Sonunda ve olan 5 harfli 15 kelime var. VE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ve olan kelimeler listesine ya da başında ve olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ve Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EV, VE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MEYVE
-
Kelime Kökeni: Farsça mīve
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ; yemiş
-
[mecaz]
Bakınız ürün
- "Mektebimizin şapirografla basılan haftalık Fidan'ında, en güzel meyve benim imzamdır."
-
[isim, bitki bilimi]
Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ; yemiş
- YELVE
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız florya
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız florya
- KAHVE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳahve
-
[isim, bitki bilimi]
Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica)
-
[bitki bilimi]
Bu ağacın meyvesinin çekirdeği
-
Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz
-
Bu tozla hazırlanan içecek
- "Bir fincan kahve daha içer, bir tutam enfiye daha çekerdi."
-
Bakınız kahvehane
- "Ben kahveye salim kafayla, serinkanlılıkla düşünmek için gittim."
-
[isim, bitki bilimi]
Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica)
- KİSVE
-
Kelime Kökeni: Arapça kisve
-
[isim]
Bakınız kılık kıyafet
- "Lakin bir türlü ahaliye mahsus kisveyi üzerinden atamamış."
-
Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük
-
[isim]
Bakınız kılık kıyafet
- İLAVE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿilāve
-
[isim]
Ekleme, ulama
-
Eklenniş parça
- "Bu eski köşk son yıllarda betonlu, çimentolu ilavelerle biraz asrileşti."
-
Arttırma, büyütme, abartma
-
Bakınız ek
-
[isim]
Ekleme, ulama
- GAZVE
-
Kelime Kökeni: Arapça ġazve
-
[isim, eskimiş]
Arap aşiretleri arasında yapılan savaş
- "İki aşiret, bir gazve esnasında çarpışmışlar."
-
[din bilimi]
Din uğruna yapılan savaş
- "Çünkü Araplar, gazve yapacakları yere kadar deve ile gider ve atları yedekte götürürlermiş."
-
[isim, eskimiş]
Arap aşiretleri arasında yapılan savaş
- ZİRVE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕirve
-
[isim]
Bakınız doruk
- "Ta en üstte, zirvede, güneş alnımızda, kalıntılar bulutlarla yan yana."
-
[mecaz]
Bir işte ulaşılan en üst aşama
- "Artık otuz dört yaşında, mesleğinin zirvesinde, Antalya’nın tanınmış mimarlarından, aynı zamanda popüler genç bir iş adamıydı."
-
[isim]
Bakınız doruk
- CEZVE
-
Kelime Kökeni: Arapça ceẕve
-
[isim]
Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap
- "Cezvedeki süt çoktan taşmış, gaz ocağının her tarafına köpük köpük yayılırken ateşi de söndürmüştü."
-
[isim]
Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap
- CİLVE
-
Kelime Kökeni: Farsça cilve
-
[isim]
Hoşa gitmek, ilgi çekmek için takınılan çekici, edalı davranış; işve
- "Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür."
-
[mecaz]
Hoş ve latif bir şekilde görünme ortaya çıkma
-
[mecaz]
Göz alıcı hareketlilik
- "Ressamın bu renk ve ışık cilvesi altındaki ana nesneyi bütün gerçeği ile kavraması her zaman kolay bir iş değildir."
-
Bir olayın veya durumun bir kişiyi şaşırtan ve beklenmedik yanı
- "Feleğin cilvesi çoktur, alın yazısını bozmaya çare yoktur."
-
Bakınız tecelli
- "Yalnız ve yalnız Allah’ın cilvesi bu!.."
-
[isim]
Hoşa gitmek, ilgi çekmek için takınılan çekici, edalı davranış; işve
- KUVVE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳuvve
-
[isim, eskimiş]
Düşünce, niyet
-
Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü
-
Bakınız yeti
-
[isim, eskimiş]
Düşünce, niyet
- GEYVE
-
-
[isim]
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
- BRÖVE
-
Kelime Kökeni: Fransızca brevet
-
[isim]
Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi
- "Birkaç yıl sonra 1935’te Türkkuşu kurulmuş ve Sabiha Gökçen Atatürk’ün yalnız rızası değil, teşviki ile de ilk Türk kızı olarak planörcü, paraşütçü ve sivil pilot brövelerini almıştır."
-
[isim]
Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi
- TELVE
-
-
[isim]
Fincanın dibine çöken kahve tortusu
- "Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına!"
-
[isim]
Fincanın dibine çöken kahve tortusu
- ZELVE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruğa, aşağıya doğru geçirilen çubuk
-
[isim]
Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruğa, aşağıya doğru geçirilen çubuk
- KİRVE
-
-
[isim, ağızlardan]
Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse
-
[isim, ağızlardan]
Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse