Başında sırt olan 19 kelime var. Sırt ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sırt olan kelimeler listesine ya da sonu sırt ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sırt bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SIRTLAYABİLMEK
SIRTLANGİLLER, SIRTLAYABİLME
SIRTLANMAK
SIRTARMAK, SIRTÇILIK, SIRTIKARA, SIRTLAMAK, SIRTLANMA, SIRTLAYIŞ
SIRTARIŞ, SIRTARMA, SIRTLAMA, SIRTÜSTÜ
SIRTLAN, SIRTLIK
SIRTAR, SIRTÇI
SIRT
Sırt Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
SIRT
3 Harfli Kelimeler
SIR, TIR, TIS
2 Harfli Kelimeler
IR, IS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SIRTLAYABİLMEK
-
-
[-i]
Sırtlama ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Sırtlamaya gücü yetmek
-
[-i]
Sırtlama ihtimali veya imkânı bulunmak
- SIRTLANGİLLER
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfına giren birçok türü içine alan etçil hayvanlar familyası
-
[isim, hayvan bilimi]
Omurgalı hayvanlardan memeliler sınıfına giren birçok türü içine alan etçil hayvanlar familyası
- SIRTLAYABİLME
-
-
[isim]
Sırtlayabilmek işi
-
[isim]
Sırtlayabilmek işi
- SIRTLANMAK
-
-
[-i]
Sırtlamak işi yapılmak
-
[mecaz]
Sorumluluk almak, üstüne almak
- "Eşini pek az görmüş, çocuklarının mesuliyetini tek başına sırtlanmak zorunda kalmış."
-
[-i]
Sırtlamak işi yapılmak
- SIRTLAMAK
-
-
[-i]
Birini veya bir şeyi sırtına alıp yüklenmek; arkalamak
- "Balığı sırtlayınca soluğu ninesinin kulübesinde aldı."
-
[mecaz]
Birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü veya geçimini üzerine almak
- "Gazete satan Babuş daracık omuzlarıyla bir aileyi sırtlayacak."
-
[-i]
Birini veya bir şeyi sırtına alıp yüklenmek; arkalamak
- SIRTÇILIK
-
-
[isim]
Bakınız hamallık
-
[isim]
Bakınız hamallık
- SIRTARMAK
-
-
[nesnesiz]
Açıkta kalarak görünmek
-
Diklenmek, karşı koymak
- "Sen ona arka vermesen o bize böyle sırtarmazdı."
-
[ağızlardan]
Karşı koymaya hazırlanmak
-
[nesnesiz]
Açıkta kalarak görünmek
- SIRTIKARA
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür lüfer
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür lüfer
- SIRTLAYIŞ
-
-
[isim]
Sırtlamak işi
-
[isim]
Sırtlamak işi
- SIRTLANMA
-
-
[isim]
Sırtlanmak işi
-
[isim]
Sırtlanmak işi
- SIRTARMA
-
-
[isim]
Sırtarmak (I), (II) işi
-
[isim]
Sırtarmak (I), (II) işi
- SIRTARIŞ
-
-
[isim]
Sırtarmak işi
-
[isim]
Sırtarmak işi
- SIRTÜSTÜ
-
-
[zarf]
Sırtı yerde olmak üzere
- "İkide bir kendini sırtüstü saman dalgalarının içine atarak yüzme taklidi yapıyordu."
-
[zarf]
Sırtı yerde olmak üzere
- SIRTLAMA
-
-
[isim]
Sırtlamak işi
-
[isim]
Sırtlamak işi
- SIRTLAN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sırtlangillerden, genellikle leşle beslenen, etçil, postu benekli bir hayvan; andık, yeleli kurt (Hyaena)
-
[isim, hayvan bilimi]
Sırtlangillerden, genellikle leşle beslenen, etçil, postu benekli bir hayvan; andık, yeleli kurt (Hyaena)
- SIRTLIK
-
-
[isim]
Sırt dayayacak yer
-
Sırtta yük taşımaya mahsus alet
-
[isim]
Sırt dayayacak yer
- SIRTAR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kelergillerden bir tür balık
-
[isim, hayvan bilimi]
Kelergillerden bir tür balık
- SIRTÇI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız hamal
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız hamal
- SIRT
-
-
[isim, anatomi]
Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm
- "Arabacı katırın sırtına binmiş."
-
[anatomi]
İnsanlarda boyundan bele kadar uzanan üst bölüm
-
Kesici araçların kesmeyen kenarı
- "Bıçağın sırtı."
-
Dağların veya tepelerin üst bölümü
- "Beşiktaş sırtları pırıl pırıl, aradaki boğaz parçası masmaviydi."
-
İnsanın üstü
- "Sırtında hep aynı kahverengi elbise bulunduğuna göre fazla bir kazanç da sağlamıyordu."
-
Bir şeyin üstü, üst bölümü
-
Dikilmiş veya ciltlenmiş kitaplarda dikişin bulunduğu bölüm
-
[isim, anatomi]
Omurgalı veya omurgasız hayvanlarda boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan üst bölüm