Sonunda un olan 6 harfli 42 kelime var. UN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde un olan kelimeler listesine ya da başında un olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SOLGUN

  1. [sıfat] Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş
    • "Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu." (Orhan Seyfi Orhon)
TARHUN

Kelime Kökeni: Arapça ṭarḫūn

  1. [isim, bitki bilimi] Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan, güzel kokulu bir bitki (Artemisia dracunculus)
SARDUN

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Balıkçıların kullandığı bir halat türü
SOYGUN

  1. [isim] Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık
    • "Kanunu kendin bilmez değilsin, soygundan önce, soygundan sonra birini öldürürsek bizi asarlar." (Kemal Tahir)
  2. Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç, vurgun
COŞKUN

  1. [sıfat] Coşmuş olan; celalli, vectli
    • "Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim." (Tevfik Fikret)
  2. Bakınız coşkulu
    • "Sevda, dedim, gönlümde bir coşkun ateş dalgalandı / Gözüm daldı, hayalimde yine binbir zevk uyandı" (Enis Behiç Koryürek)
MESKUN

Kelime Kökeni: Arapça meskūn

  1. [sıfat] İnsan oturan, şeneltilmiş (yer)
    • "Kürekleri var gücüyle çekerek meskûn adanın kömür iskelesine yanaştı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Yurt edinilmiş (yer)
GÜLGUN

Kelime Kökeni: Farsça gul-gūn

  1. [isim] Gül renkli, pembe
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Ateş doludur tutma, yanarsın / Karşında şu gülgûn piyale" (Ahmet Haşim)
MEVZUN

Kelime Kökeni: Arapça mevzūn

  1. [sıfat, eskimiş] Biçimli, düzgün, oranlı olan
    • "Mevzun vücut."
  2. [edebiyat] Bakınız ölçülü
    • "Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur." (Yahya Kemal Beyatlı)
KOYGUN

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız acıklı
VURGUN

  1. [isim] Hile ile veya fırsatçılıkla haksız yere aşırı kazanç elde etme; voli
  2. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar
    • "Dolu vurgunu elma."
  3. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm
  4. [sıfat] Silahla yaralanmış olan
  5. [sıfat, mecaz] Bir kimseye veya bir şeye bağlanmış, sevmiş olan; meftun
    • "Onun da kendisine vurgun olduğuna gönülden inanmaktadır." (Tarık Buğra)
TUTKUN

  1. [sıfat] Gönül vermiş; meclup
    • "Kapıda bekleşen tutkunlarından bir tanesinin arabasına atladığı gibi ortadan kayboluyordu." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Bakınız düşkün
    • "Ben yine eskisi gibi tutkunum tiyatroya." (Necati Cumalı)
SUSKUN

  1. [sıfat] Çok az konuşan, sessiz, sakin olan; samut, sükûti
    • "Vahaya suskun tepelerden sarışın bir ay inmeye hazırlanıyordu." (Meryem Aybike Sinan)
  2. [zarf] Sessiz, sakin bir biçimde
    • "Cennet, babasının karşısına oturup suskun bekledi." (Füruzan)
TAYFUN

Kelime Kökeni: İngilizce typhoon

  1. [isim, coğrafya] Okyanuslarda görülen ve doğudan batıya doğru esen güçlü kasırga
MERHUN

Kelime Kökeni: Arapça merhūn

  1. [sıfat, eskimiş] Rehin edilmiş, rehin bırakılmış
  2. Tayin edilmiş, belirlenmiş
    • "Ehemmiyet verdiğimiz her sözün ağzımızdan çıkabilmek için merhun bulunduğu bir vakit vardır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. [isim] Borca karşılık garanti olarak alınan mal
NAVLUN

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Bir yerden başka yere ulaştırmak için gemiye alınan eşyanın bütünü
  2. Taşıyıcı tarafından, gemisinde taşınacak yük için istenen ücret
    • "Kendi kesemden navlun parasını ödeyecektim, nasıl olsa." (Ercüment Ekrem Talu)
BOZGUN

  1. [isim] Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık; bozgunluk
  2. [askerlik] Yenik düşen ordunun, askerî disiplin ve bağlantı yönünden yaşadığı karışıklık ve perişanlık; yenilgi, hezimet
    • "Büyük bozgundan sonra Şam istasyonunda bırakmaya mecbur olduğumuz en son vagonun bile içi mecidiye dolu idi." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [sıfat] Savaşta yenilerek karışıklık ve perişanlık içine düşmüş olan
    • "Bozgun ordu."
  4. [sıfat] Morali bozulmuş, perişan olmuş
METFUN

Kelime Kökeni: Arapça medfūn

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız gömülü
    • "Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur." (Sermet Muhtar Alus)
BUNGUN

  1. [sıfat] Bakınız sıkıntılı
    • "Bungun, kıpırtısız bir yaz zamanıydı." (Selim İleri)
MECNUN

Kelime Kökeni: Arapça mecnūn

  1. [sıfat] Sevdadan ötürü kendini kaybetmiş
  2. Aklı başında olmayan, çılgın gibi davranan (kimse)
YORGUN

  1. [sıfat] Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan
    • "Gurbetten gelmişim yorgunum hancı / Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş" (Bekir Sıtkı Erdoğan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü