Başında ön olan 6 harfli 12 kelime var. Ön ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ön olan kelimeler listesine ya da sonu ön ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ön bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖNERTİ

  1. [isim, mantık] Şartlı bir önermenin şartı anlatan ön bölümü: "Duman çıkıyorsa ateş vardır" sözünde "duman çıkıyorsa" şartı bir önertidir
ÖNERME

  1. [isim] Önermek işi
  2. Bakınız teklif
  3. [mantık] Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim; cümlecik, kaziye
    • "Herhangi bir söz veya sembol dizisinin önerme olabilmesi için her şeyden önce belirli bir anlamının olması gerekir." (Kemal Gözler)
ÖNGÖRÜ

  1. [isim] Bir işin ilerisini kestirme veya bir işin nasıl bir yol alacağını önceden anlayabilme ve ona göre davranma
ÖNERİŞ

  1. [isim] Önermek işi
ÖNOLOG

Kelime Kökeni: Fransızca oénologie

  1. [isim] Şarapla ve şarap yapımıyla ilgilenen kimse
ÖNLEME

  1. [isim] Önlemek işi
    • "Ahlak sadece kötülük etmekten çekinmek değildir, başkalarının edecekleri kötülükleri de önlemeye çalışmayı buyurur." (Nurullah Ataç)
ÖNERGE

  1. [isim, hukuk] Meclis, kongre vb. resmî bir toplantıda, herhangi bir konu veya sorunla ilgili olarak bir öneride bulunmak için üyelerden biri veya birkaçı tarafından başkanlığa verilen, oya sunularak karar verilmesi istenen yazılı kâğıt; takrir
    • "Cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğunun vereceği önergeyle soruşturma açılması istenebilir." (Anayasa)
ÖNSEZİ

  1. [isim] Hiçbir belirti yokken bir şeyin olacağını sezme, içe doğma; hissikablelvuku, altıncı duyu, altıncı his
    • "Bir önsezi, benliğini derinden derine yokluyor kuruntusuna kapılmıştı." (Tarık Buğra)
  2. [felsefe] Temellendirilmeyen duygu, verilmemiş olanın, bilinmeyenin, özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması
ÖNCEKİ

  1. [sıfat] Önce olan; evvelki, evveli
    • "İzmir’e gitmeden önceki düşünceleri bugünkünden farklıydı."
  2. İki önceki (gün, hafta, ay, yıl)
    • "Bana bunu önceki gün söylemişti."
  3. Bir yerde, bir görevde daha önce çalışmış olan; eski, mukaddem, sabık
    • "Önceki başkan."
ÖNEMLİ

  1. [sıfat] Önemi olan; mühim, ehemmiyetli, mihver
    • "Benim için ne kadar önemli olduğunu tahmin edebilirsiniz." (Tarık Buğra)
  2. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan; stratejik
ÖNCECİ

  1. [isim] Bir şeyi ilk olarak ve başkalarından önce yapma veya ortaya atma; inisiyatif
    • "Öğrencinin okuldan aldığı kültürün ileride edineceği meslek kişiliğinin başlıca göstergesi olacağı düşüncesine göre düzenlenmesi ve bu konuda öğrencilere geniş öncecilik tanınması." (İnal Cem Aşkun)
  2. Önde gelen kimse
ÖNAYAK

  1. [isim, mecaz] "Diğerlerine örnek olmak üzere bir işe ilk önce başlamak" anlamındaki önayak olmak deyiminde geçer
    • "Ekrem daha önceden durumu annesine yazmış, bu hayırlı iş için önayak olmalarını istemiş." (Ahmet Ümit)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü