Başında ışıl olan 14 kelime var. Işıl ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ışıl olan kelimeler listesine ya da sonu ışıl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ışıl bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
IŞILDATMAK
IŞILATMAK, IŞILDAMAK, IŞILDATMA, IŞILDAYIŞ
IŞILAMAK, IŞILATMA, IŞILDAMA, IŞILTILI
IŞILAMA, IŞILDAK
IŞILAK, IŞILTI
IŞIL
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- IŞILDATMAK
-
-
[-i]
Işıldamasını sağlamak, ışıl ışıl parlatmak; ışılatmak
-
[-i]
Işıldamasını sağlamak, ışıl ışıl parlatmak; ışılatmak
- IŞILDAMAK
-
-
[nesnesiz]
Titrek, parlak bir ışık saçmak; ışılamak
- "Kızın yolunu beklerken karardıklarını, gölgelendiklerini, sonra kız gelince sevinçle ışıldadıklarını görmüştü."
-
[nesnesiz]
Titrek, parlak bir ışık saçmak; ışılamak
- IŞILDATMA
-
-
[isim]
Işıldatmak işi; ışılatma
-
[isim]
Işıldatmak işi; ışılatma
- IŞILDAYIŞ
-
-
[isim]
Işıldamak işi
- "Su damlacıklarının pırıl pırıl ışıldayışı büyüleyici ama kitaplar da ıslanmakta."
-
[isim]
Işıldamak işi
- IŞILATMAK
-
-
[-i]
Bakınız ışıldatmak
-
[-i]
Bakınız ışıldatmak
- IŞILATMA
-
-
[isim]
Bakınız ışıldatma
-
[isim]
Bakınız ışıldatma
- IŞILAMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız ışıldamak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız ışıldamak
- IŞILTILI
-
-
[sıfat]
Işıltısı olan, ışıltı yapan; ışıl ışıl
- "Bulutun ardından yine ışıltılı bir gece yarısı çıkıp gelmişti."
-
[sıfat]
Işıltısı olan, ışıltı yapan; ışıl ışıl
- IŞILDAMA
-
-
[isim]
Işıldamak işi; ışılama
- "Eğer karşısında bir ayna olsaydı, deniz mavisi gözlerinin içinde iki güneş damlasının ışıldamaya başladığını görecekti."
-
[isim]
Işıldamak işi; ışılama
- IŞILAMA
-
-
[isim]
Bakınız ışıldama
-
[isim]
Bakınız ışıldama
- IŞILDAK
-
-
[isim]
Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı; projektör
- "Çamlıca sırtlarında iki uçaksavar ışıldağı karanlık gökyüzünü tarıyorlardı."
-
[sıfat, ağızlardan]
Parlayan
-
[isim]
Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı; projektör
- IŞILTI
-
-
[isim]
Hafif ışık
- "Bu kâğıtlara gözleri tuhaf bir ışıltı ile parlayarak baktığına dikkat etti."
-
Bir şeyin ışıldarken saçtığı ışık
- "Hâlâ yeni bir sır aramakta / Yıldızlar ışıltıyla uzakta"
-
[isim]
Hafif ışık
- IŞILAK
-
- IŞIL
-
-
[sıfat]
Bakınız ışıklı
-
Işıldayan, parlayan
- "Şu lokanta camekânında kuyruklarını dikmiş, ışıl gözlü, alev menevişli barbunyalar."
-
[sıfat]
Bakınız ışıklı