Başında ça olan 5 harfli 62 kelime var. Ça ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ça olan kelimeler listesine ya da sonu ça ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ça bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ça Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A Ç
2 Harfli Kelimeler
AÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇANDI
-
-
[isim, ağızlardan]
Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste
- "Evi, ahırı, samanlığı babadan kalma, çandı yani çivisiz yapılmış keresteler birbirine geçirilerek yapılmış."
-
Tahta kapak veya tavan
-
[isim, ağızlardan]
Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste
- ÇALGI
-
-
[isim, müzik]
Müzik yapmak amacıyla kullanılan her türlü ses verebilen alet; çalgı aleti, saz (II), enstrüman
-
Çalgı çalma
- "Sokağın dibinde çalgı sesleri işiterek birkaç adım ilerledi."
-
Müzik topluluğu
- "Çalgı, yerine geçmiş oturmuştu."
-
[isim, müzik]
Müzik yapmak amacıyla kullanılan her türlü ses verebilen alet; çalgı aleti, saz (II), enstrüman
- ÇANCI
-
-
[isim]
Çan yapan veya satan kimse
-
Çan çalmakla görevli kimse
-
[isim]
Çan yapan veya satan kimse
- ÇALMA
-
-
[isim]
Çalmak işi
- "Rüyamıza kadar giren bu bahçeden elma çalmaya gidiyorduk."
- "Kimsenin bilmediği bir havayı çalmaya başladılar."
-
Başa sarılan sarık
-
[sıfat]
Çalınmış
- "Çalma mal."
-
[sıfat]
Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş
- "Çalma çiçekli bir gümüş vazo."
-
[isim]
Çalmak işi
- ÇARŞI
-
Kelime Kökeni: Farsça çār + sū
-
[isim]
Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri
- "Elbet çarşıda bir kahve, bir çaycı dükkânı bulurum."
-
[isim]
Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri
- ÇAMAŞ
-
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ordu iline bağlı ilçelerden biri
- ÇADIR
-
Kelime Kökeni: Farsça çāder
-
[isim]
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak
- "Kılıcını çekip tek başına atını, düşman başkumandanının çadırına saldırarak ölüm arayan Türk kumandanları görülmüştür."
-
Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye
-
[isim]
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak
- ÇAMAT
-
-
[isim, ağızlardan]
Avlanılmış balıkları elde taşımaya yarar çengel askı
-
[isim, ağızlardan]
Avlanılmış balıkları elde taşımaya yarar çengel askı
- ÇANTA
-
-
[isim]
Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap
- "Yanından hiç ayırmadığı çantasında bir kütüphane bulursunuz."
-
[isim]
Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap
- ÇAŞIT
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız casus
- "Ne yapsalar; düşman, çaşıtları ile haber alıyordu."
-
Ara bozmak amacıyla söz taşıyan kimse
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız casus
- ÇATMA
-
-
[isim]
Çatmak işi
-
Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça
-
Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi
-
Bir tür döşemelik kumaş
- "Sonra o çatma örtülü minderin üstüne oturmuş, albayın İstanbul hakkındaki suallerine kısa kısa cevap vermişti."
-
Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları
-
Semerin ağaç kısmı
-
Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet
-
Bakınız Yörük çadırı
-
[isim]
Çatmak işi
- ÇASAR
-
Kelime Kökeni: Macarca császár
-
[isim, eskimiş]
Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen ünvan
-
[isim, eskimiş]
Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen ünvan
- ÇAĞRI
-
-
[isim]
Birinin bir yere gelmesini isteme; davet
- "Kale burçlarında cenge çağrı davulları vuruldu."
-
Bakınız çağrı cihazı
-
[isim]
Birinin bir yere gelmesini isteme; davet
- ÇAMUR
-
-
[isim]
Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak
- "Köy yolları tozdan ve çamurdandır ama sevgi ve ızdırapla doludur."
-
[sıfat, mecaz]
Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse)
- "Çamur oyuncu ile dürüst oyuncuyu herkes karıştırıyor."
-
Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç
-
[isim]
Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak
- ÇATAK
-
-
[isim]
İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı
- "Karakaçanı, Armutdere çataklarında bu Bozdayı tepelediydi."
-
[sıfat]
Yapışık, ikiz (meyve)
-
[sıfat]
Kavgacı olan
-
[isim]
İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı
- ÇATKI
-
-
[isim]
Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü
- "Tüfek çatkısı."
-
Bakınız sehpa
-
Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ; kaşbastı
- "Alnında, başı ağrıdığı vakitlerdeki gibi beyaz tülbentten bir çatkı vardı."
-
Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem
-
[isim]
Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü
- ÇATAL
-
-
[isim]
Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç
- "Çatalı elinden düştü, ağzı açık kaldı."
-
İki veya daha çok kola ayrılan değnek
-
Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri
-
Dallı olan şeylerin her kolu
-
Bakınız dirgen
-
Bir tür olta iğnesi
-
[sıfat]
Ucu kollara ayrılmış
- "Çatal yol."
-
[sıfat]
İki taraflı
- "Evlerinin önü çatal pınarlar / İçerler suyunu beni anarlar"
-
[sıfat]
İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir
- "Çatal söz."
-
[isim]
Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç
- ÇAVMA
-
-
[isim]
Çavmak işi
-
[isim]
Çavmak işi
- ÇAMÇA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılan bir ırmak balığı (Leuciscus rutilus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılan bir ırmak balığı (Leuciscus rutilus)
- ÇAKRA
-
Kelime Kökeni: Sanskrit
-
[isim]
Hindu geleneklerine ve bazı inanç sistemlerine göre insan bedeninde bulunan enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji noktaları
-
[isim]
Hindu geleneklerine ve bazı inanç sistemlerine göre insan bedeninde bulunan enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji noktaları