Sonunda şmak olan 8 harfli 76 kelime var. ŞMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde şmak olan kelimeler listesine ya da başında şmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K M Ş

3 Harfli Kelimeler

AŞK, KAM, KAŞ, MAŞ, ŞAK, ŞAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, AŞ, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AYRIŞMAK

  1. [nesnesiz] Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak
    • "Örneğin, herkes güçlü bir ekonomi ister ama liberaller ve muhafazakârlar genellikle buna ulaşmanın en iyi yolu noktasında ayrışırlar." (Ayşegül Akbay Yarpuzlu)
  2. [kimya] Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek
KAÇIŞMAK

  1. [nesnesiz] Hep birden kaçıp çeşitli yönlere dağılmak
SOĞUŞMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Toprak suyu içine çekip kabarmak, şişmek
  2. Meyvenin suyu çekilmek
KAKIŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Şaka yapmak amacıyla birbirine vurmak
TANIŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Daha önce birbirini tanımayan kimseler birbirini tanır duruma gelmek
    • "Çağır hele arkadaşını, onunla da tanışalım, dedi." (Ayşe Kulin)
KUÇUŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, ağızlardan] Bakınız kucaklaşmak
MAYIŞMAK

  1. [nesnesiz] Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemek, üzerine rehavet çökmek
YAKIŞMAK

  1. [nesnesiz] Güzel durmak, iyi gitmek, yaraşmak, uygun gelmek
    • "Önden yandan nasıl durduğunu, yakışıp yakışmadığını gözden geçirecek." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [-e] Uygun olmak, iyi karşılanmak, münasip olmak
    • "Öyle şey küçüklerin ağzına yakışmaz." (Burhan Felek)
YOĞUŞMAK

  1. [nesnesiz, fizik] Gaz hâlindeki bir madde ısı kaybederek sıvı hâle gelmek
OYDAŞMAK

  1. [nesnesiz] Düşünce birliği içerisinde olmak
SAVAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, askerlik] İki ve daha çok devlet silahlı mücadele etmek; cenkleşmek, muharebe etmek
    • "Bu acımasız dünyada artık acımasızca savaşacaklardı." (İhsan Oktay Anar)
  2. [mecaz] Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla mücadeleye girişmek
    • "İkiyüzlülere, suretihaktan görünen sahte dindarlara karşı bütün gücümle savaşacağım." (Nâzım Hikmet)
  3. [mecaz] Bir şeyi elde etmek için çaba sarf etmek
  4. [mecaz] Bir güçlüğü yenmek için direnmek
  5. [mecaz] Bir davayı savunmak ve yaymak için gayret göstermek
  6. [mecaz] Bir düşünce veya görüşe şiddetle karşı koymak
ÇATIŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Birbirine çatmak veya çatılmak
    • "Ulu denizin üstünü çatışan, şimşeklenen kara bulutlar sardı." (Yaşar Kemal)
  2. Karşılıklı vuruşmak
  3. Kavga etmek
    • "Fena hâlde sinirliyim, bugün muavin hanımla behemehâl çatışacağım." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  4. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak
  5. Deve ve köpek çiftleşmek
UYLAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le, ağızlardan] Bakınız uzlaşmak
AĞLAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Birlikte ağlamak
    • "İhtiyarlar, analar, çocuklar ağlaşıyor / Gökten geniş bir yürek matemimi taşıyor" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
ÇALIŞMAK

  1. [nesnesiz] Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak
    • "Aldırma sen hemen çalış ki biraz / Çalışan ilerler, yerinde kalmaz" (Enis Behiç Koryürek)
  2. Herhangi bir iş üzerinde olmak
  3. [-de] İşi veya görevi olmak, bulunmak
    • "İnşaatlarda çalışan işçiler birer ikişer inşaatların kapılarından geri dönüp geldiler." (Lâtife Tekin)
  4. İşler duruma gelmek
    • "... ben hep okurun görsel hayal gücüne seslenen bir yazar oldum ve roman sanatının … görsellikle çalıştığına inandım."
  5. [-e] Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak
    • "Olduğundan fazla yaşlı görünmeye çalıştığını sezdim." (Refik Halit Karay)
  6. [-e] Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek
KAPIŞMAK

  1. [-i] Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak, kapmak
  2. [-le] Kavgaya tutuşmak
    • "En yakın arkadaşı bir romancımızla bu konuda kapıştığı geceyi unutamam." (Haldun Taner)
  3. [nesnesiz] Kavgaya girmek
    • "Her seferinde kıyasıya kapıştıklarını, nahak yere kalp kıracaklarını sanıyor." (Attilâ İlhan)
  4. [-le] Hırsla güreşe başlamak
KIYIŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Karşılıklı sözleşmek, anlaşıp karar vermek
  2. Biriyle yarışmaya kalkmak
    • "Sen onunla kıyışamazsın."
  3. [ağızlardan] Yüreklilik göstermek, cesaret etmek
TIKIŞMAK

  1. [-e] Birlikte bir yere tıkılmak
    • "Altı kişi bir arabaya tıkıştılar."
TUTUŞMAK

  1. [-e] Birbirini tutmak, birbirine ilişip dokunmak
    • "İşlerini bitirdikten sonra kerevette oturur, el ele tutuşur, göz göze dalar, Tanrının verdiklerine, kendilerini birleştirmiş olmasına şükrediyorlardı." (Cengiz Dağcı)
  2. Bir işe başlamak, girişmek
    • "İki ordu bir harbe daha tutuştular." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [nesnesiz] Yanmaya başlamak, ateş almak
    • "Bu fenerleri birbirine bağlayan çiçekli askılardaki küçük lambalar tutuştu." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  4. [nesnesiz] Kızarmak, kızıllaşmak
    • "Karşı dağlarda tutuşmuş gibi gül bahçeleri / Koyu bir kırmızılık gökten ayırmada yeri" (Yahya Kemal Beyatlı)
  5. [nesnesiz, mecaz] Bakınız telaşlanmak
  6. [mecaz] Alev almış olmak, yanmaya başlamak; alışmak
KONUŞMAK

  1. [nesnesiz] Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak
    • "Çocuk daha konuşamıyor."
  2. [-i, -den] Belli bir konudan söz etmek
    • "Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı." (Halide Edip Adıvar)
  3. [nesnesiz, -le] Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek
    • "İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal Kahvesinde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
  4. Söylev vermek, konuşma yapmak
  5. Konuşma dili olarak kullanmak
    • "Türkçeyi çok iyi konuşuyor."
  6. Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak
  7. [-le] İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek
    • "Üst kattakilerle konuşuyoruz."
  8. Birisiyle flört etmek
  9. Dargın bulunmamak
  10. Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak
  11. Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek
  12. [mecaz] Becermek, uzman gibi yapabilmek
    • "Fokstrotta uzun boylu konuşamam." (Mahmut Yesari)
  13. [mecaz] Geçerli olmak, etkin olmak
    • "Yasaların yerine yumruklar konuştu."
  14. [teklifsiz konuşmada] Şık ve zarif görünmek
    • "Gömleğin konuşuyor."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü