Sonunda ta olan 4 harfli 24 kelime var. TA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ta olan kelimeler listesine ya da başında ta olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ta Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PATA

Kelime Kökeni: İtalyanca patta

  1. [isim] Oyunda yenen ve yenilen olmaması, berabere kalma
ROTA

Kelime Kökeni: İtalyanca rotta

  1. [isim] Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol
  2. [mecaz] Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol
    • "Sarhoş serseri, bir eliyle boyuna rotayı ayarlamaya çalışıyordu." (Çetin Altan)
POTA

Kelime Kökeni: Farsça būte

  1. [isim] İçinde maden eritilen kap
LATA

Kelime Kökeni: İtalyanca latta

  1. [isim] Dar ve kalınca tahta
META

Kelime Kökeni: Arapça metāʿ

  1. [isim] Mal, ticaret malı
  2. [ticaret] Bakınız sermaye
    • "Batı'dan aldığımız öteberi arasında en kıymetli meta kendi memleketimizi karış karış dolaşma arzusu olmalıdır." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
ÇİTA

Kelime Kökeni: İngilizce cheetah

  1. [isim, hayvan bilimi] Etçil memeliler sınıfının etçiller takımının kedigiller familyasından bir hayvan
    • "… yavrularına avlanmayı öğretmeye çalışan bir çitanın avı yakalarken onunla âdeta oynadığını pek çok kere izlemişizdir." (Uğur Gündüz)
SOTA

Kelime Kökeni: İtalyanca sotto

  1. [sıfat, argo] Uygun, elverişli (yer)
ŞİTA

Kelime Kökeni: Arapça şitāʾ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kış (I)
MUTA

Kelime Kökeni: Arapça muʿṭā

  1. [isim, eskimiş] Bakınız veri
İKTA

Kelime Kökeni: Arapça ıḳṭāʿ

  1. [isim, tarih] Bir kişinin mülkiyetinde olmayıp devlete ait olan toprakların vergilerinin veya gelirlerinin asker veya sivil erkâna hizmet ve maaşlarına karşılık verilmesi
LOTA

Kelime Kökeni: Latince

  1. [isim, hayvan bilimi] Tatlı sularda yaşayan, bir tür gelincik balığı (Lota vulgaris)
ÇITA

  1. [isim] Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta
    • "Baş parmak kalınlığındaki çıtalar, baklava şeklinde boşluklar bırakacak tarzda, çaprazlama olarak birbirine geçiriliyor." (Ahmet Bican Ercilasun)
KITA

Kelime Kökeni: Arapça ḳiṭʿa

  1. [isim, coğrafya] Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri; ana kara
    • "Avrupa kıtası."
  2. [askerlik] Askerlerin bir komutanın emrinde bir araya gelmesinden oluşan birlik
    • "Trakya'da, Anadolu'dan gelecek yeni kıtalara intizar edilmektedir." (Falih Rıfkı Atay)
  3. [edebiyat] Bakınız dörtlük
    • "Abdülkadir Efendi'nin yazdığı tarih kıtasını aynen buraya geçirmekte bir fayda yok." (Burhan Felek)
  4. [eskimiş] Bakınız tane
    • "İki kıta mektup."
USTA

Kelime Kökeni: Farsça ustād

  1. [isim] Bir zanaatı gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimse; hazık
    • "Nöbetçi, ustanın anasına ters ters baktı." (Nâzım Hikmet)
  2. Zanaat öğreticisi
    • "... ama ustama yiyecek öteberi almaya gittiğim bir öğleüstü böyle biri gelmişti dükkâna." (Faik Baysal)
  3. Zanaatçılar için ünvan
    • "Üzeyir usta yoldan geçmeyeceğimizi söyledi." (Refik Halit Karay)
  4. [sıfat] Bakınız mahir
    • "Bunların hepsi de çok güzel sesli ve oyunun en ustaları arasından seçildi." (Tarık Buğra)
  5. [tarih] Osmanlı Devleti'nde saraydaki cariye ve hizmetlilerin kıdemlisi
  6. [mecaz] Akıl veren veya öğreten kimse
    • "Kız sana bir hâl olmuş, kim senin ustan?" (Refik Halit Karay)
BETA

Kelime Kökeni: Fransızca béta

  1. [isim] Yunan alfabesinin ikinci harfi
İFTA

Kelime Kökeni: Arapça iftā

  1. [isim, din bilimi] Bir sorunu fetva ile çözme
FUTA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı; kik
    • "Kayıkhanelerin loş kemerinde kızağa çekilmiş kılıflar içinde futalar." (Yusuf Ziya Ortaç)
ORTA

  1. [isim] Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer
    • "Tam bağın ortasına geldikleri zaman düşman askerlerini gördüler." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre
    • "Yılın ortası. Haftanın ortası. Günün ortası. Kışın ortası."
  3. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm
    • "Seccadesini ortasından kesip ikiye böldüler." (Ömer Seyfettin)
  4. Ne uzun ne kısa; midi
  5. Ne büyük ne küçük; midi
  6. İyi ile kötü arasındaki durum
  7. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece
    • "Orta ile geçti."
  8. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri
  9. [sıfat] Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen
  10. [sıfat] Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan
    • "Hademe orta bölmeyi açmak üzere koştu." (Refik Halit Karay)
  11. [sıfat] İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan; vasat
  12. [fizik] Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer
  13. [matematik] Bakınız orantı
  14. [spor] Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına yüksekten yollamak için yaptığı vuruş
    • "Aut çizgisinden nefis bir orta..." (Haldun Taner)
  15. [tarih] Yeniçeri Ocağı'nda tabur
OLTA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Genellikle, bir olta takımının ava hazır bütünü
    • "Çıplak ve kirli ayaklarını dubadan aşağı sallayan ve gözlerini oltasının ipinden ayırmayan çocuğun sebat ve iradesi Ömer’i düşündürdü." (Sabahattin Ali)
  2. Balık avlamada kullanılan, ucuna çengelli iğne takılı, çoğunlukla naylon tellerden veya at kuyruğu kılından yapılmış iplik
    • "Oltanın ucuna bir şeyler takılmış olmalıydı." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Hile, düzen, oyun, yem
    • "Ankara'nın sorumluları bu oltanın yabancısı değillerdi." (Tarık Buğra)
DATA

Kelime Kökeni: Fransızca data

  1. [isim] Bakınız veri
    • "Eğer datalar öyle değil de şöyle olsaydı İkinci Köprü o zaman yapılabiliyor olurdu bu yerde." (Turgut Cansever)
  2. [ekonomi] Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü