Başında çocuk olan 22 kelime var. Çocuk ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çocuk olan kelimeler listesine ya da sonu çocuk ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında çocuk bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÇOCUKLAŞABİLMEK
ÇOCUKLAŞABİLME, ÇOCUKLAŞTIRMAK
ÇOCUKLAŞTIRMA, ÇOCUKSULAŞMAK
ÇOCUKSULAŞMA
ÇOCUKLAŞMAK, ÇOCUKSUZLUK
ÇOCUKCAĞIZ, ÇOCUKLAMAK, ÇOCUKLAŞMA, ÇOCUKLULUK, ÇOCUKSULUK
ÇOCUKLAMA
ÇOCUKLAR, ÇOCUKLUK, ÇOCUKSUZ
ÇOCUKÇA, ÇOCUKÇU, ÇOCUKLU, ÇOCUKSU
ÇOCUK
Çocuk Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
ÇOCUK
4 Harfli Kelimeler
KOÇU, OKÇU
3 Harfli Kelimeler
ÇOK, CUK, KOÇ
2 Harfli Kelimeler
OK, UÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇOCUKLAŞABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çocuklaşma ihtimali bulunmak
- "Büyüdükten sonra bazen çocuklaşabilmek ciddi olgunluk gerektirir."
-
[nesnesiz]
Çocuklaşma ihtimali bulunmak
- ÇOCUKLAŞABİLME
-
-
[isim]
Çocuklaşabilmek işi
- "… ama çocuklaşabilme yönünde ne kadar yol aldığımızı görmek için geçmişteki sözleri tanık bırakmak daha doğru galiba."
-
[isim]
Çocuklaşabilmek işi
- ÇOCUKLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Çocuklaşmasına yol açmak
- "Yatağımda ve iç gömleğimde beni çocuklaştıran, gençleştiren biricik koku lavanta çiçeklerinin kokusudur."
-
[-i]
Çocuklaşmasına yol açmak
- ÇOCUKLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Çocuklaştırmak işi
- "Buna çocuklaştırma edebiyatı demek de mümkür."
-
[isim]
Çocuklaştırmak işi
- ÇOCUKSULAŞMAK
-
-
[-i]
Çocuksu duruma gelmek
- "Yüzü, o garip bakan gözleriyle çocuksulaşmıştı."
-
[-i]
Çocuksu duruma gelmek
- ÇOCUKSULAŞMA
-
-
[isim]
Çocuksulaşmak durumu
- "Konuşuyorlar, aralarında hiçbir cilveleşme, süpürge saçlı yaşlı kadın tarafından gülünç ama dokunaklı bir çocuksulaşma, sessiz özürler…"
-
[isim]
Çocuksulaşmak durumu
- ÇOCUKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Çocuk gibi davranışlarda bulunmak
- "Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın."
-
Çocuğa benzer durum almak
- "Konuştukça dağılan yüzünü, giderek çocuklaşmış sesini toparlıyor."
-
[nesnesiz]
Çocuk gibi davranışlarda bulunmak
- ÇOCUKSUZLUK
-
-
[isim]
Çocuksuz olma durumu
- "Bu çocuksuzluk, bu kısırlık zaten bütün hayatımı zehirleyen bir şey."
-
[isim]
Çocuksuz olma durumu
- ÇOCUKLAŞMA
-
-
[isim]
Çocuklaşmak işi
- "Bende de doğup büyüdüğüm evi düşünmek, bir çocuklaşma ve rahatlama hissi ile beraber gelir."
-
[isim]
Çocuklaşmak işi
- ÇOCUKCAĞIZ
-
-
[isim]
Kendisine şefkat ve acıma duyulan çocuk
- "Çocukcağız zaten revirden hasta hasta kaldırıldı."
-
[isim]
Kendisine şefkat ve acıma duyulan çocuk
- ÇOCUKLULUK
-
-
[isim]
Çocuklu olma durumu
-
[isim]
Çocuklu olma durumu
- ÇOCUKSULUK
-
-
[isim]
Çocuksu olma durumu
- "Nice vartalara karşın saflığını yitirmemiş bir çocuksuluk."
-
[isim]
Çocuksu olma durumu
- ÇOCUKLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Doğurmak, dünyaya getirmek
-
[nesnesiz]
Doğurmak, dünyaya getirmek
- ÇOCUKLAMA
-
-
[isim]
Çocuklamak işi
-
[isim]
Çocuklamak işi
- ÇOCUKLAR
-
-
[teklifsiz konuşmada]
"arkadaşlar!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- "Şahmerdan’da ... işçilere, “Haydi çocuklar, bu son galiba!” der."
-
[teklifsiz konuşmada]
"arkadaşlar!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
- ÇOCUKSUZ
-
-
[sıfat]
Çocuğu olmayan
- "Buraya çocuksuz kadınlarla hamile oldukları hâlde düşük yapan kadınlar gelirler."
-
[sıfat]
Çocuğu olmayan
- ÇOCUKLUK
-
-
[isim]
Çocuk olma durumu
- "Çocukluktan çıkmadığınız için dikkatiniz çapari gibidir."
-
İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi
- "Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?"
-
[mecaz]
Çocukça davranış
- "Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum."
-
[isim]
Çocuk olma durumu
- ÇOCUKÇU
-
-
[isim]
Bakınız çocuk doktoru
- "Bir jinekolog, kulakçı, çocukçu, röntgenci, epeyce şubeler açıldı ve büyüdü."
-
[isim]
Bakınız çocuk doktoru
- ÇOCUKÇA
-
-
[sıfat]
Çocuğa yakışan, çocuk gibi
- "Bu, çocukça bir saplantı değildi."
-
[zarf]
Çocuğa yakışır bir biçimde
- "Düşündü, anımsamaya çalıştı, bocaladı, sonra çocukça bir kahkaha attı, sesi kendine yabancı geldi."
-
[sıfat]
Çocuğa yakışan, çocuk gibi
- ÇOCUKSU
-
-
[sıfat]
Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen
- "Annesinin tesiri altında kalır, biraz çocuksu gözleriyle yangından korkar, her türlü korkusunu gizlemek dilermiş."
-
[zarf]
Çocuğa benzer bir biçimde
- "Filvaki bu genç kız, fikirlerini biraz daha çocuksu anlatıyor."
-
[sıfat]
Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen