Aydınlatma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Aydınlatmaya gücü yetmek
-
[-i]
Aydınlatma ihtimali veya imkânı bulunmak
- AYDINLANMACILIK
-
-
[isim]
Aydınlanmacı olma durumu
-
[isim]
Aydınlanmacı olma durumu
- AYDINLANIVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Çabucak aydınlanmak
- "Göz açıldığında gece yarısı güneş doğmuş gibi aydınlanıveren çevre, şaşkınlık verecek bir dehşetle yürek titretirdi."
-
[nesnesiz]
Çabucak aydınlanmak
- AYDINLANABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Aydınlanma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[nesnesiz]
Aydınlanma ihtimali veya imkânı bulunmak
- AYDINLANIVERME
-
-
[isim]
Aydınlanıvermek işi veya durumu
-
[isim]
Aydınlanıvermek işi veya durumu
- AYDINLATABİLME
-
-
[isim]
Aydınlatabilmek işi veya durumu
-
[isim]
Aydınlatabilmek işi veya durumu
- AYDINLATIVERME
-
-
[isim]
Aydınlatıvermek işi veya durumu
-
[isim]
Aydınlatıvermek işi veya durumu
- AYDINLANABİLME
-
-
[isim]
Aydınlanabilmek işi veya durumu
-
[isim]
Aydınlanabilmek işi veya durumu
- AYDINLATILMAK
-
-
[nesnesiz]
Aydınlatma işine konu olmak
- "Her duvarda birer kapısı olan bu oda mumla aydınlatılmıştı."
-
[nesnesiz]
Aydınlatma işine konu olmak
- AYDINLIKÖLÇER
-
-
[isim, fizik]
Birim zamanda bir yüzeyin birim alanına düşen ışık enerjisini ölçmekte kullanılan aygıt; lüksmetre
-
[isim, fizik]
Birim zamanda bir yüzeyin birim alanına düşen ışık enerjisini ölçmekte kullanılan aygıt; lüksmetre
- AYDINLATILMA
-
-
[isim]
Aydınlatılmak işi veya durumu
-
[isim]
Aydınlatılmak işi veya durumu
- AYDINLATILIŞ
-
-
[isim]
Aydınlatılmak işi veya durumu
-
[isim]
Aydınlatılmak işi veya durumu
- AYDINLANMACI
-
-
[sıfat, felsefe]
Aydınlanma yanlısı olan
- "Kıta Avrupası felsefesi ise aydınlanmacı düşüncenin sınırlı rasyonalizmine bir tepki olarak doğar."
-
[sıfat, felsefe]
Aydınlanma yanlısı olan
- AYDINLATICI
-
-
[sıfat]
Aydınlatma işini yapan
-
Bakınız cilt parlatıcı
-
[sıfat]
Aydınlatma işini yapan
- AYDINLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Aydın niteliği kazanmak
- "Basit düzeyde kalmış bir insan eğitilmiş, aydınlaşmış bir kimseyle arkadaşlık yapmaktan zevk duymaz."
-
[nesnesiz]
Aydın niteliği kazanmak
- AYDINLATMAK
-
-
[-i]
Karanlığı giderip görünür duruma getirmek; ışıklandırmak, ışıtmak, nurlandırmak
- "Işık yüzüne tam tepeden düşüyor ve onu iyice aydınlatıyordu."
-
[mecaz]
Bir sorun üzerine bilgi vermek
-
[-i]
Karanlığı giderip görünür duruma getirmek; ışıklandırmak, ışıtmak, nurlandırmak
- AYDINLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Aydınlık olmak; ağarmak, ışımak
- "Sorgu odasından çıktığımda karanlık holün gün ışığıyla aydınlanmış olduğunu görüyorum."
-
[mecaz]
Açıklığa kavuşmak
-
[mecaz]
Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek; tenevvür etmek
- "Vatandaşın bunu bilmesi, aydınlanıp belli bir konuda bir senteze varabilmesi açısından yarar sağlayabilir."
-
[nesnesiz]
Aydınlık olmak; ağarmak, ışımak
- AYDINLATIŞ
-
-
[isim]
Aydınlatmak işi veya durumu
- "Kayık yanaşınca buluttan sıyrılan parlak bir güneş, lebalep sardalya dolu kayığı, ellerine, saçlarına ve çizmelerine pul yapışmış kürekçileri bir aydınlatış aydınlattı."
-
[isim]
Aydınlatmak işi veya durumu
- AYDINLANIŞ
-
-
[isim]
Aydınlanmak işi veya durumu
- "İskele Gazinosu'nda gördüğüm o ilk dans sanrısından sonra, aydınlanış benim için bir kez daha doğuyordu."
-
[isim]
Aydınlanmak işi veya durumu