Başında şe olan 6 harfli 34 kelime var. Şe ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde şe olan kelimeler listesine ya da sonu şe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında şe bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şe Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Ş

2 Harfli Kelimeler

EŞ, ŞE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞEFKAT

Kelime Kökeni: Arapça şefḳat

  1. [isim] Bakınız sevecenlik
    • "Hâlbuki Türk mazisi, o devirlerin idrakine göre şefkatin, merhametin yüzlerce abidesini vücuda getirmiştir." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
ŞEVKET

Kelime Kökeni: Arapça şevket

  1. [isim, eskimiş] Bakınız büyüklük
ŞERARE

Kelime Kökeni: Arapça şerāre

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kıvılcım
    • "Bir şerare aydınlığında, aklından bin şey geçti." (Peyami Safa)
ŞENLİK

  1. [isim] Şen olma durumu; şetaret
    • "Emine'nin yüzüne öyle bir şenlik, çakırımsı şehla gözlerine öyle bir civeleklik geldi ki..." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Belli günlerde yapılan, coşku veren eğlendirici gösterilerin tümü; bayram
    • "Ne var ki bu şenlik gününde yüzüne bakan yok." (Tarık Buğra)
  3. [sinema, tiyatro] Bakınız festival
ŞECAAT

Kelime Kökeni: Arapça şecāʿat

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yiğitlik
    • "Şecaat arz ederken merdikıpti sirkatin söyler." (Koca Ragıp Paşa)
ŞEMAİL

Kelime Kökeni: Arapça şemāʾil

  1. [isim, eskimiş] Dış görünüş
  2. Huy, karakter
ŞECERE

Kelime Kökeni: Arapça şecere

  1. [isim] Bakınız soyağacı
  2. Atların soyunun yazılı olduğu çizelge
ŞERAİT

Kelime Kökeni: Arapça şerāʾiṭ

  1. [isim, eskimiş] Şartlar
    • "Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır." (Atatürk)
ŞEBNEM

Kelime Kökeni: Farsça şebnem

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çiy
    • "Islak çimenlerle, sararmış topraklar üstünde şebnemler parlıyor." (Esat Mahmut Karakurt)
ŞEŞBEŞ

  1. [isim] Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün beş benekli olan yüzünün üste gelmesi
ŞEŞÜDÜ

Kelime Kökeni: Farsça şeş + dū

  1. [isim] Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün iki benekli olan yüzünün üste gelmesi
ŞEHEVİ

Kelime Kökeni: Arapça şehevī

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız erotik
ŞEVKLİ

  1. [sıfat] Şevki olan
    • "Ben onun kadar şevkli oyuncu tanımadım." (Haldun Taner)
ŞEŞPER

Kelime Kökeni: Farsça şeş + per

  1. [isim, eskimiş] Savaş araçlarından altı dilimli topuz
ŞELALE

Kelime Kökeni: Arapça şelāle

  1. [isim, coğrafya] Büyük çağlayan; çavlan, kaskat
ŞEYTAN

Kelime Kökeni: Arapça şeyṭān

  1. [isim, din bilimi] Hz. Âdem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin; iblis
  2. [mecaz] Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse
  3. [sıfat, mecaz] Çok kurnaz, uyanık (kimse)
ŞEAMET

Kelime Kökeni: Arapça şeʾāmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız uğursuzluk
    • "Bu tezadın tuhaflığı bir dakika içinde gözlerime bir felaket ve şeamet manzarası hâlinde çarptı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ŞEHNAZ

Kelime Kökeni: Farsça şehnāz

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde bir makam adı
ŞEŞYEK

Kelime Kökeni: Farsça şeş + yek

  1. [isim] Zarla oynanan oyunlarda, atılan zarlardan birinin altı, öbürünün bir benekli olan yüzünün üste gelmesi
ŞEREFE

Kelime Kökeni: Arapça şerefe

  1. [isim] Minarenin gövdesini çepeçevre dolaşan, korkuluklu, ezan okunan yer
    • "İstanbul'un kandilleri bile yanmayan şerefelerinde eski ışıkları arar." (Ruşen Eşref Ünaydın)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü