Başında ucuz olan 16 kelime var. Ucuz ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ucuz olan kelimeler listesine ya da sonu ucuz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ucuz bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

UCUZLATABİLMEK

13 Harfli Kelimeler

UCUZLATABİLME

12 Harfli Kelimeler

UCUZLATILMAK

11 Harfli Kelimeler

UCUZLATILMA

10 Harfli Kelimeler

UCUZLATMAK

9 Harfli Kelimeler

UCUZCULUK, UCUZLAMAK, UCUZLATIŞ, UCUZLATMA, UCUZLAYIŞ

8 Harfli Kelimeler

UCUZLAMA

7 Harfli Kelimeler

UCUZLUK, UCUZUNA

6 Harfli Kelimeler

UCUZCA, UCUZCU

4 Harfli Kelimeler

UCUZ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ucuz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

C U U Z

4 Harfli Kelimeler

UCUZ

2 Harfli Kelimeler

UZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UCUZLATABİLMEK

  1. [-i] Ucuzlatma ihtimali veya imkânı bulunmak
  2. Ucuzlatma gücü bulunmak
UCUZLATABİLME

  1. [isim] Ucuzlatabilmek işi
UCUZLATILMAK

  1. [nesnesiz] Ucuzlatma işi yapılmak
UCUZLATILMA

  1. [isim] Ucuzlatılmak işi
UCUZLATMAK

  1. [-i] Fiyatını indirmek
  2. [mecaz] Kolaylıkla elde edilir duruma getirmek
UCUZCULUK

  1. [isim] Ucuzcu olma durumu
    • "Bizde bir iş yapmak için ilkin bu ucuzculuk kafasını kaldırmalı." (Memduh Şevket Esendal)
UCUZLATIŞ

  1. [isim] Ucuzlatmak işi
UCUZLATMA

  1. [isim] Ucuzlatmak işi
UCUZLAYIŞ

  1. [isim] Ucuzlamak işi
UCUZLAMAK

  1. [nesnesiz] Fiyatı inmek
    • "Yaz geldi, sıcaklar bastı. Kapalı yerlerde oturulur gibi değil. Bunun sonu, sinemalar ucuzladı." (Nâzım Hikmet)
  2. [mecaz] Kolaylıkla elde edilir duruma gelmek
    • "O sabah sokağa çıktığımda kendimi iyice ucuzlamış hissediyordum." (Özdemir Asaf)
UCUZLAMA

  1. [isim] Ucuzlamak durumu
UCUZLUK

  1. [isim] Ucuz olma durumu; ferahi
    • "Dünya kadar parası olan bir adamın bu bolluktan ve ucuzluktan istifade etmemesi enayilik olmaz mıydı?" (Ercüment Ekrem Talu)
  2. Belli bir zaman için uygulanan indirimli satış
    • "Geçen yılın modası olsa da ucuzluktan aldığı dizinin beş karış yukarısına uzanan siyah deri çizmeleriyle, beyaz tiftik atkısı ve beresiyle sevimli mi sevimli." (Neşe Cehiz)
UCUZUNA

  1. [zarf] Bakınız ucuzca
    • "Oysa çocuklar atılan gazeteleri okumak için değil, hemen götürüp kahvede ucuzuna satmak için istiyorlardı." (Haldun Taner)
UCUZCA

  1. [zarf] Ucuz olarak, ucuz bir biçimde; ucuzuna
    • "Hani insan konuşmasını bilirse, birinci mevki için verilmesi lazım gelen yüksek ücret yerine ucuzca seyahat edebilirdi." (Adil Hikmet Bey)
UCUZCU

  1. [sıfat] Malını ucuz satan
  2. Her şeyin ucuzunu arayan, ucuz mal peşinde olan
    • "Yani öykü ilk dönemlerdeki ucuzcu gazeteci tavırlarından artistik arayışlara, oradan da çok özel biçimsel denemelere uzanıyordu." (Necip Tosun)
UCUZ

  1. [sıfat] Fiyatı yüksek olmayan, pahası az, düşük fiyatlı; ehven, pahalı karşıtı
    • "Geceleri tiyatroların önünde saatlerce bekleyerek ucuz yerlere yerleşirdik, sevdiğimiz piyesleri seyrederdik." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [mecaz] Az emekle elde edilen
    • "Biletçi teşekkür etmekten, ben de bu kadar ucuz teşekkür toplamaktan kurtulduk." (Burhan Felek)
  3. [mecaz] Bayağı olan
    • "Bu gerçeği dile getirenleri felaket habercisi diye nitelemek ancak ve sadece ucuz politikacı ağzına yakışır." (Aydın Boysan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü