Sonunda ta olan 4 harfli 24 kelime var. TA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ta olan kelimeler listesine ya da başında ta olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ta Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca patta
-
[isim]
Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma
-
[isim]
Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma
- ROTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca rotta
-
[isim]
Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol
-
[mecaz]
Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol
- "Sarhoş serseri, bir eliyle boyuna rotayı ayarlamaya çalışıyordu."
-
[isim]
Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol
- POTA
-
Kelime Kökeni: Farsça būte
-
[isim]
İçinde maden eritilen kap
-
[isim]
İçinde maden eritilen kap
- LATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca latta
-
[isim]
Dar ve kalınca tahta
-
[isim]
Dar ve kalınca tahta
- META
-
Kelime Kökeni: Arapça metāʿ
-
[isim]
Mal, ticaret malı
-
[ticaret]
Bakınız sermaye
- "Batı'dan aldığımız öteberi arasında en kıymetli meta kendi memleketimizi karış karış dolaşma arzusu olmalıdır."
-
[isim]
Mal, ticaret malı
- ÇİTA
-
Kelime Kökeni: İngilizce cheetah
-
[isim, hayvan bilimi]
Etçil memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından bir hayvan
- "… yavrularına avlanmayı öğretmeye çalışan bir çitanın avı yakalarken onunla âdeta oynadığını pek çok kere izlemişizdir."
-
[isim, hayvan bilimi]
Etçil memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından bir hayvan
- SOTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca sotto
-
[sıfat, argo]
Uygun, elverişli (yer)
-
[sıfat, argo]
Uygun, elverişli (yer)
- ŞİTA
-
Kelime Kökeni: Arapça şitāʾ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kış (I)
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kış (I)
- MUTA
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿṭā
-
[isim, eskimiş]
Bakınız veri
-
[isim, eskimiş]
Bakınız veri
- İKTA
-
Kelime Kökeni: Arapça ıḳṭāʿ
-
[isim, tarih]
Bir kişinin mülkiyetinde olmayıp devlete ait olan toprakların vergilerinin veya gelirlerinin asker veya sivil erkâna hizmet ve maaşlarına karşılık verilmesi
-
[isim, tarih]
Bir kişinin mülkiyetinde olmayıp devlete ait olan toprakların vergilerinin veya gelirlerinin asker veya sivil erkâna hizmet ve maaşlarına karşılık verilmesi
- LOTA
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, hayvan bilimi]
Tatlı sularda yaşayan, bir tür gelincik balığı (Lota vulgaris)
-
[isim, hayvan bilimi]
Tatlı sularda yaşayan, bir tür gelincik balığı (Lota vulgaris)
- ÇITA
-
-
[isim]
Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta
- "Baş parmak kalınlığındaki çıtalar, baklava şeklinde boşluklar bırakacak tarzda, çaprazlama olarak birbirine geçiriliyor."
-
[isim]
Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta
- KITA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳiṭʿa
-
[isim, coğrafya]
Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri; ana kara
- "Avrupa kıtası."
-
[askerlik]
Askerlerin bir komutanın emrinde bir araya gelmesinden oluşan birlik
- "Trakya'da, Anadolu'dan gelecek yeni kıtalara intizar edilmektedir."
-
[edebiyat]
Bakınız dörtlük
- "Abdülkadir Efendi'nin yazdığı tarih kıtasını aynen buraya geçirmekte bir fayda yok."
-
[eskimiş]
Bakınız tane
- "İki kıta mektup."
-
[isim, coğrafya]
Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri; ana kara
- USTA
-
Kelime Kökeni: Farsça ustād
-
[isim]
Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse; hazık
- "Nöbetçi, ustanın anasına ters ters baktı."
-
Zanaat öğreticisi
- "... ama ustama yiyecek öteberi almaya gittiğim bir öğleüstü böyle biri gelmişti dükkâna."
-
Zanaatçılar için ünvan
- "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi."
-
[sıfat]
Bakınız mahir
- "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi."
-
[tarih]
Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi
-
[mecaz]
Akıl veren veya öğreten kimse
- "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?"
-
[isim]
Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse; hazık
- BETA
-
Kelime Kökeni: Fransızca béta
-
[isim]
Yunan alfabesinin ikinci harfi
-
[isim]
Yunan alfabesinin ikinci harfi
- İFTA
-
Kelime Kökeni: Arapça iftā
-
[isim, din bilimi]
Bir sorunu fetva ile çözme
-
[isim, din bilimi]
Bir sorunu fetva ile çözme
- FUTA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı; kik
- "Kayıkhanelerin loş kemerinde kızağa çekilmiş kılıflar içinde futalar."
-
[isim, denizcilik]
Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı; kik
- ORTA
-
-
[isim]
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
- "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler."
-
Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre
- "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."
-
Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
- "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler."
-
Ne uzun ne kısa; midi
-
Ne büyük ne küçük; midi
-
İyi ile kötü arasındaki durum
-
Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece
- "Orta ile geçti."
-
Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri
-
[sıfat]
Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen
-
[sıfat]
Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan
- "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu."
-
[sıfat]
İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan; vasat
-
[fizik]
Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer
-
[matematik]
Bakınız orantı
-
[spor]
Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına yüksekten yollamak için yaptığı vuruş
- "Aut çizgisinden nefis bir orta..."
-
[tarih]
Yeniçeri Ocağı'nda tabur
-
[isim]
Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
- OLTA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü
- "Çıplak ve kirli ayaklarını dubadan aşağı sallayan ve gözlerini oltasının ipinden ayırmayan çocuğun sebat ve iradesi Ömer’i düşündürdü."
-
Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik
- "Oltanın ucuna bir şeyler takılmış olmalıydı."
-
[mecaz]
Hile, düzen, oyun, yem
- "Ankara'nın sorumluları bu oltanın yabancısı değillerdi."
-
[isim]
Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü
- DATA
-
Kelime Kökeni: Fransızca data
-
[isim]
Bakınız veri
- "Eğer datalar öyle değil de şöyle olsaydı İkinci Köprü o zaman yapılabiliyor olurdu bu yerde."
-
[ekonomi]
Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri
-
[isim]
Bakınız veri