Başında ça olan 5 harfli 62 kelime var. Ça ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ça olan kelimeler listesine ya da sonu ça ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ça bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ça Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A Ç

2 Harfli Kelimeler

AÇ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇANDI

  1. [isim, ağızlardan] Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste
    • "Evi, ahırı, samanlığı babadan kalma, çandı yani çivisiz yapılmış keresteler birbirine geçirilerek yapılmış." (Halide Edip Adıvar)
  2. Tahta kapak veya tavan
ÇALGI

  1. [isim, müzik] Müzik yapmak amacıyla kullanılan her türlü ses verebilen alet; çalgı aleti, saz (II), enstrüman
  2. Çalgı çalma
    • "Sokağın dibinde çalgı sesleri işiterek birkaç adım ilerledi." (Peyami Safa)
  3. Müzik topluluğu
    • "Çalgı, yerine geçmiş oturmuştu." (Ercüment Ekrem Talu)
ÇANCI

  1. [isim] Çan yapan veya satan kimse
  2. Çan çalmakla görevli kimse
ÇALMA

  1. [isim] Çalmak işi
    • "Rüyamıza kadar giren bu bahçeden elma çalmaya gidiyorduk." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
    • "Kimsenin bilmediği bir havayı çalmaya başladılar." (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Başa sarılan sarık
  3. [sıfat] Çalınmış
    • "Çalma mal."
  4. [sıfat] Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş
    • "Çalma çiçekli bir gümüş vazo."
ÇARŞI

Kelime Kökeni: Farsça çār + sū

  1. [isim] Dükkânların bulunduğu alışveriş yeri
    • "Elbet çarşıda bir kahve, bir çaycı dükkânı bulurum." (Yusuf Ziya Ortaç)
ÇAMAŞ

  1. [isim] Ordu iline bağlı ilçelerden biri
ÇADIR

Kelime Kökeni: Farsça çāder

  1. [isim] Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak
    • "Kılıcını çekip tek başına atını, düşman başkumandanının çadırına saldırarak ölüm arayan Türk kumandanları görülmüştür." (Atatürk)
  2. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye
ÇAMAT

  1. [isim, ağızlardan] Avlanılmış balıkları elde taşımaya yarar çengel askı
ÇANTA

  1. [isim] Kösele, meşin, kumaş vb. hafif malzemeden yapılıp büyüklüğüne göre para, evrak, yiyecek vb. koyup taşımaya yarayan kap
    • "Yanından hiç ayırmadığı çantasında bir kütüphane bulursunuz." (Yusuf Ziya Ortaç)
ÇAŞIT

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız casus
    • "Ne yapsalar; düşman, çaşıtları ile haber alıyordu." (Hüseyin Nihal Atsız)
  2. Ara bozmak amacıyla söz taşıyan kimse
ÇATMA

  1. [isim] Çatmak işi
  2. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça
  3. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılan yayla evi
  4. Bir tür döşemelik kumaş
    • "Sonra o çatma örtülü minderin üstüne oturmuş, albayın İstanbul hakkındaki suallerine kısa kısa cevap vermişti." (Halide Edip Adıvar)
  5. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları
  6. Semerin ağaç kısmı
  7. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet
  8. Bakınız Yörük çadırı
ÇASAR

Kelime Kökeni: Macarca császár

  1. [isim, eskimiş] Viyana'da oturan Alman imparatoruna verilen ünvan
ÇAĞRI

  1. [isim] Birinin bir yere gelmesini isteme; davet
    • "Kale burçlarında cenge çağrı davulları vuruldu." (Nezihe Araz)
  2. Bakınız çağrı cihazı
ÇAMUR

  1. [isim] Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak
    • "Köy yolları tozdan ve çamurdandır ama sevgi ve ızdırapla doludur." (Mehmet Kaplan)
  2. [sıfat, mecaz] Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse)
    • "Çamur oyuncu ile dürüst oyuncuyu herkes karıştırıyor." (Haldun Taner)
  3. Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç
ÇATAK

  1. [isim] İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı
    • "Karakaçanı, Armutdere çataklarında bu Bozdayı tepelediydi." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [sıfat] Yapışık, ikiz (meyve)
  3. [sıfat] Kavgacı olan
ÇATKI

  1. [isim] Uç uca, birbirine çatılan şeylerin bütünü
    • "Tüfek çatkısı."
  2. Bakınız sehpa
  3. Alından geçerek başın çevresine çember gibi bağlanan bağ; kaşbastı
    • "Alnında, başı ağrıdığı vakitlerdeki gibi beyaz tülbentten bir çatkı vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. Bir işin bütününün veya parçalarının bir araya getirilmesinde uyulan yöntem
ÇATAL

  1. [isim] Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç
    • "Çatalı elinden düştü, ağzı açık kaldı." (Peyami Safa)
  2. İki veya daha çok kola ayrılan değnek
  3. Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri
  4. Dallı olan şeylerin her kolu
  5. Bakınız dirgen
  6. Bir tür olta iğnesi
  7. [sıfat] Ucu kollara ayrılmış
    • "Çatal yol."
  8. [sıfat] İki taraflı
    • "Evlerinin önü çatal pınarlar / İçerler suyunu beni anarlar" (Halk türküsü)
  9. [sıfat] İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir
    • "Çatal söz."
ÇAVMA

  1. [isim] Çavmak işi
ÇAMÇA

  1. [isim, hayvan bilimi] Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılan bir ırmak balığı (Leuciscus rutilus)
ÇAKRA

Kelime Kökeni: Sanskrit

  1. [isim] Hindu geleneklerine ve bazı inanç sistemlerine göre insan bedeninde bulunan enerjiyi tüm vücuda dağıtan enerji noktaları
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü