Sonunda var olan 33 kelime var. VAR ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde var olan kelimeler listesine ya da başında var olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KONSERVATUVAR, YILDIRIMSAVAR
OBSERVATUVAR
ASALAKSAVAR, LABORATUVAR
BÖCEKSAVAR, REPERTUVAR, SİNEKSAVAR
FÜZESAVAR, KARADAVAR, TANKSAVAR, UÇAKSAVAR, UYDUSAVAR
KONTUVAR, TRETUVAR
AKYUVAR, ALYUVAR, CANAVAR, PENUVAR, PİSUVAR, ÜMİTVAR
BULVAR, KULVAR, ŞALVAR
CİVAR, DAVAR, DUVAR, EDVAR, LİVAR, PUVAR, YUVAR
AVAR
VAR
Var Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
VAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AV, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KONSERVATUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca conservatoire
-
[isim]
Müzik, tiyatro ve bale öğretiminin yapıldığı okul
- "Lise onuncu sınıfta, o yıl konservatuvarı bitirmiş bir gençle tanışmıştım."
-
[isim]
Müzik, tiyatro ve bale öğretiminin yapıldığı okul
- YILDIRIMSAVAR
-
-
[isim]
Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı; yıldırımkıran, yıldırımlık, yıldırım siperi, paratoner, siperisaika
-
[isim]
Yıldırımların zararını önlemekte kullanılan, ucunda bakır veya platin bulunan, 5-10 metre uzunluğunda demir çubuk ve bununla toprak veya kuyu arasında çekilen bakır telden oluşan koruma aracı; yıldırımkıran, yıldırımlık, yıldırım siperi, paratoner, siperisaika
- OBSERVATUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca obsérvatoire
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız gözlemevi
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız gözlemevi
- LABORATUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca laboratoire
-
[isim]
Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer
- "Fizik laboratuvarı."
-
Bakınız dil laboratuvarı
-
[isim]
Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer
- ASALAKSAVAR
-
-
[sıfat, tıp]
Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden; antiparazit
-
[sıfat, tıp]
Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlıyı yok eden; antiparazit
- SİNEKSAVAR
-
-
[isim]
Sinekleri öldürmekte kullanılan sprey biçimindeki zehirli ilaç
-
[isim]
Sinekleri öldürmekte kullanılan sprey biçimindeki zehirli ilaç
- REPERTUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca répertoire
-
[isim]
Sanatçının söylemek üzere çalışıp hazırlandığı şarkı veya türkü listesi
-
Bakınız birikim
- "Evrenin zengin repertuvarı onun tükenmez ilham kaynağıdır."
-
[tiyatro]
Bir tiyatro kurulunun oynamak için seçip hazırlamış olduğu oyunların listesi
- "Atılacak bu ilk adımdan sonra repertuvar meselesi kalır."
-
[tiyatro]
Bir oyuncunun ezberlediği ve oynadığı rollerin listesi
-
[müzik]
Bakınız dağarcık
-
[isim]
Sanatçının söylemek üzere çalışıp hazırlandığı şarkı veya türkü listesi
- BÖCEKSAVAR
-
-
[isim]
Evdeki zararlı böcekleri etkisiz hâle getirmek için kullanılan ve ilaç püskürten araç
-
[isim]
Evdeki zararlı böcekleri etkisiz hâle getirmek için kullanılan ve ilaç püskürten araç
- KARADAVAR
-
-
[isim]
Her yaştaki kıl keçisi veya kıl keçisi sürüsü
-
[isim]
Her yaştaki kıl keçisi veya kıl keçisi sürüsü
- FÜZESAVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca fusée + Türkçe savar
-
[isim, askerlik]
Saldırı nitelikli füzeleri etkisiz duruma getirmek amacıyla üretilen savunma sistemi
-
[isim, askerlik]
Saldırı nitelikli füzeleri etkisiz duruma getirmek amacıyla üretilen savunma sistemi
- UYDUSAVAR
-
-
[isim]
Uzaya gönderilen ve nükleer silah taşıyan uydulara karşı geliştirilen silah sistemi
-
[isim]
Uzaya gönderilen ve nükleer silah taşıyan uydulara karşı geliştirilen silah sistemi
- TANKSAVAR
-
-
[isim, askerlik]
Tankları hedef olarak seçen ve onları etkisiz hâle getirmek için kullanılan silah
-
[isim, askerlik]
Tankları hedef olarak seçen ve onları etkisiz hâle getirmek için kullanılan silah
- UÇAKSAVAR
-
-
[isim, askerlik]
Hava hedeflerine karşı yerden kullanılan silahlara verilen genel ad
- "Çamlıca sırtlarında iki uçaksavar ışıldağı karanlık gökyüzünü tarıyorlardı."
-
[isim, askerlik]
Hava hedeflerine karşı yerden kullanılan silahlara verilen genel ad
- KONTUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca comptoir
-
[isim, ticaret]
Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm
-
[isim, ticaret]
Kara ve hava yolları ulaşımında bilet ve bagaj işlemlerinin yapıldığı tezgâh veya bölüm
- TRETUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca trottoir
-
[isim]
Bakınız yaya kaldırımı
-
[isim]
Bakınız yaya kaldırımı
- PİSUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca pissoir
-
[isim]
Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvar kenarına yerleştirilmiş sidiklik
-
[isim]
Genel tuvaletlerde erkeklerin kullandığı, duvar kenarına yerleştirilmiş sidiklik
- CANAVAR
-
Kelime Kökeni: Farsça cānāver
-
[isim]
Masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan
- "Sen bir ahu gibi dağdan dağa kaçsan da yine / Seni aşkım canavarlar gibi takip edecek"
-
[sıfat, mecaz]
Acımasız, kötü ruhlu, zalim (kimse)
- "Seni bu canavardan kurtarmak istiyorum. Onu uçuruma iteyim mi?"
-
[mecaz]
Bakınız köpek balığı
- "Balıklara canavar hücum etmesin diye göz kulak olurmuş."
-
[mecaz]
Haşarı, yaramaz çocuk
-
[ağızlardan]
Kurt, domuz vb. cana kıyan yaban hayvanı
- "Koyunların memelerini bir kere ya çekmişler ya çekmemişler ki canavar göz alıcı bir kükreyişle suyu geçmeye başlamış."
-
[sıfat]
Herhangi bir şeye çok düşkün olan
- "Kurabiye canavarı."
-
[isim]
Masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan
- PENUVAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca peignoir
-
[isim]
Bir tür sabahlık
-
[isim]
Bir tür sabahlık
- AKYUVAR
-
-
[isim, anatomi]
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre; lökosit
-
[isim, anatomi]
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre; lökosit
- ÜMİTVAR
-
Kelime Kökeni: Farsça umīd + vār
-
[sıfat]
Bakınız umutlu
-
[sıfat]
Bakınız umutlu