Sonunda un olan 6 harfli 42 kelime var. UN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde un olan kelimeler listesine ya da başında un olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SOLGUN
-
-
[sıfat]
Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş
- "Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu."
-
[sıfat]
Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş
- TARHUN
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭarḫūn
-
[isim, bitki bilimi]
Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan, güzel kokulu bir bitki (Artemisia dracunculus)
-
[isim, bitki bilimi]
Birleşikgillerden, hekimlikte kullanılan, güzel kokulu bir bitki (Artemisia dracunculus)
- SARDUN
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Balıkçıların kullandığı bir halat türü
-
[isim, denizcilik]
Balıkçıların kullandığı bir halat türü
- SOYGUN
-
-
[isim]
Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık
- "Kanunu kendin bilmez değilsin, soygundan önce, soygundan sonra birini öldürürsek bizi asarlar."
-
Hiçbir emek harcamadan ve yolsuz olarak elde edilen büyük kazanç, vurgun
-
[isim]
Genellikle çete durumunda bir araya gelmiş haydutlar tarafından yapılan silahlı hırsızlık
- COŞKUN
-
-
[sıfat]
Coşmuş olan; celalli, vectli
- "Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim."
-
Bakınız coşkulu
- "Sevda, dedim, gönlümde bir coşkun ateş dalgalandı / Gözüm daldı, hayalimde yine binbir zevk uyandı"
-
[sıfat]
Coşmuş olan; celalli, vectli
- MESKUN
-
Kelime Kökeni: Arapça meskūn
-
[sıfat]
İnsan oturan, şeneltilmiş (yer)
- "Kürekleri var gücüyle çekerek meskûn adanın kömür iskelesine yanaştı."
-
Yurt edinilmiş (yer)
-
[sıfat]
İnsan oturan, şeneltilmiş (yer)
- GÜLGUN
-
Kelime Kökeni: Farsça gul-gūn
-
[isim]
Gül renkli, pembe
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Ateş doludur tutma, yanarsın / Karşında şu gülgûn piyale"
-
[isim]
Gül renkli, pembe
- MEVZUN
-
Kelime Kökeni: Arapça mevzūn
-
[sıfat, eskimiş]
Biçimli, düzgün, oranlı olan
- "Mevzun vücut."
-
[edebiyat]
Bakınız ölçülü
- "Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur."
-
[sıfat, eskimiş]
Biçimli, düzgün, oranlı olan
- KOYGUN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız acıklı
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız acıklı
- VURGUN
-
-
[isim]
Hile ile veya fırsatçılıkla haksız yere aşırı kazanç elde etme; voli
-
Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar
- "Dolu vurgunu elma."
-
Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm
-
[sıfat]
Silahla yaralanmış olan
-
[sıfat, mecaz]
Bir kimseye veya bir şeye bağlanmış, sevmiş olan; meftun
- "Onun da kendisine vurgun olduğuna gönülden inanmaktadır."
-
[isim]
Hile ile veya fırsatçılıkla haksız yere aşırı kazanç elde etme; voli
- TUTKUN
-
-
[sıfat]
Gönül vermiş; meclup
- "Kapıda bekleşen tutkunlarından bir tanesinin arabasına atladığı gibi ortadan kayboluyordu."
-
Bakınız düşkün
- "Ben yine eskisi gibi tutkunum tiyatroya."
-
[sıfat]
Gönül vermiş; meclup
- SUSKUN
-
-
[sıfat]
Çok az konuşan, sessiz, sakin olan; samut, sükûti
- "Vahaya suskun tepelerden sarışın bir ay inmeye hazırlanıyordu."
-
[zarf]
Sessiz, sakin bir biçimde
- "Cennet, babasının karşısına oturup suskun bekledi."
-
[sıfat]
Çok az konuşan, sessiz, sakin olan; samut, sükûti
- TAYFUN
-
Kelime Kökeni: İngilizce typhoon
-
[isim, coğrafya]
Okyanuslarda görülen ve doğudan batıya doğru esen güçlü kasırga
-
[isim, coğrafya]
Okyanuslarda görülen ve doğudan batıya doğru esen güçlü kasırga
- MERHUN
-
Kelime Kökeni: Arapça merhūn
-
[sıfat, eskimiş]
Rehin edilmiş, rehin bırakılmış
-
Tayin edilmiş, belirlenmiş
- "Ehemmiyet verdiğimiz her sözün ağzımızdan çıkabilmek için merhun bulunduğu bir vakit vardır."
-
[isim]
Borca karşılık garanti olarak alınan mal
-
[sıfat, eskimiş]
Rehin edilmiş, rehin bırakılmış
- NAVLUN
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Bir yerden başka yere ulaştırmak için gemiye alınan eşyanın bütünü
-
Taşıyıcı tarafından, gemisinde taşınacak yük için istenen ücret
- "Kendi kesemden navlun parasını ödeyecektim, nasıl olsa."
-
[isim]
Bir yerden başka yere ulaştırmak için gemiye alınan eşyanın bütünü
- BOZGUN
-
-
[isim]
Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık; bozgunluk
-
[askerlik]
Yenik düşen ordunun, askerî disiplin ve bağlantı yönünden yaşadığı karışıklık ve perişanlık; yenilgi, hezimet
- "Büyük bozgundan sonra Şam istasyonunda bırakmaya mecbur olduğumuz en son vagonun bile içi mecidiye dolu idi."
-
[sıfat]
Savaşta yenilerek karışıklık ve perişanlık içine düşmüş olan
- "Bozgun ordu."
-
[sıfat]
Morali bozulmuş, perişan olmuş
-
[isim]
Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık; bozgunluk
- METFUN
-
Kelime Kökeni: Arapça medfūn
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gömülü
- "Bu selvi ormanının içinde nice vezirler, serdarlar, kazaskerler metfundur."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gömülü
- BUNGUN
-
-
[sıfat]
Bakınız sıkıntılı
- "Bungun, kıpırtısız bir yaz zamanıydı."
-
[sıfat]
Bakınız sıkıntılı
- MECNUN
-
Kelime Kökeni: Arapça mecnūn
-
[sıfat]
Sevdadan ötürü kendini kaybetmiş
-
Aklı başında olmayan, çılgın gibi davranan (kimse)
-
[sıfat]
Sevdadan ötürü kendini kaybetmiş
- YORGUN
-
-
[sıfat]
Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan
- "Gurbetten gelmişim yorgunum hancı / Şuraya bir yatak ser yavaş yavaş"
-
[sıfat]
Çalışma vb. sebeplerle beden veya zihin etkinliği yavaşlayan, yorulmuş olan