Başında çe olan 5 harfli 49 kelime var. Çe ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çe olan kelimeler listesine ya da sonu çe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında çe bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇECİK

  1. [isim, ağızlardan] Madenî kulp, halka, çivi
ÇENGİ

Kelime Kökeni: Farsça çengī

  1. [isim] Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın
    • "Eski Galata'dan artakalmış çengiler zilzurna dağılıyorlar." (Attilâ İlhan)
ÇEBİÇ

  1. [isim, ağızlardan] Bir yaşındaki keçi yavrusu
ÇEPNİ

  1. [isim, tarih] Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
ÇETEN

  1. [isim, ağızlardan] Saman taşımak için kağnılara ve arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit; çiten
  2. Buzağı veya kuzu için yapılmış özel ağıl; çiten
ÇEMÇE

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız çömçe
ÇERÇİ

  1. [isim] Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse; kırkambar
    • "Çerçiler bağıra bağıra bilezik, kurdele, sakız, kına vesaire satıyorlardı." (Sabahattin Ali)
  2. Bazı bölgelerde tuhafiyeci
ÇEPİN

  1. [isim, ağızlardan] Bahçelerde kullanılan küçük çapa
ÇEYİZ

Kelime Kökeni: Arapça cihāz

  1. [isim] Gelin olacak kız için hazırlanan her türlü eşya; dürü (I), çeyiz çemen, cihaz
    • "Noksansız bir çeyiz ve düğünle iyi bir eve verilen Zeynep..." (Tarık Buğra)
ÇEVİK

Kelime Kökeni: Farsça çābuk

  1. [sıfat] Kolaylık ve çabuklukla davranan; tetik (II), atik (I), atik tetik, kırnak
    • "Sofrada Atatürk'ün pek kuvvetli ve çevik birkaç arkadaşı vardı." (Falih Rıfkı Atay)
ÇEKÇE

  1. [isim] Çeklerin kullandığı dil
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
ÇEVRE

  1. [isim] Bir şeyin yakını, dolayı; etraf, periferi
    • "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır." (Oktay Rifat)
  2. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam; dünya, muhit
    • "Ayrıca ben, oldukça kapalı bir çevrede yetişmiştim." (Adalet Ağaoğlu)
  3. Bakınız ortalık
  4. Bakınız yağlık
    • "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti." (Mahmut Yesari)
  5. [mecaz] Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü; muhit
    • "Burada hükûmet çevrelerinin de övgüye değer davranışını belirtmek gerekir." (Metin And)
  6. [mecaz] Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar; muhit
    • "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir." (Haldun Taner)
  7. [matematik] Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi
  8. [toplum bilimi] Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin tümü
ÇEKİK

  1. [sıfat] Yanlara doğru çekilerek gerilmiş gibi olan
    • "Çekik göz. Çekik kaş."
  2. İçeriye doğru kaçmış
    • "Zayıf, ince uzun bir vücudu, kuru, çekik esmer bir yüzü var." (Peyami Safa)
ÇEKİM

  1. [isim] Çekmek işi
  2. [dil bilgisi] Fiillerin zaman, kişi ve kiplere; adların ad durumlarına göre aldıkları biçim; tasrif
  3. [fizik] Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü; cazibe, traksiyon
    • "Yer çekimi. Mıknatıs çekimi."
  4. [sinema, televizyon] Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası; plan
  5. [mecaz] Güçlü bağlılık ve sevgi oluşturan nedensiz duygu
    • "Bu da o gizli çekimi arttıran tek unsur. Fark ettirmeden beni kendine daha çok bağladığın bu olay, olağandışı bile sayılabilir." (Vildan Nur Karaoğlan)
ÇEDİK

  1. [isim, ağızlardan] Mesh üzerine giyilen sarı pabuç
    • "Kavuğu başından düşmüş, çedik pabuçlarından biri ayağından fırlamış." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bakınız terlik
ÇERAĞ

Kelime Kökeni: Farsça çerāġ

  1. [isim, eskimiş] Mum, kandil, lamba vb. ışık veren araç; çırağ
  2. Bakınız ışık
ÇEKİŞ

  1. [isim] Çekmek işi
    • "Bir düğümü bir çekişte açmak imkânını temin eden kesik ip ucunu bulunca durdular." (Peyami Safa)
  2. Bir motorun çekme gücü
    • "Benim arabanın çekişi çok iyi."
ÇERGE

  1. [isim] Derme çatma çadır, göçebe çadırı
    • "Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular." (Ömer Seyfettin)
  2. Çingene çadırı
  3. [tarih] Bakınız otağ
ÇEPEL

  1. [isim] Bakınız pislik
  2. Ürüne karışmış yabancı madde
    • "Üzümün çepelini ayıkladı."
  3. Bakınız çalı çırpı
  4. [sıfat, ağızlardan] Bozuk, kapalı (hava)
    • "Şu saatte kar yağıyordur, daha fenası hava çepeldir, sokaklar çamurludur." (Refik Halit Karay)
ÇELME

  1. [isim] Çelmek işi
  2. Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma
    • "Bir itişme, bir kakışma, bir yanındakine çelme vurup öne geçme yarışıdır gidiyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Arkadan hafifçe bağlanan başörtüsü
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü