Başında çil olan 25 kelime var. Çil ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde çil olan kelimeler listesine ya da sonu çil ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında çil bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÇİLİNGİRLİK
ÇİLEKÇİLİK, ÇİLEKEŞLİK
ÇİLECİLİK, ÇİLEĞİMSİ, ÇİLLENMEK
ÇİLEHANE, ÇİLİNGİR, ÇİLLENME
ÇİLEKÇİ, ÇİLEKEŞ, ÇİLEKLİ, ÇİLEKSİ, ÇİLEMEK, ÇİLENTİ, ÇİLESİZ, ÇİLİMLİ
ÇİLECİ, ÇİLELİ, ÇİLEME, ÇİLSİZ
ÇİLEK, ÇİLLİ
ÇİLE
ÇİL
Çil Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ÇİL
2 Harfli Kelimeler
İÇ, İL
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇİLİNGİRLİK
-
-
[isim]
Bakınız anahtarcılık
- "Trabzon şehrinde kuyumculuk, bakırcılık, marangozculuk ve çilingirlik oldukça ileri seviyedeydi."
-
[isim]
Bakınız anahtarcılık
- ÇİLEKEŞLİK
-
-
[isim]
Çilekeş olma durumu
- "Bu düşünceler, çilekeşlik ve sabır hayalleri benim hayat ve yazarlık deneyimimden çıkardığım kendi önyargılarım da olabilirdi."
-
[isim]
Çilekeş olma durumu
- ÇİLEKÇİLİK
-
-
[isim]
Çilek yetiştirme veya satma işi
- "Arnavutköy’de çilekçilik 1804 yılında İpsilanti ailesinin ilk çilek fidanlarını getirmesiyle başlar."
-
[isim]
Çilek yetiştirme veya satma işi
- ÇİLLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Bitki köklerinde kılı andıran uzantılar çıkmak
-
Yüz vb.nde çil oluşmak
-
Eşya, yiyecek vb. lekeli, çilli hâle gelmek
- "Helanın çillenmiş aynasında ona kendinden öte biri bakıyor sanarak öylesine uzun kalacaktı ki, gözlerini tanımaya durdukça ürkmesi taşkınlaşacaktı."
-
[nesnesiz]
Bitki köklerinde kılı andıran uzantılar çıkmak
- ÇİLEĞİMSİ
-
-
[sıfat]
Bakınız çileksi
- "Sol akciğerle kalbin arasına sıkışmış. Bakın bakın çileğimsi dokulu."
-
[sıfat]
Bakınız çileksi
- ÇİLECİLİK
-
-
[isim]
Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme
- "Bazı tarikat mensuplarında bilinçli bir fiil olarak görülen bu çilecilik, özellikle ergenlerde, baş edilemeyen dürtülere karşı kullanılan bilinç dışı bir savunma mekanizmasıdır."
-
[isim]
Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme
- ÇİLİNGİR
-
Kelime Kökeni: Farsça cilānger
-
[isim]
Bakınız anahtarcı
- "Çilingir, bunun sürgünle ilgili olduğunu hemen anlamış, Selim’in kulağına, ‘Fırsat bulunca kaç!’ demiş; çocuk kaçmış."
-
[isim]
Bakınız anahtarcı
- ÇİLLENME
-
-
[isim]
Çillenmek işi
- "… kalın bir örtü örtülerek rutubetli bir ortam oluşturulmakta ve bir veya iki gün içerisinde tohumların çillenmesi sağlanmaktadır."
-
[isim]
Çillenmek işi
- ÇİLEHANE
-
Kelime Kökeni: Farsça çille + ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Dervişlerin çile doldurdukları yer
- "Böyle bir hücreye bu kadar çok pencerenin açılmış olması alışık olduğumuz çilehane tasavvuruna aykırı görünmektedir."
-
[isim, eskimiş]
Dervişlerin çile doldurdukları yer
- ÇİLEKÇİ
-
-
[isim]
Çilek yetiştiren veya satan kimse
- "Çilekçi, portakalcı, kestaneci, helvacı, macuncu, muhallebici, dondurmacı, leblebici gibi satıcılar naralarıyla halkı rahatsız eder…"
-
[isim]
Çilek yetiştiren veya satan kimse
- ÇİLEKLİ
-
-
[sıfat]
İçinde çilek bulunan (pasta, dondurma vb.)
- "Akşam dedemler gelecek, yemeklerini de getiriyorlar. Sen de çilekli dondurma getir."
-
[sıfat]
İçinde çilek bulunan (pasta, dondurma vb.)
- ÇİLİMLİ
-
-
[isim]
Düzce iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Düzce iline bağlı ilçelerden biri
- ÇİLEKEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça çillekeş
-
[sıfat]
Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş (kimse)
- "Aslı ile kalpı arasındaki farkı ancak o işin çilekeşleri bilir."
-
[sıfat]
Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş (kimse)
- ÇİLENTİ
-
-
[isim]
Bakınız serpinti
- "Az sonra da hafif bir çilenti başladı"
-
[isim]
Bakınız serpinti
- ÇİLEMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yağmur çiselemek
- "O baharın renkleri, güzellikleri ve ihtirasları bir nisan yağmuru hâlinde çiler dururdu."
-
Nemlenmek, ıslanmak
-
Bülbül şakımak
- "Yeni çıkan bu orman kanunundan sonra, nerede çileyen bir bülbül yakalarlarsa, dillerini kesmeye başlamışlar."
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yağmur çiselemek
- ÇİLEKSİ
-
-
[sıfat]
Çileği andıran, çileğe benzeyen, çilek gibi; çileğimsi
- "Kalınlaşmış bir sapın içine gömülmüş birçok çileksi meyveden oluşur."
-
[sıfat]
Çileği andıran, çileğe benzeyen, çilek gibi; çileğimsi
- ÇİLESİZ
-
-
[sıfat]
Çilesi olmayan, sıkıntısı olmayan
- "Çocukluğumun tragedyasız ve çilesiz altın günlerini anımsadım."
-
[sıfat]
Çilesi olmayan, sıkıntısı olmayan
- ÇİLSİZ
-
-
[sıfat]
Çili olmayan
- "Çilsiz bir yüz yıldızsız gökyüzüne benzer, diyerek kendisiyle dalga geçmeye çalışan çocukları bozardı."
-
[sıfat]
Çili olmayan
- ÇİLELİ
-
-
[sıfat]
Çilesi olan, çok sıkıntı çekmiş olan
- "Yıllardır evinden kopmuş, ömrü savaş meydanlarında geçmiş bir çileli adam."
-
Bakınız sıkıntılı
- "Bizim meslek çilelidir."
-
[sıfat]
Çilesi olan, çok sıkıntı çekmiş olan
- ÇİLECİ
-
-
[sıfat]
Çile (I) çeken, sıkıntı sahibi
- "Bu çileci görüş sanatçılarımızı da etkilemiştir elbet."
-
[sıfat]
Çile (I) çeken, sıkıntı sahibi