Başında se olan 6 harfli 93 kelime var. Se ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde se olan kelimeler listesine ya da sonu se ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında se bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Se Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ES, SE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SELİMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça selĮmĮ
-
[isim]
Padişah, sadrazam, vezir vb. devlet erkânının giydiği, üzerine beyaz tülbent sarılan, tepesi düz, üst kısmı daha geniş kavuk
- "Vezirlerin selimî yahut kallavi giydikleri yerlerde reis efendi de selimî ve erkân kürkü giyerdi."
-
[isim]
Padişah, sadrazam, vezir vb. devlet erkânının giydiği, üzerine beyaz tülbent sarılan, tepesi düz, üst kısmı daha geniş kavuk
- SENATO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca senato
-
[isim]
Bazı ülkelerde yaş ve eğitimlerine göre seçilmiş parlamento üyelerinden oluşan meclis
-
Üniversite yasasına göre seçilen ve rektör başkanlığında toplanan yüksek karar organı
-
Senatörlerin toplandıkları yer
-
[tarih]
Eski Roma'da özellikle soylulardan oluşan yöneticiler meclisi
-
[isim]
Bazı ülkelerde yaş ve eğitimlerine göre seçilmiş parlamento üyelerinden oluşan meclis
- SENSİZ
-
-
[zarf]
Sen olmaksızın
-
[zarf]
Sen olmaksızın
- SEYLAP
-
Kelime Kökeni: Arapça seyl + Farsça āb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız su baskını
-
[isim, eskimiş]
Bakınız su baskını
- SENSÖR
-
Kelime Kökeni: İngilizce sensor
-
[isim]
Bakınız duyarga
-
[isim]
Bakınız duyarga
- SEKENE
-
Kelime Kökeni: Arapça sekene
-
[isim, eskimiş]
Bir yerde oturanlar, sakinler
-
[isim, eskimiş]
Bir yerde oturanlar, sakinler
- SEDALI
-
-
[sıfat, dil bilgisi]
Bakınız tonlu
-
[sıfat, dil bilgisi]
Bakınız tonlu
- SERACI
-
-
[isim]
Sera yapan kişi
-
Serada turfanda sebze ve çiçek yetiştirip satan kimse
-
[isim]
Sera yapan kişi
- SEVMEK
-
-
[-i]
Sevgi ve bağlılık duymak
- "Çok az lakırtı söylediği için sevdiği arkadaşları bile kendisini iyice anlayamamışlardı."
-
Birine sevgiyle bağlanmak; gönül vermek
- "Ne kadınlar sevdim zaten yoktular / Böyle bir sevmek görülmemiştir"
-
Çok hoşlanmak
- "Bazıları entari üstüne kürk giymeyi daha çok severlerdi."
-
Bakınız okşamak
-
Yerini, şartlarını uygun bulmak
- "Bu ağaç nemli ortamı sever."
-
[-i]
Sevgi ve bağlılık duymak
- SERVİS
-
Kelime Kökeni: Fransızca service
-
[isim]
Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti
-
Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü
-
Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer
-
Burada görevli kimselerin tümü
-
Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı
-
Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer
- "Önce arabayı servis garajına çektik."
-
[spor]
Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu
-
[isim]
Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti
- SEKTÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca secteur
-
[isim]
Bakınız kesim
- "Özel sektör."
-
[bilişim]
Manyetik tamburun, manyetik diskin veya bir disk paketin üzerine yazılacak veriler için önceden hazırlanmış eşit boydaki alanlar, dilimler
-
[isim]
Bakınız kesim
- SEKSEN
-
-
[isim]
Yetmiş dokuzdan sonra gelen sayının adı
-
Bu sayıyı gösteren 80 ve LXXX rakamlarının adı
-
[sıfat]
Sekiz kere on, yetmiş dokuzdan bir artık
-
[isim]
Yetmiş dokuzdan sonra gelen sayının adı
- SEKSEK
-
-
[isim]
Zemine çeşitli şekiller çizildikten sonra taşları ayakla çizilen bölümler arasında sektirerek oynamaya dayalı bir çocuk oyunu
-
[isim]
Zemine çeşitli şekiller çizildikten sonra taşları ayakla çizilen bölümler arasında sektirerek oynamaya dayalı bir çocuk oyunu
- SERBAZ
-
Kelime Kökeni: Farsça serbāz
-
[sıfat, eskimiş]
Yürekli, yiğit, korkusuz (kimse)
-
[sıfat, eskimiş]
Yürekli, yiğit, korkusuz (kimse)
- SERKEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça serkeş
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- "Ün salmış nice serkeş efeleri kendime bent etmiş, nice açları doyurmuş, nice çıplakları giydirmiş."
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- SEVİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça seviyye
-
[isim]
Bakınız düzey
- "Eski güzel sakalını bile birkaç günlük uzunca bir tıraş seviyesine indirmiştir."
-
[isim]
Bakınız düzey
- SEKLEM
-
-
[isim, ağızlardan]
Kıldan, yünden dokunmuş çuval
-
[sıfat]
On batman (un, vb.)
-
[isim, ağızlardan]
Kıldan, yünden dokunmuş çuval
- SERMEK
-
-
[-e, -i]
Kurutmak için asmak
- "Kar gibi çamaşırları serip eve döndü."
-
Göstermek amacıyla asmak veya yaymak
- "Çeyiz sermek."
-
Düz bir yere yaymak
- "Üzüm sermek. Bulgur sermek."
-
Açarak yaymak veya döşemek
- "Çerçeveli çerçevesiz bir sürü fotoğraf çıkarıp masanın üzerine serdi."
-
Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek veya hırpalamak
- "Onun için bir an önce leşlerini köpek leşi gibi İstanbul'un çamurlu kaldırımlarına sermek zamanı gelmişti."
-
[mecaz]
Boşlamak, savsaklamak
-
[-e, -i]
Kurutmak için asmak
- SEKTER
-
Kelime Kökeni: Fransızca sectaire
-
[sıfat]
Başkalarının siyasi, dinî vb. düşüncelerine, inançlarına karşı çıkan, katı ve hoşgörüsüz davranan (kimse)
-
Katı, hoşgörüsüz (düşünce, tutum)
-
[sıfat]
Başkalarının siyasi, dinî vb. düşüncelerine, inançlarına karşı çıkan, katı ve hoşgörüsüz davranan (kimse)
- SEÇKİN
-
-
[sıfat]
Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; değme (II), mümtaz, güzide, mutena
- "Burası seçkin konukların ağırlandığı yerdi."
-
Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup); elit
-
[sıfat]
Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; değme (II), mümtaz, güzide, mutena