Başında ta olan 7 harfli 208 kelime var. Ta ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ta olan kelimeler listesine ya da sonu ta ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ta bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAKINIŞ
- ...
- TAŞINIR
-
-
Taşınabilen (eşya)
-
[isim]
Para, çek, senet, tahvil vb. değerli kâğıt, taşınabilir, menkul
-
Taşınabilen (eşya)
- TAŞRALI
-
-
Taşra halkından olan (kimse), dışarlıklı
- "Sonra o taşralı müteahhidin ona talip olmasıyla..." (Haldun Taner)
- "Şehirli görünmek gururu kasaba kızının İstanbul'dan aldığı ilk kötü huy oldu; birkaç hafta geçince babasıyla anasının yeni hayata kendisi gibi uyamayacaklarını, taşralı kalacaklarını anlayınca hırçınlaştı." (Refik Halit Karay)
-
Taşra halkından olan (kimse), dışarlıklı
- TAKILMA
-
-
[isim]
Takılmak işi
- "Kuru gevezeliği aşmayan türden takılmalar ile uzayıp giden komediler..." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Takılmak işi
- TARAFLI
-
-
[sıfat]
Yanı ve yönü olan
-
Herhangi bir yöreden olan
-
[isim]
Yandaş
-
[sıfat]
Yanı ve yönü olan
- TAVERNA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Çalgılı meyhane
-
[isim]
Çalgılı meyhane
- TARAVET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Tazelik
- "Daima yüzünüzün taravetiyle beraber, gönlünüzün tazeliğini de kaybetmeye başlayacaksınız." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Tazelik
- TAADDÜT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çoğalma, sayısı artma
-
[isim]
Çoğalma, sayısı artma
- TAZELİK
-
-
[isim]
Taze olma durumu, körpelik, taravet
-
Dinç, diri, canlı olma durumu
- "Eskiden söz açılınca yorgun belleğinden şaşılacak kadar tazelikle geçmişe döner, anılarını eksiksiz anlatmaya dalardı." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Taze olma durumu, körpelik, taravet
- TANIDIK
-
-
[sıfat]
Tanışılıp konuşulan (kimse), bildik, tanış
- "Mart başlayalı kırkını geçmiş nice tanıdıklarım hastalandı." (Ahmet Haşim)
-
Daha önceden bilinen, görülen, aşina
- "Yanaştığımız iskeleden birtakım dost ve tanıdık çehreler bana doğru uzanmış, gülümsüyor..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
- "Sırrı Bey, bu iki ada hemen tanıdık çıktı ve artık oturduğu koltukta büsbütün uzanarak -Bekliyoruz paşam- dedi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Tanışılıp konuşulan (kimse), bildik, tanış
- TARANIŞ
-
-
[isim]
Taranma işi veya biçimi
-
[isim]
Taranma işi veya biçimi
- TARIMCI
-
-
[isim]
Tarım işleriyle uğraşan kimse, ziraatçı
-
Tarım mühendisi veya teknisyeni, ziraatçı
-
[isim]
Tarım işleriyle uğraşan kimse, ziraatçı
- TANILMA
-
-
[isim]
Tanılmak işi
-
[isim]
Tanılmak işi
- TAPASIZ
-
-
[sıfat]
Tapa konmamış olan, tıpasız
-
[sıfat]
Tapa konmamış olan, tıpasız
- TAPYOKA
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Manyok kökünden çıkarılan nişasta
-
[isim]
Manyok kökünden çıkarılan nişasta
- TANİNLİ
-
-
[sıfat]
Tınlamalı
- "O kadar ahenkli, taninli idi." (Ömer Seyfettin)
-
[sıfat]
Tınlamalı
- TANIŞIŞ
-
-
[isim]
Tanışma işi veya biçimi
-
[isim]
Tanışma işi veya biçimi
- TAŞINMA
-
-
[isim]
Taşınmak işi
-
[isim]
Taşınmak işi
- TALLİNN
- ...
- TANINMA
-
-
[isim]
Tanınmak işi
-
[isim]
Tanınmak işi