Başında çocuk olan 22 kelime var. Çocuk ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çocuk olan kelimeler listesine ya da sonu çocuk ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında çocuk bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

ÇOCUKLAŞABİLMEK

14 Harfli Kelimeler

ÇOCUKLAŞABİLME, ÇOCUKLAŞTIRMAK

13 Harfli Kelimeler

ÇOCUKLAŞTIRMA, ÇOCUKSULAŞMAK

12 Harfli Kelimeler

ÇOCUKSULAŞMA

11 Harfli Kelimeler

ÇOCUKLAŞMAK, ÇOCUKSUZLUK

10 Harfli Kelimeler

ÇOCUKCAĞIZ, ÇOCUKLAMAK, ÇOCUKLAŞMA, ÇOCUKLULUK, ÇOCUKSULUK

9 Harfli Kelimeler

ÇOCUKLAMA

8 Harfli Kelimeler

ÇOCUKLAR, ÇOCUKLUK, ÇOCUKSUZ

7 Harfli Kelimeler

ÇOCUKÇA, ÇOCUKÇU, ÇOCUKLU, ÇOCUKSU

5 Harfli Kelimeler

ÇOCUK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Çocuk Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

C K O U Ç

5 Harfli Kelimeler

ÇOCUK

4 Harfli Kelimeler

KOÇU, OKÇU

3 Harfli Kelimeler

ÇOK, CUK, KOÇ

2 Harfli Kelimeler

OK, UÇ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÇOCUKLAŞABİLMEK

  1. [nesnesiz] Çocuklaşma ihtimali bulunmak
    • "Büyüdükten sonra bazen çocuklaşabilmek ciddi olgunluk gerektirir." (Salih Koca)
ÇOCUKLAŞABİLME

  1. [isim] Çocuklaşabilmek işi
    • "… ama çocuklaşabilme yönünde ne kadar yol aldığımızı görmek için geçmişteki sözleri tanık bırakmak daha doğru galiba." (Feride Çiçekoğlu)
ÇOCUKLAŞTIRMAK

  1. [-i] Çocuklaşmasına yol açmak
    • "Yatağımda ve iç gömleğimde beni çocuklaştıran, gençleştiren biricik koku lavanta çiçeklerinin kokusudur." (Nâzım Hikmet)
ÇOCUKLAŞTIRMA

  1. [isim] Çocuklaştırmak işi
    • "Buna çocuklaştırma edebiyatı demek de mümkür." (Mahmut Makal)
ÇOCUKSULAŞMAK

  1. [-i] Çocuksu duruma gelmek
    • "Yüzü, o garip bakan gözleriyle çocuksulaşmıştı." (Tarık Dursun K)
ÇOCUKSULAŞMA

  1. [isim] Çocuksulaşmak durumu
    • "Konuşuyorlar, aralarında hiçbir cilveleşme, süpürge saçlı yaşlı kadın tarafından gülünç ama dokunaklı bir çocuksulaşma, sessiz özürler…" (Vivet Kanetti)
ÇOCUKLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Çocuk gibi davranışlarda bulunmak
    • "Yüzündeki değişikliklerde, dinlerken âdeta çocuklaştığını görüyordu adamın." (Necati Cumalı)
  2. Çocuğa benzer durum almak
    • "Konuştukça dağılan yüzünü, giderek çocuklaşmış sesini toparlıyor." (Murathan Mungan)
ÇOCUKSUZLUK

  1. [isim] Çocuksuz olma durumu
    • "Bu çocuksuzluk, bu kısırlık zaten bütün hayatımı zehirleyen bir şey." (Halide Edip Adıvar)
ÇOCUKLAŞMA

  1. [isim] Çocuklaşmak işi
    • "Bende de doğup büyüdüğüm evi düşünmek, bir çocuklaşma ve rahatlama hissi ile beraber gelir." (Sâmiha Ayverdi)
ÇOCUKCAĞIZ

  1. [isim] Kendisine şefkat ve acıma duyulan çocuk
    • "Çocukcağız zaten revirden hasta hasta kaldırıldı." (Nâzım Hikmet)
ÇOCUKLULUK

  1. [isim] Çocuklu olma durumu
ÇOCUKSULUK

  1. [isim] Çocuksu olma durumu
    • "Nice vartalara karşın saflığını yitirmemiş bir çocuksuluk." (Tomris Uyar)
ÇOCUKLAMAK

  1. [nesnesiz] Doğurmak, dünyaya getirmek
ÇOCUKLAMA

  1. [isim] Çocuklamak işi
ÇOCUKLAR

  1. [teklifsiz konuşmada] "arkadaşlar!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
    • "Şahmerdan’da ... işçilere, “Haydi çocuklar, bu son galiba!” der." (Fethi Naci)
ÇOCUKSUZ

  1. [sıfat] Çocuğu olmayan
    • "Buraya çocuksuz kadınlarla hamile oldukları hâlde düşük yapan kadınlar gelirler." (Kutlu Özen)
ÇOCUKLUK

  1. [isim] Çocuk olma durumu
    • "Çocukluktan çıkmadığınız için dikkatiniz çapari gibidir." (Ayla Kutlu)
  2. İnsan hayatının bebeklikle ergenlik arasındaki dönemi
    • "Manasız çocukluk, tatsız gençlik, olgunluk çağına hazırlanmaktan başka nedir?" (Ahmet Haşim)
  3. [mecaz] Çocukça davranış
    • "Onun nazını çekerek bütün çocukluklarına katlanıyorum." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
ÇOCUKÇU

  1. [isim] Bakınız çocuk doktoru
    • "Bir jinekolog, kulakçı, çocukçu, röntgenci, epeyce şubeler açıldı ve büyüdü." (Kemal Bayram)
ÇOCUKÇA

  1. [sıfat] Çocuğa yakışan, çocuk gibi
    • "Bu, çocukça bir saplantı değildi." (Ayla Kutlu)
  2. [zarf] Çocuğa yakışır bir biçimde
    • "Düşündü, anımsamaya çalıştı, bocaladı, sonra çocukça bir kahkaha attı, sesi kendine yabancı geldi." (Murathan Mungan)
ÇOCUKSU

  1. [sıfat] Çocuk gibi, çocukça olan, çocuğa benzeyen
    • "Annesinin tesiri altında kalır, biraz çocuksu gözleriyle yangından korkar, her türlü korkusunu gizlemek dilermiş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [zarf] Çocuğa benzer bir biçimde
    • "Filvaki bu genç kız, fikirlerini biraz daha çocuksu anlatıyor." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü