Sonunda ve olan 5 harfli 15 kelime var. VE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ve olan kelimeler listesine ya da başında ve olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ve Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E V

2 Harfli Kelimeler

EV, VE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MEYVE

Kelime Kökeni: Farsça mīve

  1. [isim, bitki bilimi] Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ; yemiş
  2. [mecaz] Bakınız ürün
    • "Mektebimizin şapirografla basılan haftalık Fidan'ında, en güzel meyve benim imzamdır." (Yusuf Ziya Ortaç)
YELVE

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız florya
KAHVE

Kelime Kökeni: Arapça ḳahve

  1. [isim, bitki bilimi] Kök boyasıgillerden, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Coffea arabica)
  2. [bitki bilimi] Bu ağacın meyvesinin çekirdeği
  3. Bu çekirdeklerin kavrulup çekilmesiyle elde edilen toz
  4. Bu tozla hazırlanan içecek
    • "Bir fincan kahve daha içer, bir tutam enfiye daha çekerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  5. Bakınız kahvehane
    • "Ben kahveye salim kafayla, serinkanlılıkla düşünmek için gittim." (Zeyyat Selimoğlu)
KİSVE

Kelime Kökeni: Arapça kisve

  1. [isim] Bakınız kılık kıyafet
    • "Lakin bir türlü ahaliye mahsus kisveyi üzerinden atamamış." (Refik Halit Karay)
  2. Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük
İLAVE

Kelime Kökeni: Arapça ʿilāve

  1. [isim] Ekleme, ulama
  2. Eklenniş parça
    • "Bu eski köşk son yıllarda betonlu, çimentolu ilavelerle biraz asrileşti." (Hikmet Birand)
  3. Arttırma, büyütme, abartma
  4. Bakınız ek
GAZVE

Kelime Kökeni: Arapça ġazve

  1. [isim, eskimiş] Arap aşiretleri arasında yapılan savaş
    • "İki aşiret, bir gazve esnasında çarpışmışlar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [din bilimi] Din uğruna yapılan savaş
    • "Çünkü Araplar, gazve yapacakları yere kadar deve ile gider ve atları yedekte götürürlermiş." (Turgut Çarıklı)
ZİRVE

Kelime Kökeni: Arapça ẕirve

  1. [isim] Bakınız doruk
    • "Ta en üstte, zirvede, güneş alnımızda, kalıntılar bulutlarla yan yana." (Gülsüm Cengiz)
  2. [mecaz] Bir işte ulaşılan en üst aşama
    • "Artık otuz dört yaşında, mesleğinin zirvesinde, Antalya’nın tanınmış mimarlarından, aynı zamanda popüler genç bir iş adamıydı." (Mehmet Mollaosmanoğlu)
CEZVE

Kelime Kökeni: Arapça ceẕve

  1. [isim] Kahve pişirmeye yarayan, saplı, küçük kap
    • "Cezvedeki süt çoktan taşmış, gaz ocağının her tarafına köpük köpük yayılırken ateşi de söndürmüştü." (Elif Şafak)
CİLVE

Kelime Kökeni: Farsça cilve

  1. [isim] Hoşa gitmek, ilgi çekmek için takınılan çekici, edalı davranış; işve
    • "Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Hoş ve latif bir şekilde görünme ortaya çıkma
  3. [mecaz] Göz alıcı hareketlilik
    • "Ressamın bu renk ve ışık cilvesi altındaki ana nesneyi bütün gerçeği ile kavraması her zaman kolay bir iş değildir." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  4. Bir olayın veya durumun bir kişiyi şaşırtan ve beklenmedik yanı
    • "Feleğin cilvesi çoktur, alın yazısını bozmaya çare yoktur." (Reşat Ekrem Koçu)
  5. Bakınız tecelli
    • "Yalnız ve yalnız Allah’ın cilvesi bu!.." (Necip Fazıl Kısakürek)
KUVVE

Kelime Kökeni: Arapça ḳuvve

  1. [isim, eskimiş] Düşünce, niyet
  2. Bir devletin silahlı kuvvetlerinin durumu veya gücü
  3. Bakınız yeti
GEYVE

  1. [isim] Sakarya iline bağlı ilçelerden biri
BRÖVE

Kelime Kökeni: Fransızca brevet

  1. [isim] Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi
    • "Birkaç yıl sonra 1935’te Türkkuşu kurulmuş ve Sabiha Gökçen Atatürk’ün yalnız rızası değil, teşviki ile de ilk Türk kızı olarak planörcü, paraşütçü ve sivil pilot brövelerini almıştır." (Burhan Göksel)
TELVE

  1. [isim] Fincanın dibine çöken kahve tortusu
    • "Fincanını çalkalayıp çalkalayıp diker, dibinde hiç telve bırakmamacasına!" (Attilâ İlhan)
ZELVE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Çift öküzünün boyunduruktan çıkmaması için boynunun iki yanından boyunduruğa, aşağıya doğru geçirilen çubuk
KİRVE

  1. [isim, ağızlardan] Sünnet olan çocuğun bütün masraflarını üstlendikten sonra sünnet sırasında çocuğu kucağına alarak elini, kolunu tutan ve bütün hayatı boyunca çocuk üzerinde babasına yakın hak taşıyan kimse
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü