Sonunda üm olan 5 harfli 30 kelime var. ÜM ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde üm olan kelimeler listesine ya da başında üm olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÖÇÜM
-
-
[isim, biyoloji]
Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi; taksi (II)
-
[isim, biyoloji]
Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi; taksi (II)
- ZULÜM
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓulm
-
[isim]
Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık; kıygı, kıyın
- "Nöbetçinin siyah süngüsü zorbalığın ve zulmün bir timsali gibi gözlerimin önünden geçiyordu."
-
[isim]
Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık; kıygı, kıyın
- DÜRÜM
-
-
[isim]
Dürmek işi
-
[ağızlardan]
İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide
-
[isim]
Dürmek işi
- ÇÖKÜM
-
-
[isim]
Çökmek işi; inhitat
-
[isim]
Çökmek işi; inhitat
- BÖLÜM
-
-
[isim]
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri; fasıl, kısım
- "Gelgelelim, hayatın bu masalsı bölümü çok kısa sürüyor."
-
Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri; departman, seksiyon
-
Bir konuşmada, yazıda veya kitapta konunun ana parçalarından her biri
-
[biyoloji]
Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik
-
[eğitim]
Yükseköğretim kurumlarında herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri; kürsü, departman
- "1984 yılında Mühendislik Fakültesinin yeni bölümleri olan Jeoloji Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Jeofizik ve Çevre Mühendisliği bölümleri ile birlikte fakültenin bölümleri altıya çıkmıştır."
-
[matematik]
Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı
-
[isim]
Bir bütünü oluşturan parçaların her biri; fasıl, kısım
- BİTÜM
-
Kelime Kökeni: Fransızca bitume
-
[isim, jeoloji]
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı; yer sakızı
-
Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde
-
[isim, jeoloji]
Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı; yer sakızı
- ÖLÇÜM
-
-
[isim]
Ölçmek işi
-
Ölçülerek elde edilen sonuç
- "Bu alanın ölçümü iki kilometrekaredir."
-
Ölçümleme sonucu, takdir
-
[isim]
Ölçmek işi
- CÜRÜM
-
Kelime Kökeni: Arapça curm
-
[isim, hukuk]
Bakınız suç
- "Suçlu cürmünü inkâr etmekte ve saçma sapan ifadeleriyle tahkikatı karıştırmak istemektedir."
-
Yanlışlık, kusur veya hata
- "Onun çalışmasını bozan, hassasiyetini körleten her şey cürümdür."
-
[isim, hukuk]
Bakınız suç
- GÜDÜM
-
-
[isim]
Yönetmek işi; idare
-
Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü
-
[isim]
Yönetmek işi; idare
- DÜĞÜM
-
-
[isim]
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum; düğmük
-
[mecaz]
Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum
-
[bilişim]
Bilgisayar ağındaki tüm birimler tarafından ortak olarak yararlanılan sunucu; bilgisayar, yazıcı, çizici vb. birim
-
[edebiyat]
Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru
-
[fizik]
Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri
- "Ardışık iki düğüm arası bir yarım dalga uzunluğudur."
-
[isim]
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum; düğmük
- HÜKÜM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥukm
- YÜKÜM
-
-
[isim]
Bakınız yükümlülük
- "Vergi yükümü yasayla konulur."
-
[isim]
Bakınız yükümlülük
- SÜRÜM
-
-
[isim, ticaret]
Bir ticaret malının satılır olması; revaç
- "Bu malın sürümü yoktur."
-
[ekonomi]
Bakınız dolanım
- "Bu para sürümden kaldırıldı."
-
[ekonomi]
Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme; emisyon
-
[ticaret]
Pazardaki istem ve eğilime uygun bir düzeyde malın değişim ve akışını sağlama; versiyon
-
[bilişim]
Bir programın kullanıma sunulmuş biçimlerinden her biri; versiyon
-
[isim, ticaret]
Bir ticaret malının satılır olması; revaç
- GÖZÜM
-
-
"gözümün nuru" anlamında sevgi anlatan bir seslenme sözü
-
"gözümün nuru" anlamında sevgi anlatan bir seslenme sözü
- SÜYÜM
-
-
[isim, ağızlardan]
İğneye geçirilen bir sap iplik
-
[isim, ağızlardan]
İğneye geçirilen bir sap iplik
- ALBÜM
-
Kelime Kökeni: Fransızca album
-
[isim]
Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü; resimlik
-
Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap
- "Küçükken saf ve masum bir merak ile okuduğum fizyonomi nazariyeleri benim hayalime o kadar tesir etmiştir ki kendimi La Fontaine’in masallarını gösteren canlı bir albüm içinde sanırım."
-
[müzik]
Bakınız uzunçalar
- "Yeni albümünün parçalarını arka arkaya seslendirmeye başladığında, dünya soluğunu tutmuştu."
-
[isim]
Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü; resimlik
- POLÜM
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[isim]
Bakınız polim
-
[isim]
Bakınız polim
- SÖKÜM
-
-
[isim]
Sökmek işi
- "Pancar sökümü."
-
[isim]
Sökmek işi
- KUDÜM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳudūm
-
[isim, müzik]
Mehter takımlarında ve tekkelerde kullanılmış olan, metal kâseli, uçları yuvarlak iki değnekle çalınan, küçük iki davuldan oluşmuş usul vurma aracı
-
[isim, müzik]
Mehter takımlarında ve tekkelerde kullanılmış olan, metal kâseli, uçları yuvarlak iki değnekle çalınan, küçük iki davuldan oluşmuş usul vurma aracı
- DÖKÜM
-
-
[isim]
Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi
-
Kumaşın dökümlü olma niteliği
-
Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma
-
Dökülme zamanı
- "Yaprak dökümü."
-
[sıfat]
Kalıba dökülerek yapılan
-
[isim]
Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi