Başında se olan 6 harfli 93 kelime var. Se ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde se olan kelimeler listesine ya da sonu se ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında se bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Se Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E S

2 Harfli Kelimeler

ES, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SELİMİ

Kelime Kökeni: Arapça selĮmĮ

  1. [isim] Padişah, sadrazam, vezir vb. devlet erkânının giydiği, üzerine beyaz tülbent sarılan, tepesi düz, üst kısmı daha geniş kavuk
    • "Vezirlerin selimî yahut kallavi giydikleri yerlerde reis efendi de selimî ve erkân kürkü giyerdi." (Necati Gültepe)
SENATO

Kelime Kökeni: İtalyanca senato

  1. [isim] Bazı ülkelerde yaş ve eğitimlerine göre seçilmiş parlamento üyelerinden oluşan meclis
  2. Üniversite yasasına göre seçilen ve rektör başkanlığında toplanan yüksek karar organı
  3. Senatörlerin toplandıkları yer
  4. [tarih] Eski Roma'da özellikle soylulardan oluşan yöneticiler meclisi
SENSİZ

  1. [zarf] Sen olmaksızın
SEYLAP

Kelime Kökeni: Arapça seyl + Farsça āb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız su baskını
SENSÖR

Kelime Kökeni: İngilizce sensor

  1. [isim] Bakınız duyarga
SEKENE

Kelime Kökeni: Arapça sekene

  1. [isim, eskimiş] Bir yerde oturanlar, sakinler
SEDALI

  1. [sıfat, dil bilgisi] Bakınız tonlu
SERACI

  1. [isim] Sera yapan kişi
  2. Serada turfanda sebze ve çiçek yetiştirip satan kimse
SEVMEK

  1. [-i] Sevgi ve bağlılık duymak
    • "Çok az lakırtı söylediği için sevdiği arkadaşları bile kendisini iyice anlayamamışlardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Birine sevgiyle bağlanmak; gönül vermek
    • "Ne kadınlar sevdim zaten yoktular / Böyle bir sevmek görülmemiştir" (Attilâ İlhan)
  3. Çok hoşlanmak
    • "Bazıları entari üstüne kürk giymeyi daha çok severlerdi." (Refik Halit Karay)
  4. Bakınız okşamak
  5. Yerini, şartlarını uygun bulmak
    • "Bu ağaç nemli ortamı sever."
SERVİS

Kelime Kökeni: Fransızca service

  1. [isim] Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti
  2. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü
  3. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer
  4. Burada görevli kimselerin tümü
  5. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı
  6. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer
    • "Önce arabayı servis garajına çektik." (Çetin Altan)
  7. [spor] Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu
SEKTÖR

Kelime Kökeni: Fransızca secteur

  1. [isim] Bakınız kesim
    • "Özel sektör."
  2. [bilişim] Manyetik tamburun, manyetik diskin veya bir disk paketin üzerine yazılacak veriler için önceden hazırlanmış eşit boydaki alanlar, dilimler
SEKSEN

  1. [isim] Yetmiş dokuzdan sonra gelen sayının adı
  2. Bu sayıyı gösteren 80 ve LXXX rakamlarının adı
  3. [sıfat] Sekiz kere on, yetmiş dokuzdan bir artık
SEKSEK

  1. [isim] Zemine çeşitli şekiller çizildikten sonra taşları ayakla çizilen bölümler arasında sektirerek oynamaya dayalı bir çocuk oyunu
SERBAZ

Kelime Kökeni: Farsça serbāz

  1. [sıfat, eskimiş] Yürekli, yiğit, korkusuz (kimse)
SERKEŞ

Kelime Kökeni: Farsça serkeş

  1. [sıfat] Kafa tutan, başkaldıran
    • "Ün salmış nice serkeş efeleri kendime bent etmiş, nice açları doyurmuş, nice çıplakları giydirmiş." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SEVİYE

Kelime Kökeni: Arapça seviyye

  1. [isim] Bakınız düzey
    • "Eski güzel sakalını bile birkaç günlük uzunca bir tıraş seviyesine indirmiştir." (Reşat Nuri Güntekin)
SEKLEM

  1. [isim, ağızlardan] Kıldan, yünden dokunmuş çuval
  2. [sıfat] On batman (un, vb.)
SERMEK

  1. [-e, -i] Kurutmak için asmak
    • "Kar gibi çamaşırları serip eve döndü." (Oktay Rifat)
  2. Göstermek amacıyla asmak veya yaymak
    • "Çeyiz sermek."
  3. Düz bir yere yaymak
    • "Üzüm sermek. Bulgur sermek."
  4. Açarak yaymak veya döşemek
    • "Çerçeveli çerçevesiz bir sürü fotoğraf çıkarıp masanın üzerine serdi." (Aka Gündüz)
  5. Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek veya hırpalamak
    • "Onun için bir an önce leşlerini köpek leşi gibi İstanbul'un çamurlu kaldırımlarına sermek zamanı gelmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. [mecaz] Boşlamak, savsaklamak
SEKTER

Kelime Kökeni: Fransızca sectaire

  1. [sıfat] Başkalarının siyasi, dinî vb. düşüncelerine, inançlarına karşı çıkan, katı ve hoşgörüsüz davranan (kimse)
  2. Katı, hoşgörüsüz (düşünce, tutum)
SEÇKİN

  1. [sıfat] Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; değme (II), mümtaz, güzide, mutena
    • "Burası seçkin konukların ağırlandığı yerdi." (İhsan Oktay Anar)
  2. Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup); elit
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü