Sonunda aban olan 20 kelime var. ABAN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aban olan kelimeler listesine ya da başında aban olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

BAYATİARABAN

9 Harfli Kelimeler

ÇALATABAN, KARATABAN, ŞEDARABAN

8 Harfli Kelimeler

BAŞTABAN, DALTABAN, DÜZTABAN, KALTABAN, KAYTABAN, ŞAKLABAN

7 Harfli Kelimeler

BALABAN, BEYABAN, DARABAN, HIYABAN

6 Harfli Kelimeler

ARABAN

5 Harfli Kelimeler

KABAN, SABAN, ŞABAN, TABAN, YABAN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Aban Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A B N

4 Harfli Kelimeler

BANA

3 Harfli Kelimeler

ABA, ANA, BAN

2 Harfli Kelimeler

AB, AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAYATİARABAN

Kelime Kökeni: Farsça bayāt + Arapça -ī + Arapça ʿarabān

  1. [isim, müzik] Araban ve bayati makamlarından oluşan bir birleşik makam
    • "Orada Sadullah Ağa uzun zamandan beri terk edilen bayatiaraban makamından bir fasıl besteler." (Ahmet Şahin Ak)
KARATABAN

  1. [isim] İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı
    • "Nitekim, önce Fransa’da baş gösteren ve 1860’lı yıllarda da Bursa’ya kadar ulaşan karataban hastalığı kent ve etraf böceklerini kaplamış ve ürün günden güne azalmıştı." (İbrahim Sarı)
ÇALATABAN

  1. [isim] Hızlıca koşarak, kaçarak
    • "Ödü kopmuş, askerler mızraklarını atarak çalataban yamaçlardan atılmışlar..." (Refik Halit Karay)
ŞEDARABAN

Kelime Kökeni: Arapça şedd + ʿarabān

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde bir şet makam
DALTABAN

  1. [sıfat] Yalın ayak olan (kimse)
  2. [mecaz] Bakınız serseri
BAŞTABAN

  1. [isim, mimarlık] Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu taban bölümü
DÜZTABAN

  1. [isim, anatomi] Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk
  2. [sıfat] Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse)
  3. Dar tabanlı bir rende türü
  4. [sıfat, mecaz] Uğursuz olan
ŞAKLABAN

  1. [isim] Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse
KALTABAN

Kelime Kökeni: Farsça ḳaltebān

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız namussuz
  2. Bakınız yalancı
  3. Bakınız hileci
KAYTABAN

  1. [isim] Sürü, deve sürüsü
  2. [sıfat, mecaz] Başıboş, düzensiz olan
BALABAN

  1. [sıfat, ağızlardan] İri, büyük olan
  2. Şişman, gürbüz iri cüsseli (kimse, çocuk)
  3. [isim, hayvan bilimi] Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus)
    • "Yavru balaban bakışlı." (Karacaoğlan)
  4. [isim] Büyük davul tokmağı
  5. [isim] Sokakta gezdirilerek oynatılan ayı
BEYABAN

Kelime Kökeni: Farsça beyābān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çöl
    • "Uçsuz, bucaksız beyaban insana âdeta dinî bir vect içinde hiçliğini hissettiriyor." (Halide Edip Adıvar)
HIYABAN

Kelime Kökeni: Farsça ḫiyābān

  1. [isim, eskimiş] İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar
    • "Sustu bülbüller hıyaban uykuda / Esme ey bad esme canan uykuda" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
DARABAN

Kelime Kökeni: Arapça ḍarabān

  1. [isim, eskimiş] Kalp vuruşu, kalp atışı
ARABAN

Kelime Kökeni: Arapça ʿarabān

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde neva perdesi üzerindeki bayati makamı seyrine uşşak dörtlüsü, hicaz beşlisine uşşak dörtlüsü ilavesinden meydana gelen bir makam
ŞABAN

Kelime Kökeni: Arapça şaʿbān

  1. [isim] Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi
YABAN

Kelime Kökeni: Farsça yābān

  1. [isim] İnsan yaşamayan ıssız yer
  2. Vahşi olan, evcil olmayan canlı
    • "Yaban keçisi. Yaban kedisi."
  3. Kendi kendine yetişen bitki
    • "Yaban sarımsağı."
  4. Aile ocağından uzak olan yer
    • "Az değildir varmadan senin gibi yurduna / Post verenler yabanın hayduduna, kurduna" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  5. [sıfat] Bakınız ıssız
    • "Yalnız, yaban ormanda yaşayan yerliler bu zehrin ilacını bilirler." (Falih Rıfkı Atay)
  6. [ağızlardan] Yerli halktan olmayan kimse
    • "Yerliler bize yaban derler ve aramıza katılmazlardı." (Falih Rıfkı Atay)
SABAN

  1. [isim] Çift süren hayvanların koşulduğu demir uçlu tarım aracı
    • "Bak çorak tarlasında sabanına dayanmış / Geniş alnı güneşle, bağrı ateşle yanmış" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
TABAN

  1. [isim] Ayağın alt yüzü; aya
  2. Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü; zemin, tavan karşıtı
  3. Ayakkabının alt bölümü
  4. Bakınız kaide
  5. Bir şeyin en alt bölümü; dip
  6. Değerlendirmede en alt derece
  7. Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle
    • "Partinin tabanının istekleri doğrultusunda..."
  8. Bakınız temel
  9. [coğrafya] Denizin, gölün veya akarsuyun zemini
  10. [denizcilik] Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü
  11. [matematik] Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi
    • "Piramidin tabanı. Üçgenin tabanı."
  12. [matematik] Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır
  13. [dil bilimi] Çekim eki almamış kelime kök veya gövdesi: göz, al-mak; burun, gözlükçü, kavur-mak vb
  14. [ağızlardan] Tarlanın düz ve verimli kesimi
  15. [eskimiş] Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir
KABAN

Kelime Kökeni: Ermenice

  1. [isim, ağızlardan] Dik yokuş
  2. Bakınız tepe
    • "Seher vakti keklik çıkar kabana / Sallandıkça püskül değer tabana" (Halk türküsü)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü