Sonunda y olan 5 harfli 55 kelime var. Y harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde y harfi olan kelimeler listesine ya da başında y harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MALAY

  1. [isim] Malezya, Doğu Sumatra ve Brunei kıyılarında yaşayan bir halk veya bu halktan olan kimse
DETAY

Kelime Kökeni: Fransızca détail

  1. [isim] Bakınız ayrıntı
HATAY

  1. [isim] Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
YAHEY

  1. [ünlem] Sevinç ve coşma anlatan bir söz
DİKEY

  1. [sıfat, matematik] Başka bir doğru ile kesiştiğinde onunla birlikte dik açı oluşturan (doğru çizgi); amudi
    • "a, b doğrusuna c noktasından dikey bir doğru indirilince 90 derecelik açı oluşur."
  2. [zarf] Dik olarak
NOGAY

  1. [isim] Türkiye ile Rusya Federasyonu’na bağlı Karaçay-Çerkes, Çeçen-İnguş ve Dağıstan Özerk Cumhuriyetlerinde dağınık olarak yaşayan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
DADAY

  1. [isim] Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
DÜZEY

  1. [isim] Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır; seviye
    • "Su düzeyi."
  2. Bir kursun basamaklarından her biri; kur (I)
  3. [mecaz] Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi; düzem, seviye
    • "Eğitim düzeyi. Kültür düzeyi."
NEFİY

Kelime Kökeni: Arapça nefy

  1. [isim, eskimiş] Sürme, sürgüne gönderme; sürgün
    • "Bu nefiy hadisesinin dehşeti konakta için için hissolunurdu." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Bakınız olumsuzluk
  3. [dil bilgisi] Olumsuz kılma
  4. [mantık] Bakınız yadsıma
OLCAY

Kelime Kökeni: Moğolca

  1. [isim] Baht, talih, şans
  2. [sıfat] Bahtlı, talihli
HANAY

  1. [isim, ağızlardan] İki ve daha çok katlı ev
  2. Bakınız sofa
  3. Bakınız avlu
GÜNEY

  1. [isim] Bulunulan yerde sola doğu, sağa batı alındığında yüzün dönük olduğu yön; lodosluk, cenup, kuzey karşıtı
    • "Hafta sonu olduğu için yoğun bir kalabalık kuzeyden güneye geçmeye çalışırken diğer bir kalabalık da güneyden kuzeye geçmeye çalışıyordu." (Ser Cem)
  2. [sıfat] Bu yönde bulunan; cenubi
    • "Güney Anadolu."
  3. Güneş gören yer
DİZEY

  1. [isim, matematik, fizik] Bakınız matris
SPREY

Kelime Kökeni: İngilizce spray

  1. [isim] Çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı
  2. Bakınız püskürtücü
  3. Püskürtüldüğünde saçın üzerinde koruyucu bir tabaka meydana getiren ve ana maddesi reçine olan ürün
NANAY

  1. [isim, argo] Bakınız yok
    • "Gözü çıksın kasabanın, sabahın onunda su nanay, depo nanay." (Muzaffer İzgü)
ALTAY

  1. [isim] Rusya Federasyonu'na bağlı Altay Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
    • "Turan’ın her tarafından onu selamlamak için heyetler gelmişti. Kâşgar’dan, Buhara’dan, Fergana’dan, Hive’den, Altay şehirlerinden, her yerden, her yerden!" (Ömer Seyfettin)
YATAY

  1. [sıfat, matematik] Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan; ufki
    • "Sıvıların yüzü hep yatay olur."
SUBAY

  1. [isim, askerlik] Silahlı kuvvetlerde asteğmenden orgeneral veya oramirale kadar rütbedeki asker
    • "Seni gelin edeceğiz, kılıçlı bir subayın koluna gireceksin." (Halide Edip Adıvar)
KALAY

  1. [isim, kimya] Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn)
  2. Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası
    • "Pencereye, elinde yeni kalaydan çıkmış bir bakır sahanla orta yaşlı kadın geldi." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. [mecaz] Aldatıcı görünüş
  4. [argo] Bakınız küfür
    • "Senin canın bugün nişadırı bol kalay istemekte ya, benim sıram o sıra değil!" (Kemal Tahir)
KOLAY

  1. [sıfat] Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen; asan, güç (II) ve zor karşıtı
    • "Cebimde mevcut paradan bu kadar bir şey buna tahsis etmek pek kolaydı." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. [isim] Bakınız kolaylık
    • "Elbet bizim de bir bildiğimiz var ama dediğim gibi bir kolayını bulamadık." (Kemal Tahir)
  3. [zarf] Bakınız kolayca
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü