Başında çe olan 5 harfli 49 kelime var. Çe ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çe olan kelimeler listesine ya da sonu çe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında çe bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇECİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Madenî kulp, halka, çivi
-
[isim, ağızlardan]
Madenî kulp, halka, çivi
- ÇENGİ
-
Kelime Kökeni: Farsça çengī
-
[isim]
Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın
- "Eski Galata'dan artakalmış çengiler zilzurna dağılıyorlar."
-
[isim]
Çalgı eşliğinde oynamayı meslek edinmiş kadın
- ÇEBİÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bir yaşındaki keçi yavrusu
-
[isim, ağızlardan]
Bir yaşındaki keçi yavrusu
- ÇEPNİ
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- ÇETEN
-
-
[isim, ağızlardan]
Saman taşımak için kağnılara ve arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit; çiten
-
Buzağı veya kuzu için yapılmış özel ağıl; çiten
-
[isim, ağızlardan]
Saman taşımak için kağnılara ve arabalara konulan ince dallardan örülmüş büyük sepet veya çit; çiten
- ÇEMÇE
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çömçe
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız çömçe
- ÇERÇİ
-
-
[isim]
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse; kırkambar
- "Çerçiler bağıra bağıra bilezik, kurdele, sakız, kına vesaire satıyorlardı."
-
Bazı bölgelerde tuhafiyeci
-
[isim]
Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse; kırkambar
- ÇEPİN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bahçelerde kullanılan küçük çapa
-
[isim, ağızlardan]
Bahçelerde kullanılan küçük çapa
- ÇEYİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça cihāz
-
[isim]
Gelin olacak kız için hazırlanan her türlü eşya; dürü (I), çeyiz çemen, cihaz
- "Noksansız bir çeyiz ve düğünle iyi bir eve verilen Zeynep..."
-
[isim]
Gelin olacak kız için hazırlanan her türlü eşya; dürü (I), çeyiz çemen, cihaz
- ÇEVİK
-
Kelime Kökeni: Farsça çābuk
-
[sıfat]
Kolaylık ve çabuklukla davranan; tetik (II), atik (I), atik tetik, kırnak
- "Sofrada Atatürk'ün pek kuvvetli ve çevik birkaç arkadaşı vardı."
-
[sıfat]
Kolaylık ve çabuklukla davranan; tetik (II), atik (I), atik tetik, kırnak
- ÇEKÇE
-
-
[isim]
Çeklerin kullandığı dil
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Çeklerin kullandığı dil
- ÇEVRE
-
-
[isim]
Bir şeyin yakını, dolayı; etraf, periferi
- "Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır."
-
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam; dünya, muhit
- "Ayrıca ben, oldukça kapalı bir çevrede yetişmiştim."
-
Bakınız ortalık
-
Bakınız yağlık
- "Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti."
-
[mecaz]
Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü; muhit
- "Burada hükûmet çevrelerinin de övgüye değer davranışını belirtmek gerekir."
-
[mecaz]
Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar; muhit
- "Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir."
-
[matematik]
Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi
-
[toplum bilimi]
Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin tümü
-
[isim]
Bir şeyin yakını, dolayı; etraf, periferi
- ÇEKİK
-
-
[sıfat]
Yanlara doğru çekilerek gerilmiş gibi olan
- "Çekik göz. Çekik kaş."
-
İçeriye doğru kaçmış
- "Zayıf, ince uzun bir vücudu, kuru, çekik esmer bir yüzü var."
-
[sıfat]
Yanlara doğru çekilerek gerilmiş gibi olan
- ÇEKİM
-
-
[isim]
Çekmek işi
-
[dil bilgisi]
Fiillerin zaman, kişi ve kiplere; adların ad durumlarına göre aldıkları biçim; tasrif
-
[fizik]
Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü; cazibe, traksiyon
- "Yer çekimi. Mıknatıs çekimi."
-
[sinema, televizyon]
Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası; plan
-
[mecaz]
Güçlü bağlılık ve sevgi oluşturan nedensiz duygu
- "Bu da o gizli çekimi arttıran tek unsur. Fark ettirmeden beni kendine daha çok bağladığın bu olay, olağandışı bile sayılabilir."
-
[isim]
Çekmek işi
- ÇEDİK
-
-
[isim, ağızlardan]
Mesh üzerine giyilen sarı pabuç
- "Kavuğu başından düşmüş, çedik pabuçlarından biri ayağından fırlamış."
-
Bakınız terlik
-
[isim, ağızlardan]
Mesh üzerine giyilen sarı pabuç
- ÇERAĞ
-
Kelime Kökeni: Farsça çerāġ
-
[isim, eskimiş]
Mum, kandil, lamba vb. ışık veren araç; çırağ
-
Bakınız ışık
-
[isim, eskimiş]
Mum, kandil, lamba vb. ışık veren araç; çırağ
- ÇEKİŞ
-
-
[isim]
Çekmek işi
- "Bir düğümü bir çekişte açmak imkânını temin eden kesik ip ucunu bulunca durdular."
-
Bir motorun çekme gücü
- "Benim arabanın çekişi çok iyi."
-
[isim]
Çekmek işi
- ÇERGE
-
-
[isim]
Derme çatma çadır, göçebe çadırı
- "Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular."
-
Çingene çadırı
-
[tarih]
Bakınız otağ
-
[isim]
Derme çatma çadır, göçebe çadırı
- ÇEPEL
-
-
[isim]
Bakınız pislik
-
Ürüne karışmış yabancı madde
- "Üzümün çepelini ayıkladı."
-
Bakınız çalı çırpı
-
[sıfat, ağızlardan]
Bozuk, kapalı (hava)
- "Şu saatte kar yağıyordur, daha fenası hava çepeldir, sokaklar çamurludur."
-
[isim]
Bakınız pislik
- ÇELME
-
-
[isim]
Çelmek işi
-
Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma
- "Bir itişme, bir kakışma, bir yanındakine çelme vurup öne geçme yarışıdır gidiyordu."
-
Arkadan hafifçe bağlanan başörtüsü
-
[isim]
Çelmek işi