Başında şe olan 6 harfli 34 kelime var. Şe ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde şe olan kelimeler listesine ya da sonu şe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında şe bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şe Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EŞ, ŞE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞEFKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça şefḳat
-
[isim]
Bakınız sevecenlik
- "Hâlbuki Türk mazisi, o devirlerin idrakine göre şefkatin, merhametin yüzlerce abidesini vücuda getirmiştir."
-
[isim]
Bakınız sevecenlik
- ŞEVKET
-
Kelime Kökeni: Arapça şevket
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyüklük
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyüklük
- ŞERARE
-
Kelime Kökeni: Arapça şerāre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kıvılcım
- "Bir şerare aydınlığında, aklından bin şey geçti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kıvılcım
- ŞENLİK
-
-
[isim]
Şen olma durumu; şetaret
- "Emine'nin yüzüne öyle bir şenlik, çakırımsı şehla gözlerine öyle bir civeleklik geldi ki..."
-
Belli günlerde yapılan, coşku veren eğlendirici gösterilerin tümü; bayram
- "Ne var ki bu şenlik gününde yüzüne bakan yok."
-
[sinema, tiyatro]
Bakınız festival
-
[isim]
Şen olma durumu; şetaret
- ŞECAAT
-
Kelime Kökeni: Arapça şecāʿat
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yiğitlik
- "Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yiğitlik
- ŞEMAİL
-
Kelime Kökeni: Arapça şemāʾil
-
[isim, eskimiş]
Dış görünüş
-
Huy, karakter
-
[isim, eskimiş]
Dış görünüş
- ŞECERE
-
Kelime Kökeni: Arapça şecere
-
[isim]
Bakınız soyağacı
-
Atların soyunun yazılı olduğu çizelge
-
[isim]
Bakınız soyağacı
- ŞERAİT
-
Kelime Kökeni: Arapça şerāʾiṭ
-
[isim, eskimiş]
Şartlar
- "Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır."
-
[isim, eskimiş]
Şartlar
- ŞEBNEM
-
Kelime Kökeni: Farsça şebnem
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çiy
- "Islak çimenlerle, sararmış topraklar üstünde şebnemler parlıyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çiy
- ŞEŞBEŞ
-
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün beş benekli olan yüzünün üste gelmesi
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün beş benekli olan yüzünün üste gelmesi
- ŞEŞÜDÜ
-
Kelime Kökeni: Farsça şeş + dū
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün iki benekli olan yüzünün üste gelmesi
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün iki benekli olan yüzünün üste gelmesi
- ŞEHEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şehevī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız erotik
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız erotik
- ŞEVKLİ
-
-
[sıfat]
Şevki olan
- "Ben onun kadar şevkli oyuncu tanımadım."
-
[sıfat]
Şevki olan
- ŞEŞPER
-
Kelime Kökeni: Farsça şeş + per
-
[isim, eskimiş]
Savaş araçlarından altı dilimli topuz
-
[isim, eskimiş]
Savaş araçlarından altı dilimli topuz
- ŞELALE
-
Kelime Kökeni: Arapça şelāle
-
[isim, coğrafya]
Büyük çağlayan; çavlan, kaskat
-
[isim, coğrafya]
Büyük çağlayan; çavlan, kaskat
- ŞEYTAN
-
Kelime Kökeni: Arapça şeyṭān
-
[isim, din bilimi]
Hz. Âdem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin; iblis
-
[mecaz]
Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse
-
[sıfat, mecaz]
Çok kurnaz, uyanık (kimse)
-
[isim, din bilimi]
Hz. Âdem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin; iblis
- ŞEAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça şeʾāmet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uğursuzluk
- "Bu tezadın tuhaflığı bir dakika içinde gözlerime bir felaket ve şeamet manzarası hâlinde çarptı."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uğursuzluk
- ŞEHNAZ
-
Kelime Kökeni: Farsça şehnāz
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir makam adı
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde bir makam adı
- ŞEŞYEK
-
Kelime Kökeni: Farsça şeş + yek
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün bir benekli olan yüzünün üste gelmesi
-
[isim]
Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün bir benekli olan yüzünün üste gelmesi
- ŞEREFE
-
Kelime Kökeni: Arapça şerefe
-
[isim]
Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan, korkuluklu, ezan okunan yer
- "İstanbul'un kandilleri bile yanmayan şerefelerinde eski ışıkları arar."
-
[isim]
Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan, korkuluklu, ezan okunan yer