Sonunda ta olan 5 harfli 47 kelime var. TA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ta olan kelimeler listesine ya da başında ta olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ta Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HASTA

Kelime Kökeni: Farsça ḫaste

  1. [sıfat] Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken (kimse, hayvan, organ); rahatsız, sayrı, sökel, alil, pestil
    • "Annem o evin önü sofalı bir odasında hasta yatıyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [isim] Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken insan, hayvan veya organ
  3. [mecaz] Bir şeyle aşırı derecede ilgilenen
    • "Maç hastası."
  4. [argo] Parasız, züğürt olan
  5. [teklifsiz konuşmada] Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan
BALTA

  1. [isim] Ağacı kesme, yarma, yontma vb. işlerde kullanılan ağaç saplı, demir araç
    • "Öksüz delikanlı eyerli atını baltayla değişip iki torba ekmeği yüklenmiş giderken orak taşıyan birine rastlamış." (İbrahim Dilek)
CARTA

  1. [isim, argo] Bakınız yellenme
SUNTA

Kelime Kökeni: Arapça ṣunʿī + Farsça taḫte

  1. [isim] Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta; suni tahta
SUSTA

Kelime Kökeni: İtalyanca sosta

  1. [isim] Köpeğin arka ayakları üzerinde durması
LASTA

Kelime Kökeni: Fransızca lasta

  1. [isim, matematik] Kuzey Avrupa'da kullanılan, 2000 kilograma yakın gemi yüklerine ve büyük miktardaki ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi
SOFTA

Kelime Kökeni: Farsça sūḫte

  1. [isim, eskimiş] Medrese öğrencisi
    • "Okuyanlardan biri on altı, on yedi yaşlarında genç bir softa." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [eskimiş] İlmiyeden olanlara aşağılamak amacıyla verilen ad
  3. [mecaz] Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanan kimse
    • "İnandığından başka inanılacak şey olmadığına inanan insan softadır." (Orhan Veli Kanık)
  4. [mecaz] Yaşadığı çağın gerisinde kalmış, geri kafalı kimse
    • "Bizim moruk yeni kafalı görünmek ister amma halis muhlis softadır." (Peyami Safa)
NAFTA

Kelime Kökeni: İngilizce naphtha

  1. [isim] Petrolden 100-250 °C arasında damıtılan ürün
DELTA

Kelime Kökeni: Fransızca delta

  1. [isim] Yunan alfabesinin dördüncü harfi (Δ)
  2. [coğrafya] Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova; çatal ağız
    • "Ne var ki köyümüzdeki deltanın kurutulmasından sonra yörenin asıl sahibi olan hayvanlar doğaya saygı göstermeyen insanlara küsüp gitmişler ve bir daha hiç geri gelmemişler..." (Halit Fuat Beşik)
MEVTA

Kelime Kökeni: Arapça mevtā

  1. [isim, eskimiş] Ölü, ölmüş kimse
    • "Kimi mevtasına kefen biçmiyor / Kimi helal rızkı yiyip içmiyor." (Seyrani)
VARTA

Kelime Kökeni: Arapça varṭa

  1. [isim] Tehlikeli durum
    • "O insanlar ki hayatın bir bakıma ne korkunç vartaları olabileceğini vaktinde anlamışlar, işlerini becerip kılıçlarını kuşanmışlar..." (Peyami Safa)
ADETA

Kelime Kökeni: Arapça ʿādeten sözünden

  1. [zarf] Bakınız neredeyse
    • "Yüzümü âdeta cama yapıştırarak her hareketini ilgiyle izliyorum." (Ahmet Ümit)
GAİTA

Kelime Kökeni: Arapça ġāʾiṭa

  1. [isim] İnsan dışkısı
PAFTA

Kelime Kökeni: Farsça bāfte

  1. [isim] Bir bölgenin kadastro durumunu gösteren değişik malzemeler üzerine yapılmış parselleme çizgilerinin bütünü
    • "Kayınbabası, paftanın üstüne eğilmişti o yağmurlu öğle sonrasında." (İnci Aral)
  2. Bakınız yivaçar
  3. Süs için at takımlarına veya başka yerlere takılan metal pul veya çakılan iri başlı çivi
  4. Büyük benek, leke
YAFTA

Kelime Kökeni: Farsça yāfte

  1. [isim] Üzerine asıldığı veya yapıştırıldığı şeylerle ilgili bilgi veren yazılı kâğıt parçası
    • "Bir şeye ad koymak, satışa çıkarılan malın üzerine yafta asmaya benzetilebilir." (Nermi Uygur)
  2. [mecaz] Kişiye isnat edilen haksız suçlama
MALTA

  1. [isim] Akdeniz'de, Sicilya'nın güneyinde bir ada ülkesi; başkenti Valletta
NOKTA

Kelime Kökeni: Arapça nuḳṭa

  1. [isim] Biçimi kalemin kâğıda bir defa dokunması ile meydana gelen ben gibi ufak şekil
  2. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret
  3. Bakınız yer
    • "Köşkten çıktık ve bahçenin her noktasını uzun uzun durup konuşarak dolaştık." (Ahmet Haşim)
  4. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm
    • "Genç adam o noktada alaka uyandırıcı bir şey keşfetmiş gibiydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. Nöbetçi bulunan yer
    • "Orada polis noktası var."
  6. Bakınız nöbetçi
    • "O yokuşun başındaki küçücük karakolun her gece çıkardığı noktayı unutuyorsunuz." (Ömer Seyfettin)
  7. [mecaz] Bakınız aşama
    • "Savaşın gerçekleşme noktasına yaklaştığı sırada..."
  8. [dil bilgisi] Yazıda cümlenin veya küçük harfle yapılan kısaltmaların sonunda, sıra gösteren sayılardan sonra, tarih yazarken gün, ay ve yıl bildiren rakamların arasına, sayı basamaklarını belirlemek için kullanılan noktalama işareti (.)
  9. [matematik] Hiçbir boyutu olmayan işaret
  10. [spor] Bakınız orta nokta
YEKTA

Kelime Kökeni: Farsça yektā

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız eşsiz
LAVTA

Kelime Kökeni: Almanca Laute

  1. [isim, müzik] Mızrapla çalınan, gövdesi uttan küçük bir çalgı
    • "Türk musikisi sazları arasında lavtanın da epeyce eski bir geçmişi vardır." (Mehmet Nazmi Özalp)
HATTA

Kelime Kökeni: Arapça ḥattā

  1. [bağlaç] “Bile, dahi, üstelik, bundan başka, hem de” anlamlarında anlamı kuvvet-lendirmek için kullanılan bir söz; velev ki
    • "Bunlar çok sağlam hatta en sağlam devlet eshamından sayılır." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. [zarf] “Bile” veya “de” bağlacıyla birlikte anlamı daha da güçlendirmek için kullanılan bir söz
    • "Dördü de buna inanmak istiyor hatta için için inanıyorlardı." (Tarık Buğra)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü