Sonunda üm olan 5 harfli 30 kelime var. ÜM ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde üm olan kelimeler listesine ya da başında üm olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÖÇÜM

  1. [isim, biyoloji] Bazı kimyasal maddelerin veya ışık, ısı, elektrik vb. güçlerin etkisiyle protoplazmanın yanaşma veya uzaklaşma biçiminde olan yer değiştirmesi; taksi (II)
ZULÜM

Kelime Kökeni: Arapça ẓulm

  1. [isim] Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkalarına yaptığı her türlü kötülük, haksızlık; kıygı, kıyın
    • "Nöbetçinin siyah süngüsü zorbalığın ve zulmün bir timsali gibi gözlerimin önünden geçiyordu." (Hüseyin Cahit Yalçın)
DÜRÜM

  1. [isim] Dürmek işi
  2. [ağızlardan] İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide
ÇÖKÜM

  1. [isim] Çökmek işi; inhitat
BÖLÜM

  1. [isim] Bir bütünü oluşturan parçaların her biri; fasıl, kısım
    • "Gelgelelim, hayatın bu masalsı bölümü çok kısa sürüyor." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri; departman, seksiyon
  3. Bir konuşmada, yazıda veya kitapta konunun ana parçalarından her biri
  4. [biyoloji] Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik
  5. [eğitim] Yükseköğretim kurumlarında herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri; kürsü, departman
    • "1984 yılında Mühendislik Fakültesinin yeni bölümleri olan Jeoloji Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Jeofizik ve Çevre Mühendisliği bölümleri ile birlikte fakültenin bölümleri altıya çıkmıştır." (Sevil Sargın)
  6. [matematik] Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı
BİTÜM

Kelime Kökeni: Fransızca bitume

  1. [isim, jeoloji] Keskin bir koku, alev ve koyu duman çıkararak yanan, karbon ve hidrojen bakımından çok zengin doğal yakıt maddelerinin genel adı; yer sakızı
  2. Yol kaplamasında, kâğıt ve çatıların su geçirmez duruma getirilmesinde, kömür tozundan briket yapımında vb. kullanılan, doğal ısıda katı, yoğunluğu bire yakın, koyu kestane renginde madde
ÖLÇÜM

  1. [isim] Ölçmek işi
  2. Ölçülerek elde edilen sonuç
    • "Bu alanın ölçümü iki kilometrekaredir."
  3. Ölçümleme sonucu, takdir
CÜRÜM

Kelime Kökeni: Arapça curm

  1. [isim, hukuk] Bakınız suç
    • "Suçlu cürmünü inkâr etmekte ve saçma sapan ifadeleriyle tahkikatı karıştırmak istemektedir." (Nâzım Hikmet)
  2. Yanlışlık, kusur veya hata
    • "Onun çalışmasını bozan, hassasiyetini körleten her şey cürümdür." (Haldun Taner)
GÜDÜM

  1. [isim] Yönetmek işi; idare
  2. Bilişimde, bir olaylar dizisini, bir süreci veya bir aracı yöneltme ve düzenlemeyle ilgili işlevlerin bütünü
DÜĞÜM

  1. [isim] İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılan boğum; düğmük
  2. [mecaz] Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum
  3. [bilişim] Bilgisayar ağındaki tüm birimler tarafından ortak olarak yararlanılan sunucu; bilgisayar, yazıcı, çizici vb. birim
  4. [edebiyat] Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru
  5. [fizik] Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri
    • "Ardışık iki düğüm arası bir yarım dalga uzunluğudur."
HÜKÜM

Kelime Kökeni: Arapça ḥukm

  1. [isim] Bakınız yargı
    • "Hükmü doğru ve pek de yerinde olamazdı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bakınız egemenlik
  3. Değer, aynı veya benzer nitelik
    • "Kocabaş Kazasker, gerçekten Sultan Mahmut'un göz bebeği hükmündeymiş." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Önem, geçerlilik
    • "Bu işin ne hükmü var?"
  5. Bakınız karar
YÜKÜM

  1. [isim] Bakınız yükümlülük
    • "Vergi yükümü yasayla konulur."
SÜRÜM

  1. [isim, ticaret] Bir ticaret malının satılır olması; revaç
    • "Bu malın sürümü yoktur."
  2. [ekonomi] Bakınız dolanım
    • "Bu para sürümden kaldırıldı."
  3. [ekonomi] Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme; emisyon
  4. [ticaret] Pazardaki istem ve eğilime uygun bir düzeyde malın değişim ve akışını sağlama; versiyon
  5. [bilişim] Bir programın kullanıma sunulmuş biçimlerinden her biri; versiyon
GÖZÜM

  1. "gözümün nuru" anlamında sevgi anlatan bir seslenme sözü
SÜYÜM

  1. [isim, ağızlardan] İğneye geçirilen bir sap iplik
ALBÜM

Kelime Kökeni: Fransızca album

  1. [isim] Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü; resimlik
  2. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap
    • "Küçükken saf ve masum bir merak ile okuduğum fizyonomi nazariyeleri benim hayalime o kadar tesir etmiştir ki kendimi La Fontaine’in masallarını gösteren canlı bir albüm içinde sanırım." (Ömer Seyfettin)
  3. [müzik] Bakınız uzunçalar
    • "Yeni albümünün parçalarını arka arkaya seslendirmeye başladığında, dünya soluğunu tutmuştu." (Murathan Mungan)
POLÜM

Kelime Kökeni: Yunanca

  1. [isim] Bakınız polim
SÖKÜM

  1. [isim] Sökmek işi
    • "Pancar sökümü."
KUDÜM

Kelime Kökeni: Arapça ḳudūm

  1. [isim, müzik] Mehter takımlarında ve tekkelerde kullanılmış olan, metal kâseli, uçları yuvarlak iki değnekle çalınan, küçük iki davuldan oluşmuş usul vurma aracı
DÖKÜM

  1. [isim] Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi
  2. Kumaşın dökümlü olma niteliği
  3. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma
  4. Dökülme zamanı
    • "Yaprak dökümü."
  5. [sıfat] Kalıba dökülerek yapılan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü