Başında süp olan 23 kelime var. Süp ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde süp olan kelimeler listesine ya da sonu süp ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında süp bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SÜPERMARKETÇİ
SÜPÜRGECİLİK, SÜPÜRÜVERMEK
SÜPERMARKET, SÜPHANALLAH, SÜPRÜNTÜLÜK, SÜPÜRÜVERME
SÜPRÜNTÜCÜ, SÜPÜRGELİK, SÜPÜRGESİZ, SÜPÜRÜLMEK
SÜPERSTAR, SÜPÜRGECİ, SÜPÜRGELİ, SÜPÜRTMEK, SÜPÜRÜLME
SÜPRÜNTÜ, SÜPÜRMEK, SÜPÜRTME
SÜPÜRGE, SÜPÜRME, SÜPÜRÜŞ
SÜPER
Süp Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÜPERMARKETÇİ
-
-
[isim]
Süpermarket işleten kimse
-
[isim]
Süpermarket işleten kimse
- SÜPÜRÜVERMEK
-
-
[-i]
Hızlıca süpürmek
-
[-i]
Hızlıca süpürmek
- SÜPÜRGECİLİK
-
-
[isim]
Süpürge alıp satma veya sokak süpürme işi
-
[isim]
Süpürge alıp satma veya sokak süpürme işi
- SÜPRÜNTÜLÜK
-
-
[isim]
Bakınız çöplük
- "Tamirden evvel Yeşil Cami bir harabe, bir süprüntülük idi."
-
[isim]
Bakınız çöplük
- SÜPERMARKET
-
Kelime Kökeni: İngilizce supermarket
-
[isim]
Bakınız büyük mağaza
-
[isim]
Bakınız büyük mağaza
- SÜPHANALLAH
-
Kelime Kökeni: Arapça subḥānallah
-
[ünlem, din bilimi]
"Tanrı'yı her türlü kusur, ayıp ve eksiklikten, insanlığa özgü niteliklerden uzak tutarım" anlamında kullanılan bir söz
-
Umulmadık, beklenmedik, olağanüstü bir olay veya davranış karşısında, “Allah Allah! Bu nasıl iştir! Nasıl olur! Nasıl yapılır!” anlamında hayret ve şaşkınlık belirtmek için kullanılan bir söz
-
Kızgınlık anında kendi kendine sabır telkin etmek için söylenen bir söz; fesüphanallah
-
[ünlem, din bilimi]
"Tanrı'yı her türlü kusur, ayıp ve eksiklikten, insanlığa özgü niteliklerden uzak tutarım" anlamında kullanılan bir söz
- SÜPÜRÜVERME
-
-
[isim]
Süpürüvermek işi
-
[isim]
Süpürüvermek işi
- SÜPÜRÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Süpürme işi yapılmak
- "Yaya kaldırımının iki tarafına yar gibi karlar süpürülmüş tenha bir sokakta idi."
-
[nesnesiz]
Süpürme işi yapılmak
- SÜPÜRGELİK
-
-
[isim]
Süpürge yapmaya elverişli olan çalı, bitki vb
-
Yapıların içinde, duvarların döşemeyle birleştiği yerde tabandan 10-15 santimetre yüksek, dışarıya çıkıntılı ağaç, mermer veya mozaik kuşak
-
[isim]
Süpürge yapmaya elverişli olan çalı, bitki vb
- SÜPRÜNTÜCÜ
-
-
[isim]
Herhangi bir yerin süprüntüsünü temizleyen kimse
-
[mecaz]
Her şeyin en kötüsünü alan veya satan kimse
-
[isim]
Herhangi bir yerin süprüntüsünü temizleyen kimse
- SÜPÜRGESİZ
-
-
[sıfat]
Süpürgesi olmayan
-
[sıfat]
Süpürgesi olmayan
- SÜPERSTAR
-
Kelime Kökeni: İngilizce superstar
-
[isim]
Bakınız başyıldız
-
[isim]
Bakınız başyıldız
- SÜPÜRTMEK
-
-
[-e, -i]
Süpürme işini yaptırmak
- "Orta hizmetini bile ona gördürüyor, koca evi ona sildirip süpürtüyordu."
-
[-e, -i]
Süpürme işini yaptırmak
- SÜPÜRGELİ
-
-
[sıfat]
Süpürgesi olan
- "Eli süpürgeli paskal, tuhaflıklar yaparak seyircileri güldürürdü."
-
[sıfat]
Süpürgesi olan
- SÜPÜRGECİ
-
-
[isim]
Süpürge yapan veya satan kimse
- "Bir başka yazıdan bu tiyatronun Aksaray’da Yeşiltulumba’da bir süpürgeci dükkânının yanında yapıldığını, Hamdi Efendi yönetiminde olduğunu öğreniyoruz."
-
Sokak süpürücüsü
-
[isim]
Süpürge yapan veya satan kimse
- SÜPÜRÜLME
-
-
[isim]
Süpürülmek işi
-
[isim]
Süpürülmek işi
- SÜPÜRTME
-
-
[isim]
Süpürtmek işi
-
[isim]
Süpürtmek işi
- SÜPRÜNTÜ
-
-
[isim]
Temizlik yapıldığında toplanan toz ve çöp; çer çöp
- "Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı."
-
[mecaz]
Bayağı, aşağılık şey veya kimse
-
[isim]
Temizlik yapıldığında toplanan toz ve çöp; çer çöp
- SÜPÜRMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek
- "Herif süpürge ile fesini süpürüp de şak şak eline vurdukça un çuvalı gibi tozuyordu."
-
[mecaz]
Çıkarıp atmak, kovmak
- "Yanında binlerce kurbanlık ile / Süpürdü düşmanı, bastı dayağı"
-
[mecaz]
Tüketmek, bitirmek
- "Tatlıya öyle düşkünmüş ki geceleri usulcacık kalkar, tel dolaptaki muhallebiyi, revaniyi, kadayıfı ne bulursa hepsini süpürürmüş."
-
[-i]
Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek
- SÜPÜRME
-
-
[isim]
Süpürmek işi
-
[isim]
Süpürmek işi