Sonunda aban olan 20 kelime var. ABAN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aban olan kelimeler listesine ya da başında aban olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
BAYATİARABAN
ÇALATABAN, KARATABAN, ŞEDARABAN
BAŞTABAN, DALTABAN, DÜZTABAN, KALTABAN, KAYTABAN, ŞAKLABAN
BALABAN, BEYABAN, DARABAN, HIYABAN
ARABAN
KABAN, SABAN, ŞABAN, TABAN, YABAN
Aban Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
BANA
3 Harfli Kelimeler
ABA, ANA, BAN
2 Harfli Kelimeler
AB, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAYATİARABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça bayāt + Arapça -ī + Arapça ʿarabān
-
[isim, müzik]
Araban ve bayati makamlarından oluşan bir birleşik makam
- "Orada Sadullah Ağa uzun zamandan beri terk edilen bayatiaraban makamından bir fasıl besteler."
-
[isim, müzik]
Araban ve bayati makamlarından oluşan bir birleşik makam
- KARATABAN
-
-
[isim]
İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı
- "Nitekim, önce Fransa’da baş gösteren ve 1860’lı yıllarda da Bursa’ya kadar ulaşan karataban hastalığı kent ve etraf böceklerini kaplamış ve ürün günden güne azalmıştı."
-
[isim]
İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı
- ÇALATABAN
-
-
[isim]
Hızlıca koşarak, kaçarak
- "Ödü kopmuş, askerler mızraklarını atarak çalataban yamaçlardan atılmışlar..."
-
[isim]
Hızlıca koşarak, kaçarak
- ŞEDARABAN
-
Kelime Kökeni: Arapça şedd + ʿarabān
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir şet makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir şet makam
- DALTABAN
-
-
[sıfat]
Yalın ayak olan (kimse)
-
[mecaz]
Bakınız serseri
-
[sıfat]
Yalın ayak olan (kimse)
- BAŞTABAN
-
-
[isim, mimarlık]
Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu taban bölümü
-
[isim, mimarlık]
Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu taban bölümü
- DÜZTABAN
-
-
[isim, anatomi]
Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk
-
[sıfat]
Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse)
-
Dar tabanlı bir rende türü
-
[sıfat, mecaz]
Uğursuz olan
-
[isim, anatomi]
Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk
- ŞAKLABAN
-
-
[isim]
Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse
-
[isim]
Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse
- KALTABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḳaltebān
- KAYTABAN
-
-
[isim]
Sürü, deve sürüsü
-
[sıfat, mecaz]
Başıboş, düzensiz olan
-
[isim]
Sürü, deve sürüsü
- BALABAN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
İri, büyük olan
-
Şişman, gürbüz iri cüsseli (kimse, çocuk)
-
[isim, hayvan bilimi]
Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus)
- "Yavru balaban bakışlı."
-
[isim]
Büyük davul tokmağı
-
[isim]
Sokakta gezdirilerek oynatılan ayı
-
[sıfat, ağızlardan]
İri, büyük olan
- BEYABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça beyābān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- "Uçsuz, bucaksız beyaban insana âdeta dinî bir vect içinde hiçliğini hissettiriyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çöl
- HIYABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫiyābān
-
[isim, eskimiş]
İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar
- "Sustu bülbüller hıyaban uykuda / Esme ey bad esme canan uykuda"
-
[isim, eskimiş]
İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar
- DARABAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḍarabān
-
[isim, eskimiş]
Kalp vuruşu, kalp atışı
-
[isim, eskimiş]
Kalp vuruşu, kalp atışı
- ARABAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarabān
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde neva perdesi üzerindeki bayati makamı seyrine uşşak dörtlüsü, hicaz beşlisine uşşak dörtlüsü ilavesinden meydana gelen bir makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde neva perdesi üzerindeki bayati makamı seyrine uşşak dörtlüsü, hicaz beşlisine uşşak dörtlüsü ilavesinden meydana gelen bir makam
- ŞABAN
-
Kelime Kökeni: Arapça şaʿbān
-
[isim]
Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi
-
[isim]
Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi
- YABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça yābān
-
[isim]
İnsan yaşamayan ıssız yer
-
Vahşi olan, evcil olmayan canlı
- "Yaban keçisi. Yaban kedisi."
-
Kendi kendine yetişen bitki
- "Yaban sarımsağı."
-
Aile ocağından uzak olan yer
- "Az değildir varmadan senin gibi yurduna / Post verenler yabanın hayduduna, kurduna"
-
[sıfat]
Bakınız ıssız
- "Yalnız, yaban ormanda yaşayan yerliler bu zehrin ilacını bilirler."
-
[ağızlardan]
Yerli halktan olmayan kimse
- "Yerliler bize yaban derler ve aramıza katılmazlardı."
-
[isim]
İnsan yaşamayan ıssız yer
- SABAN
-
-
[isim]
Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı
- "Bak çorak tarlasında sabanına dayanmış / Geniş alnı güneşle, bağrı ateşle yanmış"
-
[isim]
Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı
- TABAN
-
-
[isim]
Ayağın alt yüzü; aya
-
Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü; zemin, tavan karşıtı
-
Ayakkabının alt bölümü
-
Bakınız kaide
-
Bir şeyin en alt bölümü; dip
-
Değerlendirmede en alt derece
-
Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle
- "Partinin tabanının istekleri doğrultusunda..."
-
Bakınız temel
-
[coğrafya]
Denizin, gölün veya akarsuyun zemini
-
[denizcilik]
Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü
-
[matematik]
Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi
- "Piramidin tabanı. Üçgenin tabanı."
-
[matematik]
Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır
-
[dil bilimi]
Çekim eki almamış kelime kök veya gövdesi: göz, al-mak; burun, gözlükçü, kavur-mak vb
-
[ağızlardan]
Tarlanın düz ve verimli kesimi
-
[eskimiş]
Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir
-
[isim]
Ayağın alt yüzü; aya
- KABAN
-
Kelime Kökeni: Ermenice
-
[isim, ağızlardan]
Dik yokuş
-
Bakınız tepe
- "Seher vakti keklik çıkar kabana / Sallandıkça püskül değer tabana"
-
[isim, ağızlardan]
Dik yokuş