Başında ölü olan 23 kelime var. Ölü ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ölü olan kelimeler listesine ya da sonu ölü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ölü bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÖLÜMSÜZLEŞTİRME
ÖLÜMSÜZLEŞMEK
ÖLÜMSÜZLEŞME
ÖLÜMSÜZLÜK, ÖLÜRCESİNE
ÖLÜMLÜLÜK, ÖLÜVERMEK
ÖLÜVERME
ÖLÜDOĞA, ÖLÜMCÜL, ÖLÜMLÜK, ÖLÜMSEK, ÖLÜMSÜZ, ÖLÜMÜNE, ÖLÜNMEK
ÖLÜEVİ, ÖLÜLÜK, ÖLÜMLÜ, ÖLÜNME
ÖLÜK, ÖLÜM, ÖLÜŞ
ÖLÜ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÖLÜMSÜZLEŞTİRME
-
-
[isim]
Ölümsüzleştirmek işi; ölmezleştirme, ebedîleştirme
-
[isim]
Ölümsüzleştirmek işi; ölmezleştirme, ebedîleştirme
- ÖLÜMSÜZLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Ölümsüz olmak, ölümsüz duruma gelmek; bengileşmek, ebedîleşmek
- "Ne olursa olsun tanrılaşır, ölümsüzleşir, o tiyatroda."
-
[nesnesiz]
Ölümsüz olmak, ölümsüz duruma gelmek; bengileşmek, ebedîleşmek
- ÖLÜMSÜZLEŞME
-
-
[isim]
Ölümsüzleşmek durumu; bengileşme, ebedîleşme
-
[isim]
Ölümsüzleşmek durumu; bengileşme, ebedîleşme
- ÖLÜRCESİNE
-
-
[zarf]
Bakınız ölesiye
- "Bu cins çocukların da ekmeğini taştan çıkarmak için ölürcesine çalıştıklarını görüyorum."
-
[zarf]
Bakınız ölesiye
- ÖLÜMSÜZLÜK
-
-
[isim]
Ölümsüz olma durumu; bengilik, ebedîlik, kalımlılık, ölmezlik, bakilik, beka
-
[isim]
Ölümsüz olma durumu; bengilik, ebedîlik, kalımlılık, ölmezlik, bakilik, beka
- ÖLÜVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Ansızın ölmek
- "Şerefiyle, askerce ölüvermiş olsaydı bu düşkünlüğü görmeyecekti."
-
[nesnesiz]
Ansızın ölmek
- ÖLÜMLÜLÜK
-
-
[isim]
Ölümlü olma durumu; kalımsızlık, fânilik, fena (II)
- "… savaşlar nedeniyle erkek ölümlülüğü artmış, savaş koşullarının yarattığı ekonomik sıkıntılardan ötürü tüm nüfusun beslenmesi ve sağlığı etkilendiği için ölümlülük düzeyi yükselmiştir."
-
[isim]
Ölümlü olma durumu; kalımsızlık, fânilik, fena (II)
- ÖLÜVERME
-
-
[isim]
Ölüvermek işi
-
[isim]
Ölüvermek işi
- ÖLÜNMEK
-
-
[nesnesiz]
Kendini feda etmek
- "Ölenle ölünmez. Otursun oturduğu yerde… Ölünecekse de elde silah ölünmeli."
-
[nesnesiz]
Kendini feda etmek
- ÖLÜMSÜZ
-
-
[sıfat]
Hiçbir zaman ölmeyecek olan; bengi (I), kalımlı, ölmez, baki, ebedî, layemut
- "Nerede o süngü takmış birliğinin önünde ölümsüz gibi saldıran genç subay?"
-
Hiç unutulmayacak, daima anılacak olan; ebedî
- "Ölümsüzlerden fışkıran ışık, karanlıkları bir anda dağıttı."
-
[sıfat]
Hiçbir zaman ölmeyecek olan; bengi (I), kalımlı, ölmez, baki, ebedî, layemut
- ÖLÜMSEK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız ölümcül
- "Bir ölümsek tay için gözlerini verdi, şimdi de neredeyse canını verecek."
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız ölümcül
- ÖLÜMCÜL
-
-
[sıfat]
Ölümle sona erme ihtimali olan veya ölümle sona eren
- "Uslu yurttaşlar bu ölümcül sorumluluk karşısında her türlü direnişten vazgeçerler."
-
Can çekişen; ölümsek
-
[sıfat]
Ölümle sona erme ihtimali olan veya ölümle sona eren
- ÖLÜDOĞA
-
-
[isim]
Bakınız natürmort
-
[isim]
Bakınız natürmort
- ÖLÜMLÜK
-
-
[isim]
Bazı kimselerin, öldüklerinde cenazelerinin kaldırılmasına harcanmak için ayırdıkları para
-
[isim]
Bazı kimselerin, öldüklerinde cenazelerinin kaldırılmasına harcanmak için ayırdıkları para
- ÖLÜMÜNE
-
-
[zarf]
Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak
-
[zarf]
Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak
- ÖLÜMLÜ
-
-
[sıfat]
Sonunda mutlaka ölecek olan; kalımsız, fâni
- "Onu hâlâ hiç olmazsa rüyalarında ölümlülerin sevdiği gibi sevebilir."
-
[isim, mecaz]
Bakınız insan
-
[sıfat]
Sonunda mutlaka ölecek olan; kalımsız, fâni
- ÖLÜLÜK
-
-
[isim]
Cansız kalma durumu; cansızlık
- "Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembeyaz ovada ölülük uzayıp gidecek."
-
[isim]
Cansız kalma durumu; cansızlık
- ÖLÜEVİ
-
-
[isim]
Cenaze sahibinin evi
-
Bir ferdi veya yakını ölmüş olan aile; cenazeevi, yasevi
-
[isim]
Cenaze sahibinin evi
- ÖLÜNME
-
-
[isim]
Ölünmek işi veya durumu
-
[isim]
Ölünmek işi veya durumu
- ÖLÜM
-
-
[isim]
Bir insan hayatının tam ve kesin olarak sona ermesi; ahiret yolculuğu, son, ebedî uyku, son yolculuk, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat
- "Herhâlde padişah da annesi ve hemşireleri de dostlarının vakitsiz ölümüne karşı çok müteessir olmuşlardı."
-
Bir hayvanda veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi
-
Ölme biçimi
- "Yanarak ölümü feciydi."
-
Bakınız idam cezası
- "Ölüme mahkûm oldu."
-
[ünlem]
Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz
- "Zalimlere ölüm!"
-
[mecaz]
Sona erme, yok olma, ortadan kalkma
- "Küçük sanayinin ölümü."
-
[isim]
Bir insan hayatının tam ve kesin olarak sona ermesi; ahiret yolculuğu, son, ebedî uyku, son yolculuk, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat