Başında sert olan 21 kelime var. Sert ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sert olan kelimeler listesine ya da sonu sert ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sert bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SERTLEŞEBİLMEK
SERTİFİKASYON, SERTLEŞEBİLME, SERTLEŞTİRİCİ, SERTLEŞTİRMEK
SERTİFİKASIZ, SERTLEŞTİRME
SERTABİPLİK, SERTİFİKALI
SERTLENMEK, SERTLEŞMEK
SERTELMEK, SERTİFİKA, SERTLENME, SERTLEŞME
SERTABİP, SERTELME
SERTLİK
SERTAP, SERTÇE
SERT
Sert Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
REST, SERT, STER, TERS
3 Harfli Kelimeler
RET, SER, SET, TER
2 Harfli Kelimeler
ER, ES, ET, RE, SE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SERTLEŞEBİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Sertleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[nesnesiz]
Sertleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
- SERTİFİKASYON
-
Kelime Kökeni: Fransızca certification
-
[isim]
Bakınız onaylama
-
[isim]
Bakınız onaylama
- SERTLEŞEBİLME
-
-
[isim]
Sertleşebilmek işi
-
[isim]
Sertleşebilmek işi
- SERTLEŞTİRİCİ
-
-
[isim, kimya]
Kimyasal tepkimeli yapay reçine tutkalı ve verniklerinde, kuruma ve sertleşmeyi sağlamak için kullanılan, sıvı veya toz hâlinde olan kimyasal yardımcı madde
-
[isim, kimya]
Kimyasal tepkimeli yapay reçine tutkalı ve verniklerinde, kuruma ve sertleşmeyi sağlamak için kullanılan, sıvı veya toz hâlinde olan kimyasal yardımcı madde
- SERTLEŞTİRMEK
-
-
[-i]
Sert bir duruma getirmek, sertleşmesine sebep olmak
-
[-i]
Sert bir duruma getirmek, sertleşmesine sebep olmak
- SERTLEŞTİRME
-
-
[isim]
Sertleştirmek işi
-
[isim]
Sertleştirmek işi
- SERTİFİKASIZ
-
-
[sıfat]
Sertifikası olmayan
-
[sıfat]
Sertifikası olmayan
- SERTABİPLİK
-
-
[isim]
Bakınız başhekimlik
-
[isim]
Bakınız başhekimlik
- SERTİFİKALI
-
-
[sıfat]
Sertifikası olan
-
[sıfat]
Sertifikası olan
- SERTLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Sert bir durum almak; katılaşmak
- "Yarı ağarmış yumuşak kumral sakal tersine dönerek diken gibi sertleşti."
-
Gücü artmak, zorlu bir durum almak
- "İklim sertleşti."
-
[tıp]
Erkeklik organı, içindeki damarlara kan dolması ile birlikte sert ve dik duruma gelmek
-
[dil bilgisi]
Bakınız tonsuzlaşmak
-
[mecaz]
Bir kimsenin davranış veya sözleri sert, kırıcı olmak; sertelmek
-
[nesnesiz]
Sert bir durum almak; katılaşmak
- SERTLENMEK
-
-
[nesnesiz]
Sert bir tavır almak; sertleşmek
- "Mahalleliden biri sana sataşırsa öyle bize yaptığın gibi sertlenip bıçkınlaşma."
-
[nesnesiz]
Sert bir tavır almak; sertleşmek
- SERTLEŞME
-
-
[isim]
Sertleşmek işi
- "Sertleşmeyi bilmeyen bir iyilik, iyilik olmakta ısrar eden bir iyilik neye yarar?"
-
[tıp]
İçindeki damarlara kan dolması ile birlikte erkeklik organının sert ve dik duruma gelmesi; ereksiyon
-
[dil bilgisi]
Bakınız tonsuzlaşma
-
[isim]
Sertleşmek işi
- SERTLENME
-
-
[isim]
Sertlenmek durumu
- "Eli sevgiyle çocuğun başını okşarken sesi sertlenmeye çalışarak tekrar tekrar soruyordu."
-
[isim]
Sertlenmek durumu
- SERTİFİKA
-
Kelime Kökeni: Fransızca certificat
-
[isim]
Bakınız öğrenim belgesi
-
Kişinin bilgi gerektiren herhangi bir konuda niteliğini gösteren belge
-
[isim]
Bakınız öğrenim belgesi
- SERTELMEK
-
-
[nesnesiz]
Direnci artmak
-
[mecaz]
Bakınız sertleşmek
-
[nesnesiz]
Direnci artmak
- SERTABİP
-
Kelime Kökeni: Farsça ser + Arapça ṭabīb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başhekim
-
[isim, eskimiş]
Bakınız başhekim
- SERTELME
-
-
[isim]
Sertelmek durumu
-
[isim]
Sertelmek durumu
- SERTLİK
-
-
[isim]
Sert, katı olma durumu; berklik
- "Derinin altında bir sertlik hissettim."
-
[mecaz]
Sert, kırıcı, katı davranış; şiddet, huşunet
- "Bir zamanlar, sertliğinden, karşında nefes alamazdık."
-
[jeoloji]
Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç
-
[dil bilgisi]
Bakınız tonsuzluk
-
[isim]
Sert, katı olma durumu; berklik
- SERTÇE
-
-
[zarf]
Sert bir biçimde
- "Elimi omzuna koyuyorum. İrkiliyor, sertçe çeviriyor bakışını."
-
[zarf]
Sert bir biçimde
- SERTAP
-
Kelime Kökeni: Farsça ser + tāb
-
[isim]
Mıklebin açıkta duran kısmı
-
[isim]
Mıklebin açıkta duran kısmı