Sonunda ak olan 5 harfli 174 kelime var. AK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ak olan kelimeler listesine ya da başında ak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ITLAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Salıverme, koyuverme
  2. Genelleme

MİSAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Sözleşme, antlaşma, bağlaşma

ÇOLAK

  1. [sıfat] Eli veya kolu sakat olan (kimse)
    • "Hırsızları yakalayan genç, mavi gözlü, çolak bir polisti." (Sait Faik Abasıyanık)

KAYAK

  1. [isim] Kar, su veya çim üzerinde kaymak için ayağa takılan araç
  2. Bu aracı kullanarak yapılan spor

ÇORAK

  1. [sıfat] Bitkisi iyi olmayan (toprak)
    • "Biz geçtiğimiz zamanlar, Sina Çölü, Peygamber Musa'nın geçtiği zaman kadar ıssız, boş, kuru ve çoraktı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Verimli olmayan (toprak)
  3. Acı (su)
  4. Verimsiz, kısır, bakımsız, yoksul
    • "Hayatımın en acı, en yaslı ve çorak zamanları başlamış oldu." (Tarık Buğra)
  5. [isim] Toprak damlara çekilen, su geçirmeyen killi toprak
  6. [isim] Bazı toprakların yüzünde beyaz bir katman durumunda toplanan ve eskiden barut yapmakta kullanılan potaslı, sutlu tuz

BASAK

  1. [isim] Merdiven

ŞAKAK

  1. [isim] Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge
    • "Genç adam tekrar elini hastanın başına, şakaklarına götürerek bütün yüzünü, boynunu okşadı." (Peyami Safa)
    • "Ben o eski adam değilim, şakaklarım nasıl beyazlanmış, görmüyor musun?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Kalbinin yırtıldığını, kilitlenen çenelerinin çatırdadığını, şakaklarının attığını duyardı." (Ömer Seyfettin)

DUDAK

  1. [isim] Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri
    • "Birdenbire kavalı dudaklarına götürdü ve üfürmeye başladı." (Halide Edip Adıvar)
    • "Selma Hanım dudaklarını büktü, cevap vermeye lüzum bile görmedi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Bir zaman böyle birbirini karşılıklı öpücüklere boğduktan sonra, nefesleri kesilinceye kadar dudak dudağa kaldılar." (Necati Cumalı)
    • "Size hayır kalmadığını dudak ucuyla söyleyiverirler ve gerçekten dedikleri de çıkar." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Ağız
    • "Eve dudağınızda bir şarkı ile dönüyorsunuz." (Haldun Taner)

BORAK

  1. [sıfat] Bor (I)

DUVAK

  1. [isim] Gelinin başını, bazen de yüzünü örten dantel veya tülden örtü
  2. Küp, tandır, baca vb.nin taş veya topraktan yapılmış kapağı
  3. Yeni doğan bazı bebeklerin doğduğu zaman başlarını çevreleyen zar

YUMAK

  1. [-i] Yıkamak

KURAK

  1. Yağışsız (hava, mevsim, yıl)
    • "Kurak bir yıl geçiriyoruz."
  2. Nem tutmayan, çabuk kuruyuveren, çorak (toprak)
    • "Bulunduğu toprağın ve yerin sulak, kurak, sıcak ve soğuk olmasına göre gelişir." (Burhan Felek)

SUDAK

  1. [isim] Levrekgillerden, tatlı sularda yaşayan, eti beyaz ve lezzetli bir balık (Lucioperca fluviatilis)

ŞAFAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık
    • "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak." (Mehmet Akif Ersoy)
    • "Şafak sökerken evden çıkıyor, akşam karanlığında dönüyordu." (Reşat Enis)
  2. Askerler arasında terhis için kalan gün sayısından önce söylenen bir söz
    • "Şafak otuz altı."
    • "Kapıyı kapatınca bende şafak attı." (Burhan Felek)

SERAK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Dik yerlerden inen buzullarda, derin yarılmalar sebebiyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi

YAPAK

  1. [isim] Yapağı

SICAK

  1. [sıfat] Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı
    • "Yorganın altında sıcak göz yaşları dökerek gecelerce beklemişti." (Orhan Kemal)
    • "Onlardan genelleme yaparak bütün kol emekçilerine sıcak bakma eğilimini edindim." (Refik Erduran)
  2. Isısı yüksek olan, çok ısınmış
    • "Kız kardeşim ikindiüzeri bana sıcak, limonlu bir çorba içirdi." (Aka Gündüz)
  3. [isim] Havadaki yüksek ısı
    • "Bu sıcakta arada bir şeyler içip yemeden çalışılmıyor." (Necati Cumalı)
  4. [isim] Sıcak yer
    • "Burası bir makine dairesi kadar sıcaktı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. [isim] Hamam
  6. Dostça olan, sevgi dolu
    • "Sıcak bir karşılama. Sıcak bir yuva."

SOKAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İl, ilçe vb. yerleşim bölgelerinde, iki yanında evler olan, caddeye oranla daha dar veya kısa olabilen yol
    • "Biraz sonra şehrin bütün sokaklarında süvariler dörtnala koşmaya başladılar." (Ömer Seyfettin)
    • "İnsanı kolundan tutup sokağa atmazlar." (Halikarnas Balıkçısı)
    • "Her zaman, saat on bir buçuk dedi mi kadın erkek, kol kola sokağa dökülürlerdi." (Peyami Safa)
    • "Ben böyle şeye gelemem efendim... Ben canımı sokakta bulmadım efendim." (Reşat Nuri Güntekin)

AKSAK

  1. [sıfat] Aksayan, hafifçe topallayan
  2. İyi gitmeyen, iyi işlemeyen
    • "İşin aksak yönü."
  3. [isim] Türk müziğinde kıvrak bir usul
  4. [isim] Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize

KAÇAK

  1. Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan
    • "Vapurda bir de kaçak Rus ailesi var." (Aka Gündüz)
  2. Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan
    • "Kaçak kat."
  3. Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan
    • "Öyle olduğu hâlde kaçak sigaramla hâli unutmaya çalışıyordum." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [isim] Bir kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı, bir telden kaçan akım
    • "Bu odada kaçak var."
  5. [isim] Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde
    • "Şu âlâ kaçaktan birer sigara sarar mısınız?" (Sermet Muhtar Alus)
  6. [zarf] Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice
    • "Bütün harp müddetince babası ile İsviçre'de kaçak yaşadı." (Aka Gündüz)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü